Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,96 / Satış: 3,97
€ EURO → Alış: 4,65 / Satış: 4,67

Diyanet Doğruyu Buldumu Ne?

Yüksel Coşkun
Yüksel Coşkun
  • 21.08.2017
  • 697 kez okundu

Saygıdeğer Okurlar,

Amerika, İngiltere, Almanya ve Türkiye üst düzey yöneticilerinin bir arada görüşmeler yaptığı toplantıda, gündemdeki konular bittikten sonra iş sohbete gelir.

Sohbetlerinin sonlarına doğru ülkelerindeki insanların, çalışanların yaşam standartlarını konuşmaya geçerler.

Amerika başbakanı, yaptığımız araştırmalar neticesinde 4 kişilik bir ailenin aylık gideri 2.500 dolar, biz onlara 3.500 dolar veriyoruz, onların 1.000 dolar ile ne yaptığını bilmiyoruz.

İngiltere başbakanı ise, bizim yaptığımız araştırmalara göre 4 kişilik bir ailenin aylık gideri 2.000 sterlin, biz onlara 3.000 sterlin veriyoruz, 1.000 sterlin ile ne yapıyorlar onu bilmiyoruz.

Almanya başbakanı da, bizim yaptığımız araştırma ile 4 kişilik bir ailenin harcaması 2.000 Euro, biz onlara 3.000 Euro veriyoruz, arta kalan 1.000 Euro ile ne yaptıklarını bilmiyoruz.

Sıra Türkiye başbakanına gelmiş, o da yaptığımız araştırmalar neticesinde 4 kişilik normal bir ailenin aylık gideri 2.500 lira, biz onlara 1.500 lira veriyoruz, ama onların, 1.000 lirayı nasıl bulduğunu inanın bilmiyoruz demiş.

Evet, Saygıdeğer Okurlar,

Yukarıdaki anekdot bu haftaki yazıma bir örnek olduğu için sizinle paylaşayım istedim.

18 Ağustos 2017 Cuma günü her zaman ki gibi camiye erken giderek merkezi yayınla vaaz veren müftülük yetkilisinin konuşmalarını dinleyeyim dedim.

Genelde aptesimi uzun çarşının içindeki Semerciler camisinde alır konuşmalar beni açmazsa yürüyerek başka bir camide namazımı kılardım.
Aptes alırken daha sonradan öğrendiğim Antakya Merkez İlçe Müftüsünün konuşmalarını duyduğum ve hoşuma gittiği için içeriye geçerek dinlemeye devam ettim.

İnanın uzun zamandır duymak istediğim şeyleri duyunca kendi kendime işte Diyanetin asli görevlerinden en önemlisi bu diyerek çok mutlu oldum.

Öncelikle onlara buradan bu konuşmaları geç de olsa yapmış olduklarından dolayı teşekkür ediyorum.

Kısaca konuşmaların neyi içerdiğini başlıklarla belirtmek gerekirse;

Güzel ahlaklı ve dürüst olmak
Rüşvet almak rüşvet vermek
Kul hakkı yememek
Dinimizi Resulullah Efendimiz (s.a.s)gibi yaşayan Namuslu bir mümin olmak
Yani daha açıkçası dinimiz gereği ve Merkez İlçe Müftüsünün vaazda “Müslüman Gibi Yaşamayı Öğrenelim” dediği gibi olmak.
Buraya kadar her şey güzel ve doğru,

Peki, “Müslüman Gibi Yaşamayı Öğrenelim” derken son yıllarda gün geçtikçe insanların dejenere olması, bozulması ve yukarıda başlıklarını vurguladığım konularla ilgili nefislere hâkim olunamıyorsa ve bu konuda zafiyet artıyorsa Sayın Yetkililer sizler ne iş yaparsınız diye soran olmadı mı?

%99’u Müslüman olan bir ülkede 100 Bin’e yakın Cami ve bu Camilerde namaz kıldıran imamı ve müezzinine ayrılan 5 Milyar 474 Milyon olmak üzere toplam 6 Milyar 867 Milyon ile 2017 yılı itibariyle 12 Bakanlığın ve Başbakanlığın 4 katından fazla bütçeyi,

Ayrıca her hafta namaz çıkışlarında 100 Bine yakın Camilerden yardım adı altında tahmini olarak ortalama aylık en az 60 Milyon lira (Hac, Umre, Kurban bunları katmıyorum) toplayan ve kullanan bir teşkilat var iken
Ve bunun karşılığında bu ülke dünyada,
Ahlaksızlık,
Yolsuzluk,
Dolandırıcılık ve
Yalancılıkta ilk 10 içerisinde olduğu tespit edilmişse,
“Müslüman Gibi Yaşamayı Öğrenelim” diyen yetkililere, Müslüman bir vatansever olarak öncelikle ben sorduğum gibi,

Şu ana kadar bu ülke insanına yıllardır neyi öğrettiniz diye size sorabileceklerini hiç aklınıza getirmediniz mi?

Bu konu ile ilgili tek yetkili sizler iseniz, ben tabii ki sizleri olduğuna inanıyorum.

Peki, sizin dışınızda meydanı doldurmaya çalışanlara ve bu şekilde dinimizi istismar edenlere inanılmaması gerektiğini vaazlarda anlatmanız gerekmiyor mu?

Bu konu ile ilgili daha fazla rahatsızlık vermeden ve kimseyi yargılamadan şunları belirterek yazımı toparlamak istiyorum.

Ben Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda yürüyen, dinimizi elimden geldiği kadar düzgün yaşamaya çalışan ve kendimi bu ülkeye karşı sorumlu hisseden sade bir vatandaşım.

Hepimiz insanız ve hiçbirimiz dört dörtlük değiliz.

Hepimizin yanlışı olabileceği gibi bizleri yönetenlerinde yanlışı olabileceğine inanıyorum.

Fakat bizi yönetenlerin, toplum önünde olanların ve böyle konularda yetkili olanların hata yapma ve yanlış yapma lüksleri olmadığı gibi “Balık Baştan Kokar” söylemine kötü örnek gösterilmemeleridir.

Bu arada Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü buradan bir kez daha rahmetle anarken Din ve Devlet işlerinin ayrı olmasındaki haklılığının teslim edilmesi ve uygulanması gerektiğine inanıyorum.

Yukarıdaki anekdot da yazıldığı gibi maalesef ki kabul etmek istemesek de ülkemizin geldiği son durum bu,

Ölmüşle olmuşa çare olmadığı gibi bu durumu düzeltmenin yolu vaazlarda sıklıkla bahsedilen peygamberimizin yaşadığı sıkıntı ve zorluklara fazla yer vererek değil,

“Müslüman Gibi Yaşamayı Öğrenelim” söylemine uygun Cuma günkü vaaz sayılarının çoğalması, yaşadığımız yıllara uygun olarak insanların bilinçlendirilmesi ve bunu öğretecek en yetkili kurumun kendileri yani Diyanet olduğunu anlatmalarıdır.

Ayrıca dinimizi kullanarak din istismarlığı yapıp boş bırakılan meydanlarda dolaşarak kendine rant sağlayanları afişe ederek geçit vermemeleridir.

Saygılarımla
DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEYE EVVELA KENDİNDEN BAŞLAYACAKSIN
AKSİ HALDE NE HÜKMÜN KALIR, NE DE CİSİMİN

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ