Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,32 / Satış: 5,34
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08

Ahlak Bir Bütündür Çeşitliliği Yoktur

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 21.11.2018
  • 285 kez okundu

Devletleri yöneten demokratik rejimler aynı zamanda birer ahlak sistemidir. Bir toplumu bir araya getiren ortak değerler siyasi olduğu gibi ahlaki olarak erginleşip kendi kendine yeter hâle gelerek kök salar. Bu kök felsefi ve siyasi düşünce tarzı itibariyle iyi huyludur.

İyi huylu bu kök sarmalı, fertlerin iyi ve dürüst davranış yollarını kendiliğinden bulabilir hâle gelmiş olduğu esasına dayanan bir rejim ve demokratik izdüşümün bir örneğidir. Düzenli bir toplum hayatı yaşayabilmek için, vesayete muhtaç olmayan insanların rejimi, demokrasi felsefesi ile yakından ilintilidir.

Böyle bir rejimle idare edilen ülkelerin üyeleri, yönetici sıfatında olanların uymaları gereken ahlâk kurallarına ne dereceye kadar uyduklarını, saygı gösterdiklerini bilmek zorundadırlar. Demokratik sisteme sahip olmanın, aynı zamanda sahiplenmenin gereklerinden biri budur.

Birçok açıdan, bu memlekette ağır aksak yürüyen demokratik rejimi olgunlaştırmayı aklına koymuş bir halk olarak, hepimizin, idare başına getirdiğimiz insanların ahlâk anlayışı ve ahlaki davranışı ile yakından ilgilenmemiz kaçınılmazdır.

Bugün her partiden siyasi aktörler, ahlâkın kavramını dillerinde pelesenk haline getirmişler. Dikkat ediniz.. Hemen hemen her grup konuşmalarında, kürsüden ahlak ve adalet dersi veren birilerini görecek, duyacak ve okuyacaksınız. Durmadan rakip partinin her atılımında, her söyleminin içinde ahlak zafiyetine, adalet eksikliğine olan tepkileri duyacaksınız.

Fakat madalyonun öteki yüzü, hiçte ahlak müşavirlerinin adalet temsilcilerinin söylemleri gibi durmuyor..

Onların zaviyesinin belirleyici öğeleri dört ‘’M’’ üstüne bina edilir. “Menfaat’’, ‘’Mevki’’, ‘’Mevzi’’, ‘’Makam’’. Bu dört ‘‘M’’ siyasi strateji ve taktik bakımından son derece hayat memat meselesi yapılır.

Bu dört ‘’M’’nin kazanılması ve elde tutulması için ,bir çok değerler gölgelerin ardına atılır. Partili partisiz her kesimin bu gölge oyununun görmezden gelmesini beklerler.

Onlar için ‘’Hasıla’ önemlidir. Maksatların hasıl olmasını sağlayan kurnazca oyunları buyruk gibi sunan tertipler kurarlar. Büyük prensiplerin küçük prensipleri yutmasını, deniz dibinde büyük balıkların küçük balıkları yutması kadar olağan bir tabiat olayı sayarlar. Siyasetin çirkin şeklini ahlak ambalajıyla süslerler.

Toplumun fertleri gözünde hiç ahlâkî sayılamayacak bir harekete, yani menfaatlerine yöneltilen bir tehdit karşısında vicdanen doğru bulmadıkları kararlar olsa da tasdik ederler. Siyasetin aktif elemanlarının çoğu suskunluğa boğulurlar.

Hatta bir adım ilerisinden bakarsak bazı akademisyen siyasi aktörlerin aktif siyaset ile ilgileri olmadan önce yazdıkları kitaplarının içeriğinde ve makalelerinin satırlarında, yazdıkları ile tavırları arasında yüz seksen derecelik farkın rahatsızlığıyla karşılaşırsınız.

Partinin adı sanı ne olursa olsun, ister adalet, ister demokratik, ister milliyetçi veya cumhuriyet olsun, hepsinin temelde liderlere itaat etmesi ve emirlere uyması istenir. Böylelikle bir partide tesanütün idamesine yardımcı olması gibi bir hareket beklerler. Bu tesanütün karşılıklı çıkar ilişkisiyle mükâfatlandırılması vaka-ı adiyeden biridir.

Ahlakın toplumda kabul görmüş ortak değerleri varken, siyaset dünyasında tatbik edilen hali bizlere ahlak olarak yutturulmaya çalışılıyor. Güncelde kısaca yerel seçimler ile ilgili parti merkezlerinin ve adayların duruşlarına bakmanız yeterli olacaktır. Zihniyetlerini ve hizmetlerini kıyasıya eleştirdikleri rakip partilerin adaylarına, kendi bayraklarını teslim eden ve baş döndüren bir trafiğin içinde bulunuyoruz.

Aynı tablo aday olanlar için de geçerli bir durumdur. Yıllar yılı rakip partiye saydıran hırçın söylemleri bu kadar aleniyet kazanmışken, saydırdığı partinin rozetini yakasına acaba nasıl yakıştıracak diye kendime sormadan edemiyorum.

Ahlak temel değer yapısı itibariyle bir bütündür. Bu parçalara ayırmak, çeşitlendirmek, isimlendirmek veya kategorize etmek mantıksızdır. Siyasi ahlak, kişisel ahlak, ticari ahlak gibi adlandırmalarla bizlere empoze etmeye kalkışmak, en hafif ifadeyle bilgisizliktir. Beyhude saptırma girişimidir.

Ahlak ya vardır ya da yoktur.

Ahlak değerlerinin ipine tutunan bir kişi, siyasette de, ticarette de, özel hayatta da o ipi sıkı sıkıya tutar, bırakmaz.

En ufak şaşkınlık veren olaylarda, Allah akıl, fikir versin diyoruz. Biraz da bazılarına, Allah Ahlak versin temennisinde bulunursak acaba nasıl olur?

i.karaoglan@superonline.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ