Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 4,75 / Satış: 4,76
€ EURO → Alış: 5,49 / Satış: 5,51

Antakya Felsefe Akademisi’nden Günümüze…

Mehmet Karasu
Mehmet Karasu
  • 09.06.2018
  • 313 kez okundu

30 Kasım 2006 Perşembe günü, Çukurova Üniversitesi’nde, saat 10.00’da “Dünya Felsefe Günü Etkinlikleri” başladı, 2 Aralık Cumartesi günü saat 14.00’te Antakya’da, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Salonu’nda devam etti.

Çukurova Üniversitesi, Türkiye Felsefe Kurumu, Türkiye Yazarlar Sendikası Hatay il Temsilciliği’nin organize ettiği; Ahmet İnam, İoanna Kuçuradi, Adnan Gümüş, Betül Çotuksoken, Enver Ercan, Mustafa Günay, Salih Bolat, Uluğ Nutku ve Çetin Yiğenoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı etkinlik sanırım Antakya’da bir ilkti.

Etkinlik, ilk olmasına rağmen ilgi olağanüstüydü. Salonda izdiham yaşandı. Bunun yanı sıra yüzlerce felsefe dostu yer bulamadığı için söylene söylene binadan ayrıldı.

Bir felsefe toplantısına gösterilen ilgi bizi cesaretlendirdi ve toplantıları en az ayda bir düzenli olarak tekrarlama kararına götürdü. Ve 2006 yılından bugüne kadar onlarca felsefe toplantı sı gerçekleştirdik.

Felsefe, insanların nedense küçümsedikleri ama bir türlü vaz geçmedikleri yaşamsal bir şey. Filozoflar antik çağdan itibaren dünyayı anlamaya, açıklamaya çalışmışlardır.

Uygarlıkların beşiği Antakya, aynı zamanda felsefenin de ortaya çıkıp geliştiği ve yayıldığı kadim bir kent.

Antik çağda felsefe bakımından en önemli kentlerden biri de hiç kuşkusuz Antakya’dır.

Antakya Akademisi, ülkemizdeki birkaç Felsefe okulundan biriydi ve en önemlilerindendi. Felsefe toplantılarımıza gösterilen büyük ilgi, Antakya Akademisi’ni günümüzde yaşatma düşüncesine götürdü ve 2009 yılından bu yana toplantılarımızı akademi bünyesinde gerçekleştiriyoruz.

Soteria Mozaiğini de kendimize logo yaptık.

Antakya tarihine ilişkin pek çok şey söylenebilir ancak burada Antakya Felsefe Akademisi’ne bir kez daha dikkat çekmek istiyorum.

Antakya Akademisi’nin en önemli üç filozofu, 4. yüzyılda yaşamış ve bir piskopos olan John Chrysostom (soyadı “altın-ağızlı” anlamına gelen) ile Libaniyos ve Apollinarius’tur.

“Kilikya bölgesinin felsefe okullarıyla anılan önemli kentlerinin başında Tarsus ve Antakya gelmektedir. Tarsus’un felsefe okullarına ve yetiştirdiği filozofların varlığı M.Ö. 3 yüzyıla kadar uzandığı bilinmektedir. Bu anlamda Antik çağda Antakya gibi tarihi önemli bir kentte Roma döneminde eğitim veren okullar ve felsefe okulları vardı. Bunlara dair somut bilgilere sahip değiliz. Antakya’da felsefe okullarının varlığına ise, somut olarak daha çok M.S.’ki yüzyıllarda rastlanmaktadır. Daha doğuda ise Eddesa (Urfa) Okulu vardı.” (Uğur Pişmanlık)

Antik Çağ’da Antakya en önemli filozoflardan biri Libanius’tur. İlk eğitimini antakya’da almış olan “Libanius’un hitap ettiği kentler, Atina, İstanbul, Antakya idi. Libanius, M.S. 314 yılında senatör ailesinin çocuğu olarak Antakya’da doğdu. Daha sonra öğrenimini devam ettirmek için M.S. 336 yılında Atina’ya gitti. Burada öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul’da öğretmenlik mesleğine başladı ve bir süre burda öğretmenlik yaptıktan sonra doğduğu şehir olan Antakya’ya M.S. 354 yılında yerleşti. Libanius, aileisinin seçkin sınıftan olmasının etkisiyle Antakya’da pagan düşüncesine sahip en önemli kişiydi. Libanius, Antakya’da Grek-Roma eğitim sistemine dayalı bir okul kurdu.

Toplumsal yaşamın ileriye doğru değişip dönüşmesinde ve daha güzel bir dünya yaratılmasında felsefenin ve felsefe adına çabaların yol göstericiliği önem kazanmaktadır. (Uğur Pişmanlık’ın yazısından yararlanılmıştır)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ