header-reklam
Bugün… SON YAZIM…

tameryazar@yahoo.com



Bugünden itibaren yazılarıma son veriyorum. Yok, TEMELLİ değil, 1 hafta… 2016’nın son haftasını dinlenmek için kullanacağım. Aslında kendimi nadasa çekeceğim. YORULDUM, desem… Hatta kelimelerin cevapsızlığından SIKILDIM desem… Ama ALIŞTIM diye de eklesem…

Herkes minik de olsa MUCİZELER olsun ister ya, benim hikâye de öyle başladı… Ne kişi ne de kurum oldu hedefimizde o yüzden, ama bu şehir oldu, daha iyi bir yaşam oldu, sorunsuz hayatlar oldu, hak edilmişlerin teslimi için çaba oldu, yoksulun umudu oldu, o umuda omuz veriş oldu, kiralık kalemlere inat bağımsız bir ilerleyiş oldu…

Sorun bakalım, ne kadar MUCİZE gerçekleştirebilmişiz diye !!!

Aslında ÇOK, sessiz sakin de olsa, ÇOK…

Öyle ki, düne göre daha kalabalığız…
Düne göre çok daha cesur ve çok daha dikiz…
Korkmuyoruz, ayağa kalkmak için beklemiyoruz…

O MUCİZELER için ayağa kalkışın hikâyesinde dururken, herkesin, elindeki o bir tek kalemle hayat adına bir şeyler karalama zorunluluğu olduğunu biliyoruz çünkü… Aksi halde hiçbir şeyin değişmeyeceğini de…

Biraz da bu yüzden, bu köşe, SİZİN…
Parçası olduğunuz yaşam gibi, SİZİN…

Paulo COELHO güzel söylemiş…

…Er ya da geç, bir şeylerin bir parçası olduğumuzu hissederiz. Bunun ne olduğunu mantıkla anlayamasak bile, geleneğin dediğine bakılırsa, her birimiz, var oluşumuzun gerçek sebebini ölmeden bir saniye önce anlarmışız.
Cehennem, o kısacık anda geriye bakıp, hayat denen mucizeye anlam katma fırsatını kaçırmış olduğumuzu anlamakmış. Cennet ise, o an, ‘Hatalarım oldu, fakat hiç korkaklık etmedim, hayatımı yaşadım, ne yapmam gerekiyorsa yaptım’ diyebilmekmiş.

Bunu yaptık biraz da…
Yapmamız gerekeni yaptık…
Korkaklık etmedik, hayatı yaşadık…
Yaşanması gereken hayatları selamladık…

Ama kelimelerimiz korkutmuş da olabilir !

Hani Halil CİBRAN’ın dediği gibi…

“Ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim… Çünkü sözlerim, senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden… Yaptıklarımsa, umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir…
Bana kulak ver, sana ses vereyim…”

Ama biz bir şey daha dedik o SES adına…
Hayat’ın, bugün ‘VAR’ yarın ‘YOK’ haline…

Parmaklarımızın arasından bir gün kayıp da gideceklere…

Ardından Şems TEBRİZİ’yi hatırladık…

Ve dedik ki;

…En usta hırsız hayattır. Verdiği hiçbir sözü tutmaz! Hayallerin uçup gider zaman içinde... O hiç aldırmaz. Yıldızlı gece gibi aldatır seni... Sabah kayıp gideceğini duyurmaz... Ve hayat öyle bir hırsızdır ki... Seni senden çalar, haberin olmaz... O yüzden, bugün zor kazandığın hiçbir şeyi KOLAY kaybetme…

Siz de kaybetmeyin… Sizden bir gün gidecek o VAR’la YOK arasındaki hayat adına verdiğiniz mücadeleden vazgeçmeyin… Kelimelerimizin cevapsızlığında ilerlese de bu KÖŞE, ufak mucizelere olan inancınızı koruyun…

Niye mi ?

Çünkü…

Düne göre daha kalabalığız…
Düne göre çok daha cesur ve çok daha dikiz…
Korkmuyoruz, ayağa kalkmak için beklemiyoruz…