Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,88 / Satış: 3,89
€ EURO → Alış: 4,57 / Satış: 4,59

Bir Avuç Toprak

Yüksel Coşkun
Yüksel Coşkun
  • 13.11.2017
  • 200 kez okundu

Saygıdeğer Okurlar,

Tarih : Mart 1915
Yer: Zığındere Sargı yeri Sahra Hastanesi

Cephede yapacağı bütün kahramanlıkları sergiledikten sonra elinde kalan bir tek canını da vermekten çekinmezcesine kendisini öne atan ve aldığı yaralarla sargı yerine getirilen binlerce Mehmetçiğin bulunduğu yer,
Etraf yaralılarla dolu, vücudundan oluk gibi kan akanlar, kolu bacağı kopmuş bir şekilde sürünenler, inleyenler ve daha neler…

Bunlar gibi biride onların arasına bırakılıyor.
Sessiz sakin etrafı süzüyor.
Durumunun ümitsiz olduğunun o da farkında.
Çevrede hastaların etrafında, onlara yardım etmek için çırpınan insanlar var.

Ama bazı hastaların durumları o kadar feci ve içler acısı ki yürekleri parçalansa da ellerinden bir şey gelmiyor.
Az sonra çevredeki bütün yaralılara verdikleri gibi onunda yanına gelip bir parça ekmek uzatıyorlar. Kursağına nice zamandır lokma girmemiştir.

Ekmeği tam ağzına götürecek iken bir anda duruyor ve yanında duran Mehmetçiğe geri veriyor. Ekmeğin geri iade edildiğini gören asker arkadaşları, kendisine ekmeği yemesi konusunda ısrar ediyorlar.
Bunun üzerine insanın tüylerini diken diken eden şu yiğitçe sözlerle karşılık veriyor.

“Kardeşlerim!
Bu ekmeği benim yemem doğru değildir.
Çünkü benim ölümüm iyice yaklaşmış bulunmaktadır.
Alın bu ekmeği, düşmana karşı çarpışacak yiğitlere, kardeşlerime yedirin de ekmek boşa gitmesin.”

İnsanın tüylerini diken diken bu sözlerin sahibinin;
Adı: Hüseyin
Soyadı: Varlığım Türk varlığına ve bu vatana armağan olsun diyen yüz binlerce Mehmetçikten biri.
Kahraman atalarımızın, bu cennet vatanda özgür yaşamamız adına, zorluk ve yokluk içerisinde yaptıklarının karşılığında biz şimdi ne yapıyoruz.

Çöp tenekelerine atılan ekmekleri toplayarak evlerine götürüp çocukları ile paylaşanlar varken, günde 15 milyon ekmeği çöpe atıyoruz.

Üstü başı olmayan ve başka kıyafeti olmadığı için üstündekini sırtından çıkarmayanlar varken, etrafımıza şirin gözükmek için 2 günde bir kıyafet alıp hava atmaya ve gardıroplarda eskitmeye devam ediyoruz.

Yırtık veya delik ayakkabılarla okula giden çocuklarımız, şehitleri olan dedelerimiz ve çıplak ayaklarla dolaşan yetimlerimiz varken bahşiş vermede gösteriş budalası oluyoruz.

Aç susuz ve bir ekmeğe muhtaç insanlar varken, onlara istihdam yaratacak iş alanları kurmayıp, devletin malı deniz yemeyen keriz diye birbirimizi tahrik ediyoruz.

Devleti soymayı, doğmamış yetimlerin hakkını yemeyi bir marifet sayıyor, yemeyene de tu kaka diyoruz.
İşin en acı tarafı ise, şöyle geriye dönüp tarihimize ve bizden daha zor durumda olanların haline bakmıyor, bu şekilde doğru mu yapıyoruz diye de kendi kendimize sorup kendimizi sorgulamıyoruz.

Evet saygıdeğer okurlar,

Bir el uzantısı kadar yakın olan tarihimizdeki isimsiz kahramanların bizler için yapmış olduklarını unutup seyr-i aleme dalmamızın ne kadar üzüntü verici olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Öldüğümüzde götüreceğim 3 metrelik kefenden başka bir şey olmamasına ve mezara indirildiğinde bir avuç toprak atıldığını yaşarken görmemize rağmen bu hırs bu gözü dönmüşlük nedir anlamıyorum.

Ayrıca doğasını, sularını, bereketini bu kadar hoyratça, sorumsuzca, bilinçsizce kullanıp tahrip eden başka bir ülke olduğunu sanmadığım gibi,

Kısır çekişme, menfaat çatışması ve rant kavgası içerisinde devam ederek de gelecekteki çocuk ve torunlarımızın geleceğini karartıyoruz.

LÜTFEN!

Artık aklımızı başımıza alalım!!

Ve gelecek nesillere yaşanabilir özgür bir vatan bırakmak için birlik, beraberlik içerisinde bugünden itibaren doğru şeyler yapmaya başlayalım.

Bu duygu ve düşüncelerle ebediyete intikalinin 79.yıldönümünde sevgi, saygı ve özlemle andığımız Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük komutan, eşsiz devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, O’nun şahsında dava ve silah arkadaşlarını, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını bir kez daha sevgi, saygı, minnet, şükran ve rahmetle anıyor,

Hep birlikte O’nun fikir ve eserleri üzerinde yeniden düşünülmesi ve O’nun mücadele heyecanının yeniden yaşanılması gerektiği unutmadan değerini ve güncelliğini hiçbir zaman kaybetmeyen temel felsefesini doğru ve bir bütün olarak yeniden anlamaya çalışmalıyız diyorum.

Saygılarımla,

İNSANLAR BU KADAR KİRLİ OLMASAYDI,
BELKİ YAĞMURUN YAĞMASINA DA GEREK KALMAZDI!!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ