Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,86 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,55 / Satış: 4,57

Bir Türlü Önlenemeyen Utanç

Mehmet Özgün
Mehmet Özgün
  • 12.08.2017
  • 339 kez okundu

Kadına yönelik şiddet ve kadın ölümleri önlenemeyen bir utanç abidesi olarak ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor …

17 yıldır eşinden şiddet gören ve bu kabus dolu süre içinde 11 parmağını kaybeden, hem fiziksel hem ruhsal ağır bir travma geçiren Şanlıurfalı Gülfidan Sepil (35), mevcut utanç tablosunun son örneğini oluşturdu …

Türkiye, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet konularında maalesef iyi bir sınav vermiyor. 2017’nin ilk dört ayında 101 kadın öldürüldü. Dört ayda cinsel saldırıya ve tacize uğrayan kadın sayısı 68. Dahası 146 çocuk da cinsel istismara maruz kaldı …

Şiddet dendiğinde, ilk akla gelen fiziksel şiddet olur. Oysa fiziksel olmayan şiddet biçimleri de son derece yaygındır ve kadın ve kızlara çok zararlı etkileri vardır; örneğin hakaret, aşağılama, küçümseme, eve kapama, zorla cinsel ilişki kurma, ölümle tehdit etme, gibi. Bunlar genelde ülkemizde şiddet yaşayan ve uygulayan pek çok kişi tarafından şiddet olarak tanımlanmaz ve daha az önemsenir. Ama fiziksel şiddet dışında kalan şiddet ve baskı yöntemleri en az fiziksel şiddet kadar kısa ve uzun vadeli çok olumsuz izler bırakır …

Şiddet, insan yaşamının her alanında görülebilen ve dünyada giderek artan önemli bir toplum sağlığı sorunu olmasıyla dikkat çekiyor …

Türkiye’de 100 kadından 42’si eşinden veya birlikte olduğu kişiden fiziksel veya cinsel şiddet görüyor. Bu çok yüksek bir oran ve şiddete karşı yasal hakların mutlaka bilinmesinin gerekliliğini ortaya koyuyor …

Cumhuriyetin kurulması ile birlikte ‘Kadın Kakları ve Kadın Erkek Eşitliği’ konusunda çok ileri adımlar atıldı ama, günümüzde bu konuda hala sorunların yaşanması üzücü. Yasalar önünde kadın erkek eşit olmasına rağmen, erkek egemen anlayışın hakim olduğu güzel memleketimde bu eşitliğin ne kadar hayat bulduğu tartışma konusu …

Şiddeti bir nebze de olsa azaltabilmek için öncelikle var olan kalıplaşmış önyargıları bertaraf etmeli …

Şiddete karşı toplumsal ve bireysel düzeyde yapılabilecekler de mutlaka bilinmeli …

Bunlar, şiddete karşı farkındalık düzeyini yüksek tutmak, kadın ve erkeklerin eşit olduğu fikrine açık olmak ve inanmak, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçli ve duyarlı olmak, kadınların da birer birey olarak ulusal ve uluslararası yasal mevzuat hakları olduğunun bilincinde olmak, kadınları, toplumsal ve ekonomik hayatta aktif olmaları konusunda teşvik etmek, desteklemek şeklinde sıralanabilir …

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde, günümüzdeki siyasetçilerin eylem ve söylemlerinin de çok çok önemli olduğu unutulmamalı …

Atatürk’ün konu ile ilgili söylediği, günümüzdeki siyasetçilere örnek teşkil etmesinin dilediğim bu muhteşem sözü de kesinlikle akıllardan çıkarılmamalı: “Bir millet, kadın ve erkek denilen iki tür insandan oluşur. Kabil midir ki, bir kitlenin bir parçasını geliştirelim, diğerine müsamaha edelim de kitlenin bütünü ilerleyebilmiş olsun”…

‘Kadınlar olmasaydı biz de olmazdık’ anlayışının beyinlere kazınması, dünya genelinde ve ülkemizde kadına yönelik şiddetin bir an önce sona ermesi dileklerimle …

Sağlıcakla kalın …
antakyagazetesi@hotmail.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ