Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,36 / Satış: 6,38
€ EURO → Alış: 7,43 / Satış: 7,46

“Bul bir kaşalot toriğini işlet rap rap…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 31.05.2018
  • 651 kez okundu

Sizi bilmem ama ben Cem Karaca’yı ve şarkılarını çok severim. Şarkılarında duygu, devrimci ruh ve mizah iç içe olur. Bazen unutulsa da genel de insanı etkileyen ve tetikleyen bir yanı vardır. Başlıktaki söz de ona aittir. Şöyle der Cem Karaca;

“Hanimini hüppen dezigi banna rap rap

Tefeşle kayyuş illede kıtmir rap rap

Alavere dalavere kim ala da kim vere rap rap

Köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap

Bul bir kaşalot toriğini işlet rap rap

Bir koy üç al üçünüde beşlet rap rap

Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap”

Siyaset de işte böyle bir şey; “Bul bir kaşalot toriğini işlet rap rap…!” en geçerli slogandır. İş ortağınız, eşinizin göz bebeği kıramadığı bir konken arkadaşı, çantanızı taşımaya ve sizin evrak müdürlüğünüzü yapmaya her zaman hazır bir Hasodabaşı (Sarayda padişaha ait olan bölümlerin hizmetini gören kişilerin yöneticisi) sizin için yeterli olabilir. Olmadı bir de tarikat mensubunu da araya sıkıştırdınız mı tamam. Millet keriz ya. Nasıl olsa gidecek bir yerleri yok. Mecbur oy verecekler. Yeter ki siz “Toriğinizi işletin”.

Ya da diğerlerinde olduğu gibi “üç tane sizden zaten tanırsınız iki de araya bizden birini sıkıştırdık mı tamam”. Bunlar padişah efendimizin gözdesi olur; sakın ola ki “Naaayır…!” demeyesiniz. Sizin ekmeğinizi, ilacınızı veren; çalışmasanız da sigorta priminizi yatıran, veli nimetiniz, avantanızı kapıya kadar getiren manevi babanızın lafının üzerine laf olur mu. Size; “Köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap…!” şarkısını hergün söyleten. Ya kardeşim ne oluyor kim neler çeviriyor dediğinizde; “Alavere dalavere kim ala da kim vere rap rap…!” sözleriyle size yol gösteren yeni ruhani elçimizi incitmeyelim lütfen. Biliyorsunuz ki siz “haşmetbahap” asla üzülmemeli. Ve hatta mümkünse kırılmamalı. Siz onun için varsınız. O olmazsa sizin var oluşunuz bile tartışmalı ki zaten yok sayılırsınız. Varlığınız eğer o yüce insana bir anlam katıyorsa var olmaya devam etmelisiniz. Yoksa; “Yıkılsın meyhaneler”…

Ama gerçekten bütün bunların yanında buruk bir kalp kırıklığının garip öyküsü de var. Bence bu seçimlerin hit’i olmaya aday. Özel işleri konuşmayı sevmem ama bu iş biraz da ülkeyi yönetecek kişilerin seçilmesi statüsüne girecekse konuşmaktan da kaçınmam. Eşi milletvekili iken ondan resmen ayrılıp kent derebeyine koşup “intikam” istediğini söyleyen. Ve “eşten dolayı yakın arkadaş” olduğu kent derebeyinin “Bu iş yıkıla, bu hatun kişi eski kocanın yerine vekil ola” diye tehditler savurduğu, tehditlerinin yerine getirildiği zavallı bir kentten söz ediyorum. Televizyonlarda (Kanal D’de) içim buruk izliyorum. Şöyle diyor hanımefendi;
“Yerine seçildiğim kişinin (yani eski eşinin) milletvekilliği süreci senim itici gücümle olmuştur. Yerine geçtiğim bu milletvekilini oraya taşıyan alt arka taraftaki ilişkilerin benimle ilgili olduğunu herkes biliyor ve bir çok insan dedi ki neden abla sen değilsin. Ben insan biriktirdim. Biriktirdiğim insanları eski vekil (eski koca) adına yönlendiriyordum. Onun arkasında ben olmadan ciddi bir varlık gösteremediğini bütün toplum gördü.”

Evet inanmayacaksınız ama durum bu. Önce eski eşim, olmadı sonra sırada ben varım. O da olmadı yeğenlerim var daha sırada. Ve buna destek veren, onaylayan, arkasında duran bir yerel yönetim lideri bunun da arkasında bir de siyaset sorumluluğu. Ne diyordu üstat;
“Bir koy üç al üçünüde beşlet rap rap…!”

Türkiye’de seçim artık bir komedi. Kendisini eleştirmek için binasının önüne gelen partinin il ve ilçe örgütü mensuplarına; “Topu topu 71 kişi iyi ki listeyi bunların elinden alıp ben yapmışım” diyen AKP eskisi bir tiran. Ve bu tiranın böylesine at oynatmasına göz yuman sorumlu herkes. Kendi sorumluluğuna, kendi çocuklarına sahip çıkmayı bir türlü beceremeyen kocaman bir halk. Gezide yitirdiği çocuklarına; “Bunların alnı secdede mi öldü” diyerek ağız dolusu hakaret eden kişinin önünde çöken bir inanç topluluğu. Bir avuç menfaat uğruna diz çökenler. “Haksızlığın önünde eğilme hakkınla birlikte şerefini de kaybedersin” diyen Hazreti Ali’nin çocuklarının içler acısı hali.

Ne diyeyim; eğer böyle yaparsanız kaçınılmaz son daha çabuk gelir. Türkiye diktatörlüğün pençesinde kavrulup gider…. Dua edin ki şimdi Muharrem İnce var. Ve size namuslu ve dürüst bir seçenek sundu. Ancak hala üç kuruşluk çıkar ve menfaat uğruna ülkenizden vaz geçme noktasına gitmeye kararlıysanız.
Size yanıtı yine büyük usta verecek. Cem Karaca’nın yukarıda yer vermediğim şarkının bir sözü daha vardı.
“N’aber nitekim gene geldi şapka rap rap…!”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ