Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,34 / Satış: 5,36
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08

“Çekin ellerinizi Hatay’ın üzerinden… Bizi rahat bırakın…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 13.09.2018
  • 843 kez okundu

“5 Temmuz 1938 Salı günüydü… Kurmay Albay Şükrü Kanatlı’nın komutasındaki Türk tugayı sabah 5.00’da Payas’tan, 6.00’da Hassa’dan sınırı geçip Hatay’a girdi. Türk Ordusu’nun geleceğini duyan Hataylılar geceden sokağa fırlamış, sınıra koşuyorlardı. Antakya’da şehir tamamen boşalmıştı. Şehrin girişinde 80‐100 bin civarında bir kalabalık, orduyu bekliyordu. Türk Ordusu şehre girerken, tören alanında bir Fransız taburu da selam vaziyeti almıştı. Toplanan halktan büyük bir heyecanla, “Yaşasın Türk askeri… Yaşasın Atatürk…” sesleri yükseliyordu. Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki süvari birliği Reyhaniye’de Çatalhöyük Köyü’nde köprüden geçerken Mürseloğlu Kemal Bey, birliğin önünü kesip, ‘’Türk Ordusu Hatay’a girerse tek kızım Necla’yı kurban edeceğime ant etmiştim” diyerek Albay Şükrü Kanatlı’nın atının ayakları altına kızını kurban etmek için yatırdı. Albay atından atlayıp küçük kız çocuğunu kucağına aldı”. (Dr. Naim Babüroğlu)

“40 Asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz” diyen büyük önde Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkesine son armağanıdır Hatay. Yukarıda okudunuz satırlarda böyle anlatıldı Hatay’ın kurtuluşu. Dedem Hama’lı Türkmen Hasan Demirdöven ve Nenem Yayladağ Şenköylü Türkmen Peyker Demirdöven’in Antakya Şirince’deki evlerine saldırmıştı Fransız zaptiyesi. İşbirlikçi vatan hainleri ispiyonlamıştı dedemi “Çeteci, Kuvvayı Millliyeci” diye. Antakya’nın Fransız işgalinden kurtuluşu sırasında bugünkü Habib-i Neccar dağı direniş noktasıydı Antakyalılar için. Herkesin elleri tetikteydi. Kuvvacıların gözlerinde yaş doluydu. “40 asırlık Türk yurdunu düşman elinde bırakmamaya yemin etmiş” bir kurtuluş ordusu ölümüne çarpışıyordu. Fransız zaptiyesi nenem hamileyken evin damına ateş açmış ve 6 aylık çocuğunu düşürmüştü. Hem ağlardı nenem hem de “Bu vatana feda olsun, gitti kızanım” diye dert yanardı.

Biz böyle kurtardık Hatay’ı düşmandan. Huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşayan bu güzel kente “Doğunun Kraliçesi” diyerek uğruna eski Yunanlı şairlerin şiirler döşediği bu cennet topraklara kan ve gözyaşının girmesine, barıştan ve kardeşlikten ayrılmasına izin vermedik.

Az mı emek verdik bu memlekette. Dörtyol’da Küllük, Hassa’da Söğüt, Tiyek, Akbez ve Demrek, Kürtdağ’da Kazıklı, Kırıkhan’da Eşmişek ve Gümüşoluk, Antakya’da Şenköy, Büyükburç, Demirköprü, ve Narlıca gibi köyler Kuvayi Milliyenin karargâhı oldu.

Bakın bir tarihimize. Okuyun şunları teker teker; “Amerikalı subaylar Belen kazası Samanlı köyünden Mehmet Sarı Ağa’ya “Fransız mandasını mı? Yoksa İngiliz mandasını mı? İstersiniz.” Diye sordu. Bu soruya karşı Mehmet Sarı Ağa, “Daha başka manda taliplisi yok mu?” diye cevap verdi. ABD heyeti başkanı da “Evet bir de, Amerikan mandası var” diye manda teklifinde bulunması üzerine, Sarı Ağa: “Biz Türküz. Türk Devleti’ni istiyoruz. Başka bir devletin himayesine sığınmak istemiyoruz. Türk olarak doğduk, Türk olarak yaşadık ve Türk bayrağı altında öleceğiz. Başka bir devletin bayrağının altında gölgelenmek istemiyoruz.”

Peki Selim Çelenk’i unutmak mümkün mü. O yiğit Arap Alevi kardeşimi. Hatay’ın anayurda katılmasına kadar bir avuç dava arkadaşıyla o dönemde dünyanın en güçlü devletlerinden olan Fransız manda yönetimine kafa tutan, her tehlikeye pervasızca göğüs geren, kutsal davayı yazılarıyla ateşleyen bir kalem erbabı için yapılacak en güzel tanımlama bu idi herhalde: Savaşan Gazeteci…Öldüğü zaman TRT’de şu haber verilmişti; “Mücahid Gazeteci Selim Çelenk yaşamını yitirdi”. Bıraktığı gazetenin adı “Atayolu” oldu.

Alevisi ile Sünnisi ile Türküyle Arabıyla biz bu memleket için çok kan verdik, çok kan döktük.

Şimdi çıkmış herkes bir şey söylüyor. Yok Suriye Dışişleri Bakanı Muallim Hatay’a göz dikmiş, koca devletin paşası Necati Özgen hiç sıkılmadan çok rahatça “ABD-YPG tekrar koridor açarsa Hatay gider” dermiş. Sıkıysa kim gelirse gelsin ve elini uzatsın. Baldırı çıplak eşkıya sürüsü yüzde 1 Kürt nüfusu bile olmayan bu memlekete mi göz koyacak. Hatay; o güzeller güzeli harabeye çevrilen benim Mehmet Hayri dedemin de anavatanı olan bir Halep olmayacaktır, bir İdlip olmayacaktır. İsteyen gelsin denesin; tutabilecek misiniz Hatay’lıyı kendisine uzanan elleri kırmadan.

Demem o ki; rahat bırakın medeniyetlerin buluşma noktası bu güzel kenti. Kardeşliğin, barışın ve huzurun adıdır Hatay. Hani o kuş uçuran, Alpaslan’ın Malazgirtten yürümesini reklama çeviren ama söz konusu vatan olunca bir araya gelip “Hatay tehlikede” diyen AKP’li vekillerin aymazlıklarına ve tehditlerine de aldırmayın.

Hatay Türk’tür Türk kalacaktır. Bütün renkleriyle, kültürleriyle, inançlarıyla ve zenginlikleriyle bu coğrafyada yaşamaya devam edecektir…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ