Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,37 / Satış: 5,39
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

Ekonomik Kriz var mı?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 10.10.2018
  • 270 kez okundu

Toplumların geniş anlamda sosyal hayatlarını etkileyen faktörlerin birçoğu ekonominin seyri yakından ilgilidir. Takip edilen ekonomik politikalar halkın refah durumunu, alım gücünü, hayat standardını direkt olarak etkiler.

Sosyal veya siyasî alanda yaşanan herhangi bir istikrarsızlık ve belirsizlik ekonominin değerlerini al aşağı eder. Bu itibarla sosyal gelişmeleri ekonominin sac ayaklarından ayrı düşünmek mümkün değildir.

Ülkelerin ekonomi politikaları millî çıkarlar esas alınarak ve uzun vadeli planlamalarla belirlenir. Bu planların tatbik edilebilme imkanına kavuşması için yerli veya yabancı her yatırımcının görmek istediği kriterler var.

Bu kriterlerin başında güven vardır. Güven sağlamanın başat yolu hukukun üstünlüğü ilkesini pratikte uygulamaktır. Diğer başka husus öngörülebilir bir perspektif alanının yaşanıyor olmasıdır. Demokratik kültürü yerleşmiş ülkeler her yatırımcının tercih ettiği yerlerdir.

Günümüz dünyasında iktisadi mücadele ciddi boyutlara ulaşmıştır. Her ülke için iktisadî kalkınma ve sürdürülebilir temellerle büyümesi hayatî öneme sahip bir meseledir.

İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl Japonlar’ın deyimiyle “savaşların büyük ölçüde iktisadî sahada vukuu bulunulacağı’’ yüzyıldır.

Bu alanda takip edilen politikaların doğruluğu veya yanlışlığı bir ülkeyi gelişmişler kervanına katabileceği gibi, fakir ve muhtaç bir konuma da sürükleyebilir.

İçte halkın refah düzeyi ekonominin seyriyle doğru orantılı iken, dışarıda da bir ülkenin saygınlığını ve itibarını artık büyük ölçüde iktisadî kalkınmışlık seviyesi belirliyor. Bu noktada ekonomik gelişmeyi, teknoloji ve sanayi sahalarındaki atılımlarla beraber düşünmek gereklidir.

Küreselleşen dünyada, en gelişmiş 8 ülkesi (G-8) azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin deyim yerindeyse kaderine yön vermekte, siyasi, kültürel, hukuki her sahada bir abluka altına almakta. Bu ablukaya karşı muhatap ülkenin gücü ve elinde kozlar varsa, kendi kaderini kendi tayin edebilme şansı doğuyor. Yoksa, boyun eğmek zorunluluğu kaçınılmaz oluyor.

Yıllar öncesinden Türkiye’de ekonomik açıdan sıkıntı yaşanacağı yönünde uyarılarda bulunan uzmanlara hükümet yetkilileri kulaklarını tıkadı. Ekonomik krizin bizi kasırga gibi etkileyeceğini yazan çizenleri bilgisizlikle suçladı. Pembe tabloları çizenleri ise neredeyse aziz ve âlim ilan etti.

Bugün krizin derinliğinden, etkisinden, tahribatından ne kadar mustarip olduğumuz ayan beyan ortada iken, konkordato ilan eden firmaların kervanına yenileri katılıyorken, kredilerin ödenemediği gerçeği yüzümüze okunuyor iken, yerli yabancı tüm ürünlerde zamlar furyası etrafımızı sarıyorken; elektriğe, doğalgaza üç defa peş peşe zam bombaları patlatılıyor iken; kriz mriz yok manipülasyon var demenin anlamını hala kavrayamıyorum.

Bir ülkede ekonomik krizi gözlerimizle görebilmemiz için daha hangi acı manzarayla karşılaşmamız ve buna ne kadar daha katlanmamız gerekiyor?

Ekonomimizin güçlü, çok güçlü olmasını isterdim. Eminim hepimiz isterdik. Kendi kendimize yeten, dışa bağımsız, güçlü temeller üzerinde kurulmuş, ablukalara dirençli,manipülasyonlara karşı dayanıklı bir ekonomik yapımızın olmasını canı gönülden arzulardım.

Temenni başka ,gerçek başka. Gerçekler bizleri doğru, makul olmaya davet ediyor.
Üretim mantığından uzak bir model dünyada hiçbir ülkeyi kalkındırmamış, bil akis başkalarına muhtaç hale getirmiştir.

Ekonomik modellerde sürekli kendini yenileyen bir mantık ve teknolojik atılım, hızla ilerliyor. Bu hızı yakalayanların tümünün, eğitim sistemleri oturmuş, adalete güven katsayısı yükselmiş, demokratik hak ve özgürlükleri yerleşmiş ve serpilmiş olan ülkeler.

Tüm bu ülkeler temelde kendi iç dinamikleri üzerinde ülkelerine refahı getirmişler. Kendi fikirleri, kendi planları, kendi projeleri, ve kendi akıllarıyla dünyanın en zengin en güçlü en itibarlı ülkeleri haline gelmişler.

Birçok alanda krizleri öngörebilen, erken teşhis ve tedavi edebilen bağımsız kurulların maharetleri sayesinde fazla etkilenmeden toparlanabiliyorlar.

Bizlerin bu ortamda onlarla kıyas götürmemiz mümkün değil. Onların güçlü paraları var, hukuk düzenleri var, modern teknolojileri var, istikrarlı ekonomileri var, var da var.

Bizlerin bu düzlemde neyimiz var? Bir bakın.. birileri karın doyurmayan bolca hamasetimiz var mı dedi?

i.karaoglan@supeonline.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ