Reklam
Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,65 / Satış: 3,67
€ EURO → Alış: 4,30 / Satış: 4,31

Hatay’ın güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir…

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 21.09.2017
  • 214 kez okundu

Türkiye’yi ve Hatay’ı doğrudan ilgilendiren İdlip olayındaki son gelişme üç ülkenin anlaştığı ve İdlip’te çatışmasızlık bölgesi oluşturacağı şeklindeydi. Hatta Türkiye, İran ve Rusya’nın 500’er asker ile İdlip’e gireceği de belirtildi. Ancak Kuzey Irak’taki referandumla ilgili gelişme İdlip’i ikinci plana attı. İdlip konusunda varılan anlaşma hala yaşama geçirilemedi.

Gazetelere göre son gelişmeler şöyleydi; “Irak sınırında hareketlilik yaşanırken, Suriye’nin İdlib kentinde çatışmasızlık bölgesi kurulmasında uzlaşıya varılmasının ardından buraya gönderilecek gözlemci kuvvetle ilgili hazırlıklar da sürüyor. Bölgeye Türkiye’nin batı illerinden zırhlı araç ve personel sevkiyatı devam etti. Kırklareli Lüleburgaz’dan gönderilen 80 kadar zırhlı ve paletli araç, Hatay’ın İskenderun ilçesine ulaştı. Bölgeye batıdan sevkiyatın önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor”.

Şimdi sorun şu; Amerika “El Kaide”’nin uzantısı “El Nusra” ve “Ahrar-us Şam” birliklerinin İdlip’e yerleşmesine sıcak bakmıyordu. Daha da önemlisi bu cihatçı milislerin burada yerleşmesinin Suriye’nin huzurunu daha da kaçıracağına ilişkin elinde bilgiler vardı. Müdahale yaklaşıyordu. Burada en önemlisi Türkiye’nin kendisine 130 kilometre mesafede bulunan (sınırdan bu mesafe çok daha yakındır) ve il içinde çok sayıda özel kuvvet ve MİT mensubunun bulunduğu böyle bir yerleşim yerinde bu cihatçı gruplara neden göz yumduğuydu. En azıdan bunların yerleşmesini ve burada güç kazanmasını engelleyemez miydi.

Burada özellikle Suriye’nin güneybatısından Lübnan sınırından ve diğer bölgelerden Rusya ve Suriye rejiminin gözyummasıyla kaçıp gelen 40 bine yakın “Cihatçı” milis bulunduğunun bilinmesine rağmen neden dikkate alınmıyordu. İdlip’teki bu örgütlenme en az Afrin kadar Hatay, Kilis ve dolayısıyla Türkiye için tehdit unsuruydu.

Suriye’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’ye olağanüstü bir şekilde zarar verdiği ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde ileriki dönemlerde zararın boyutunun artacağı açıktır. Özellikle bermuda şeytan üçgeninin iki köşesi olan Menbiç ile Afrin operasyonunu bekletmeye alan Türkiye, bölgede PKK/PYD’nin rahat hareket etmesine, derinleşmesine ve güçlenmesine göz yummaktadır. Bermuda şeytan üçgeninin iki köşesinde PKK/PYD terör örgütü güvenlik tehdidi oluştururken üçüncü köşe olan İdlip’in durumu ve geleceği hem Türkiye’nin güvenliğini hem de Fırat Kalkanı Harekatı ile terörden temizlenen El Bab bölgesini tehdit etmektedir. Ancak yaşanan gelişmelerin yanı sıra Türk ordusunun Suriye sınırına yaptığı sevkiyat İdlip veya Afrin’e müdahale noktasında yeni olaylara gebedir.

Hatay’a 130 kilometrelik sınırı olan İdlip, Suriye’de Esad yönetimine muhalif olan grupların toplandıkları ve son kale olarak görülen en önemli yerlerden biridir. İdlip’de üç milyon insan yaşarken bölgenin hem Esad yönetimine hem PKK/PYD terörünün kontrolündeki yerlere hem de Türkiye’ye sınırı bulunmaktadır. İdlip bölgesinde, Ahrar’uş Şam aracılığıyla, etkin ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Ancak bölgede El Kaide kökenli Nusra cephesi ile Ahrar’uş Şam’ın arasındaki çatışmalar nedeniyle geçici süreyle istikrarsızlık hakim olmuştu.

Bölgedeki önemli güçlerden biri olan Nusra Cephesi’nin aynı zamanda kökü El Kaide’ye bağlıdır. Örgüt Türkiye, Rusya ve ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edilmektedir. Bu noktada Rusya, Suriye’deki bu örgüte karşı ilk günden beri cephe almışken ABD ise çıkarları için bazı dönemlerde örgütün güçlenmesine ve faaliyetlerine göz yummuştur. Hatta ABD, El Kaide ile yakın olan çeşitli gruplara silah desteğinde bile bulunmuştur. Türkiye ise Nusra Cephesi’ni terör örgütü olarak kabul etmesine rağmen son dönemlere kadar IŞİD/DAEŞ ile PKK/PYD ile birlikte bu grubun ismini zikretmemekteydi.

Bölgede birbiriyle anlaşmalı olan ve önemli miktarda militan sayısına sahip çeşitli gruplar bulunmaktadır. Yapılacak bir operasyonda, bir sonraki sıranın kendisine geleceğini düşünen diğer örgütlerin birlik oluşturma ihtimali yüksektir. Bunun yanı sıra ABD’nin izlediği çıkara dayalı politika ise bölgedeki çok bilinmeyeli denklemi gözler önüne sermektedir. Ayrıca bölgenin dağlık bir yapıya sahip olması ve terör gruplarının gücü hakkında kesin bir bilginin olmaması operasyon sırasında verilecek kayıp oranlarıyla ilgili endişelere neden olmaktadır. Bu nedenle İdlip’e yapılacak bir operasyonun süresi ve kazanım/kayıpları hakkında bir öngörüde bulunmak zordur. Ancak operasyon Türkiye için hayati bir önem taşımaktadır.

Buna rağmen Hatay’ın güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Zaman geçirmeden İdlip olayı kökünden çözülmelidir. Bölgede bulunan güçlerin herhangi birinin bir süpürme harekatına girişmesi durumunda İdlip’teki cihatçı güçlerin gideceği tek yer Türkiye’dir. Bu da; inançların kesiştiği nokta olan Hatay’ı yeni bir tehlikeye ve yeni bir iç çatışma tehdidine sürükleyecektir.
Sözün kısası Türkiye İdlip sorununu hem Hatay için hem de ülke güvenliği için bir an önce çözmelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ