Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,61 / Satış: 5,63
€ EURO → Alış: 6,43 / Satış: 6,45

İdlib’te kazananlar kaybedenler ve riskler…

Naim Babüroğlu
Naim Babüroğlu
  • 20.09.2018
  • 1.173 kez okundu

ABD’NİN ASIL HEDEFİ
Yıl 2003… ABD’nin Irak işgalinin başladığı ve Bağdat’a binlerce ton bombanın yağdırıldığı ilk saatlerdi. ABD televizyon kanalı CNN’den yapılan canlı röportajda, Amerikan Kongresi’nin önemli üyelerinden Les Apsin, büyük bir heyecanla: “Petrol bölgelerinin hâkimiyetinin ele geçirildiğini, İsrail’in güvenliğinin sağlandığını, Amerika’nın tek büyük güç olarak dünyaya gücünü ispatladığını” söyleyerek savaşın asıl hedefine ulaştığını belirtiyordu.(1)

Yıl 2016… Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın e-postaları sızdırıldı. Clinton’ın 24 Temmuz 2012 tarihinde gönderdiği bir e-postada, İsrail istihbaratının Suriye’deki iç savaş hakkındaki değerlendirmesi yer alıyordu. İsrail istihbaratı şöyle diyordu: “Suriye’deki iç savaşın olumlu bir tarafı var. Eğer Esad rejimi devrilirse, İran Ortadoğu’daki yegâne müttefikini kaybedecek ve tecrit olacak. Aynı zamanda, Esad hanedanının düşüşü bölgede İran’ı da içine alacak şekilde Şiilerle Sünni çoğunluk arasında mezhep savaşını körükleyecek. Ki bu İsrailli komutanların gözünde, İsrail ve Batılı müttefikleri için kötü bir şey değil. Buna ilaveten İsrailli istihbarat uzmanları, bu olaylar beklenmedik yönde gelişirse sonunda İran hükümetini deviren bir faktöre dönüşebileceğine inanıyor.” Özetle, ABD ve İsrail, Suriye iç savaşı sonunda Esad’ın devrilmesiyle, İran’ın zayıflayacağına ve İran rejiminin değiştirileceğine inanıyor.

3 Nisan 2018… ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Joseph Votel, “YPG Suriye’de ana ortağımız” dedi.(2) General Votel, çeşitli zamanlarda benzer ifadeler kullandı. ABD’nin, Suriye’de PYD/PKK terör örgütüne silah, eğitim ve danışmanlık desteği devam ediyor. Menbiç’te yedi bin civarında, Fırat’ın doğusunda yaklaşık 70 bin teröristlik PYD/PKK ordusu ABD’nin emrinde.

13 Eylül 2018… Orgeneral Votel Kuveyt’te, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman, Katar, Kuveyt), Mısır ve Ürdün Genelkurmay Başkanlarının katıldığı bir toplantı yaptı. Toplantıda, İran’ın ve radikal örgütlerin bölgede iki güvenlik tehdidi olduğunu söyledi. Ortak milli güvenlik çıkarları için, İran’a karşı güçleri birleştirmek gerektiğini belirtti.(3)

Eylül 2018… ABD Başkanı Trump, Amerikan askeri varlığının Suriye’de kalıcı olacağına ilişkin yeni stratejiyi kabul etti.(4) Bu stratejiyle, ABD’nin asıl hedefinin İran olduğu, bu nedenle de Suriye iç savaşının sürdürülmesi gerektiği kesinleşmiş oldu. ABD, Suriye ve Irak’ta DAEŞ/IŞİD’le mücadele gerekçesini ileri sürse de, temel amacın İsrail’in güvenliği olduğu artık bir sır değil.

10 Eylül 2018… ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Eric Pahon, Türkiye ile ABD arasında geçen haziran ayında uzlaşılan Menbiç yol haritasıyla ilgili çalışmaların sürdüğünü belirtti. Ancak, Türk askerinin Menbiç’in içine girmesinin söz konusu olmadığını açıkladı.(5) Oysa, Menbiç’te ABD ve Türkiye’nin ortak bir yönetiminden, yedi bin PYD/PKK’lı teröristin Fırat’ın doğusuna gönderileceğinden söz ediliyordu. ABD, Menbiç’te PYD/PKK’dan henüz vazgeçmiş değil. Menbiç’i, Türkiye’ye karşı bir kart olarak kullanmak istediği ortaya çıkıyor.

14 Eylül 2018… Cenevre’de düzenlenen görüşmelerde ABD, Suriye için oluşturulacak anayasa komisyonunda terör örgütü YPG‘nin ana unsur olduğu SDG’nin de yer almasını istedi.(6) Oysa YPG/PKK, Türkiye’nin BEKA sorunuydu.

8 Temmuz 2018… ABD, Kuzey Irak’ta, Erbil’de dünyadaki en büyük konsolosluğun temelini attı. 2022’de bitecek konsolosluğun alanı, 200 bin metrekare.(7)

ABD DE RUSYA DA SURİYE’DE KALICI

ABD, Suriye’de Fırat’ın doğusunu, Ürdün sınırında El Tanf bölgesini ve Menbiç’i işgal etmiş durumda. Suriye coğrafyasının yaklaşık yüzde 40’ını kontrol ediyor. Fırat’ın doğusu, Suriye su ve enerji kaynaklarının çoğunu barındıran bölge. ABD, Suriye’de kalıcı…

Rusya’nın Suriye’de iki üssü var. Rusya, Suriye’de kalıcı…

Suriye, 1946’ya kadar Fransa’nın işgalindeydi. Fransa, bir zamanlar yönettiği Suriye’ye tekrar dönmek istiyor. Ne koparabilirse… İngiltere, ABD’nin stratejik ortağı; Suriye’de birlikte hareket ederler. Almanya, oyunun dışında kalmama telaşında. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez Ülkeleri, Şam yönetimine karşı savaşan muhaliflerin finans kaynağı…

ABD, İdlib’te teröristlerin etkisiz duruma getirilmesini istemiyor. Çünkü Irak ve Suriye’de IŞİD’in-El Kaide’nin yok olması, ABD’nin Irak ve Suriye’de varoluş amacını ortadan kaldırır. Suriye’nin parçalanması, İsrail’in güvenliği ve İran’ın gücünün zayıflatılması yönünden ABD’nin tercihi. Rusya ve İran’ın Suriye’de zafer kazanmaları, ABD’nin yenilgisidir. Bu nedenle, Suriye’de uzatmalı savaştan, yıpratma stratejisinden yana.

İsrail’in güvenliği; İran’ın etkisiz duruma getirilmesi ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleştirilmesi için Fırat’ın doğusu ABD’nin kırmızıçizgisidir. Öte yanda, Fırat’ın doğusu BEKA sorunu nedeniyle Türkiye’nin de ağırlık merkezidir. Türkiye’yle ABD’nin karşı karşıya gelecekleri asıl kritik bölge, Fırat’ın doğusudur…

İdlib, Suriye yüzölçümünün yüzde 5’i kadar; yani taktik bir alan. Fakat teröristlerin, radikal unsurların ve muhaliflerin geleceğini; Özgür Suriye Ordusu’nun durumunu; Türkiye’nin askeri varlığını; sığınmacıları doğrudan etkileyecek bir potansiyele sahip. Tüm taraflar İdlib’e odaklanmışken, ABD Fırat’ın doğusuna 70-80 bin silahlı PYD/PKK terör örgütü ordusu ve devletçiği oluşturma yolunda sona geldi.

SOÇİ ANLAŞMASI

17 Eylül 2018’de Rusya Soçi’de, Türkiye ile Rusya arasında yapılan zirvede İdlib konusunda şu kararlar alındı:
– İdlib’e Suriye ordusu tarafından bir operasyonu yapılmayacak,
– 15 Ekim 2018’e kadar, 15-20 kilometre derinliğinde bir silahsızlandırılmış bölge oluşturulacak,
– 10 Ekim 2018’e kadar, silahsızlandırılmış bölgede bulunan tank, roket, havan ve top gibi ağır silahlar çekilmiş olacak,
– Muhalifler bulundukları yerlerde kalacak. Ancak, Heyet Tahrir el Şam (Nusra) dâhil tüm radikal gruplar, silahsızlandırılmış bölgeden çıkarılacak,
– Silahsızlandırılmış bölge sınırlarının iki yönünde Rus ve Türk askeri devriye görevini yapacak,
– Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Gözlem Noktası takviye edilecek,
– 2019 Ocak ayına kadar, Halep-Hama-Şam-Ürdün ve Lazkiye-Halep yolu açılacak,
– Rusya, İdlib çatışmasızlık bölgesine saldırı yapılmayacağını sağlamak için gerekli tedbirleri alacak.
Türkiye-Rusya arasında Soçi’de yapılan anlaşma ile:
– Türkiye ve Rusya arasındaki işbirliğinin artarak devam ettiği görüldü,
– ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye saldırı isteklerini azalttı,
– Rusya, ABD’ye karşı bir üstünlük sağladı,
– Türkiye için bir risk olan sığınmacı akını önlenmiş oldu,
– Terör grupları içinde ayrışmalara neden olacak bir ortam hazırlandı,
– Suriye’nin arzu ettiği Halep-Hama-Şam-Ürdün ve Lazkiye-Halep yolunun açılması taahhüt edildi.

KAZANAN KAYBEDEN

Soçi zirvesinin kazananı, Türkiye ve Rusya’dır.

Türkiye açısından: Sığınmacı akını önlenmiş, yeni askeri birlikler konuşlandırarak Suriye’de askeri varlığını güçlendirme fırsatı yakalamış, desteklediği muhaliflerin güveni artmış, sahada artan ağırlığı masaya da yansıtma olanağı yakalamıştır.

Rusya yönünden: Putin, İdlib anlaşmasıyla inisiyatifi elinde bulundurduğunu ve Astana sürecinde uzlaştırıcı ana aktör rolünü koruduğunu ispat etmiş oldu. Suriye’nin temsilciliği rolünü üstlenen Putin; İran’dan İsrail’e, Suudi Arabistan’dan Katar’a, Almanya’dan Fransa’ya geniş bir eksende arabuluculuk rolünü üstlenebilecek yeteneğe sahip olduğunu gösterdi.

Halep-Hama-Şam-Ürdün ve Lazkiye-Halep yolunun açılmasının taahhüt edilmesi, Şam yönetimi hanesine yazılabilecek bir kazançtır.

Soçi’de varılan bu anlaşma, ABD ve diğer aktörlerin kolaylıkla suiistimal edebilecekleri, terör gruplarının kışkırtıcı şiddet eylemlerine açık. Türk ve Rus askerini, Türkiye-Rusya arasındaki işbirliğini hedef alan saldırılar, senaryolar her an beklenebilir.

S-400 hava savunma sisteminin NATO üyesi Türkiye tarafından satın alınması süreci, Putin’in Türkiye’yi dışlayıcı tutumunu bu aşamada engeller. S-400, İdlib’ten çok daha stratejik ve kritik önemde. S-400, Putin Rusya’sı ile ABD/NATO arasındaki bilek güreşinde ana motivasyon kaynağı. Askeri literatürde ise, önemli bir “kuvvet çarpanı” niteliğinde.

İÇ SAVAŞ
Bir iç savaş için olmazsa olmaz iki koşul gerekli. Birincisi, ülkede iç savaş ortamının var olması. İkincisi, o ülkede rejime karşı silahlı bir muhalefetin varlığı. El Kaide ve IŞİD, ABD için vazgeçilmez, ucuz ve etkili silahlı muhalefeti temsil ediyor. Dünyanın herhangi bir bölgesinde kullanılabilen mobil silahlı güç…

Prusyalı strateji ustası, General Clausewitz, “insanlık adına zaman içerisinde kılıçlarımızı köreltiriz ve eninde sonunda birisi keskin bir kılıçla çıkagelir ve bize haddimizi bildirir.” der. ABD, IŞİD/El Kaide’yi keskin bir kılıç olarak kullanmayı seviyor.

Ve aslında, Clausewitz’in, “Devlet politikasının, başka bir vasıta ile devamından başka bir şey değildir.” şeklinde tanımladığı savaş, tüm şiddetiyle devam ediyor. ABD-Rusya arasında süren bu savaşta, en fazla olumsuz etkilenen ülke Türkiye… ABD’nin Suriye’den sonraki hedefi İran. ABD bölgede, askeri gücünü ve hazırlığını bu hedefe göre yönlendiriyor.

İdlib anlaşması, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve üniter yapısına daha fazla sarılması gerektiğini ortaya çıkardı. İdlib’in ya da Afrin’in yönetim modeli öne sürülerek, Suriye’nin üniter yapısının göz ardı edilmesi; ABD’nin Fırat’ın doğusunda kurmayı hedeflediği bölgesel/özerk hükümetler sistemini kolaylaştıracaktır. İdlib taktik, Fırat’ın doğusu stratejik.

Türkiye’nin ağırlık merkezi, ABD’nin Fırat’ın doğusunda oluşturduğu PYD/PKK bölücü terör örgütü yapılanmasıdır. Ve orada ABD, İngiltere ve Fransa bulunmaktadır. Yani, ABD ve AB… Türkiye, Fırat’ın doğusuna bir operasyon yapma zorunda kalabilir. Bu durumda, Rusya, İran ve Suriye Türkiye’nin yanında olmalıdır. Türkiye’nin Suriye politikası bu strateji doğrultusunda yürütülmelidir.

Savaş Tarihi’nin hükmü: Bir iç savaş, tüm koşullar olumlu olursa en az 15-20 yıl sürer.

Savaş Tarihi der ki, uzatmalı savaştan kazançlı çıkan taraf olmamıştır.

Ve bu savaşlarda artık çocuklar babalarını değil, babalar çocuklarını gömüyor…

(1) Tim Weiner, Legacy of Ashes-The History of the CIA (Enkaz Devralmak-CIA Tarihi), Bölüm II, 2007.
(2) https://www.haberler.com/son-dakika-centcom-komutani-joseph-votel-ypg-10721424-haberi/
(3) http://www.milliyet.com.tr/korfez-ulkelerine-birlesin-cagrisi-dunya-2741234/
(4) https://tr.sputniknews.com/abd/201809081035104742-trump-suriye-yeni-abd-strateji/
(5) http://www.hurriyet.com.tr/dunya/turkiyenin-tedbirlerine-saygi-duyariz-40953423
(6) https://www.cnnturk.com/dunya/abd-suriyedeki-anayasa-komisyonunda-ypgnin-de-yer-almasini-istedi
(7) https://www.trthaber.com/haber/dunya/abd-erbilde-dunyanin-en-buyuk-baskonsoloslugunu-insa-ediyor-374241.html

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ