Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 4,71 / Satış: 4,73
€ EURO → Alış: 5,46 / Satış: 5,48

Medya ve Siyaset

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 23.05.2018
  • 331 kez okundu

Ülkemizde ezelden beri iki alanda gazeteciler ile siyasetçiler buluşur.

Birinci alan dayanışma alanı.

Bu alanda gazeteciler ile siyasetçiler sık sık birbirleriyle diyalog kurarlar. Genelde gazeteciler en taze siyasi haberleri siyasetçiler üzerinden alırlar. Özelde ise, siyasetçiler bazı durumlardan gazetecilere haber uçurturlar. Kısaca buna maslahatçı gazetecilik denebilir.

Gazeteciler hem mesleklerinin gereğini yerine getirmeye çalışırlar hem de izlenimlerini yorumlarını kamuoyuyla paylaşarak bir nevi fikri yol açıklayıcısı ve göstericisi olurlar.

İkinci alan ise hırçınlıkları ve tarafgirlikleri ile kendilerinden bahsettiren gazeteciler. Bunlar ise özellikle son dönemde epeyce türedi. Gazetecilikten ziyade parti amigoluğu taslamaya programlanmış gibi yazarlar, çizerler. Yazılarında demokratik tutarlılık, isabet, mantık bulabilmeniz pek mümkün değildir.

İktidarın borusunu çalarak kendilerinden söz ettirirler. Bunlardan derin bir fikri tutarlılık bulabilmek zor. Yelkenlerini yukarıdan gelen talimatla şişirirler. Bunlara da görev gazeteciği denebilir.

Esasen gazete sahiplerinin gazetecilikten başka işlerle ilgilenmediği dönemlerde basın özgürlüğü daha haysiyetli ve cesurdu. Siyasetin, bürokrasinin veya herhangi bir kuruluşun haber değeri olan pek çok olayların izini sürer sütunlarına taşırlardı. Hatta birbirlerini haber yakalama konusunda atlatmaya uğraşır, centilmence yarışırlardı. Karşılıklı saygı ve tevazu üzerinde durulan ortak değerdi.

Kısaca gazetecilik kendi içinde hünerli, cesur, adil insanların yaptığı güzide bir meslekti.

Bugün gözlenen bazı meslek gurupları gibi gazetecilik te hayretler içinde izleniyor ve üzüntü veriyor.

Cesurane şekilde mesleklerini icra edenler hapishanelerde çile çektiriliyor. İktidara muhalif tavırda bulunan gazeteciler kapının önüne koyuluyor. Çalışanlar ise . Demokles’in kılıcı üzerlerinde sürekli dolaşır gibi tehlike altında görevini yerine getirmeye çalışıyorlar.

İşini kaybedenler arasındaki bariz örnekler Doğan Medya’nın Demirören gurubuna satışının ardından yaşanıyor.

Basın özgürlüğünün içeriği hırpalanmış, haberlerin içeriği çoğu zaman çarptırılmış şekilde kamuoyuna yansıtılmakta. Tartışmalar ise ya çok düşük dozda ya da yanlı yapılabilmektedir.

Bir avuç gazete ve gazeteciler haricinde İktidarın eteğine yapışmayan yok gibi. Etkin siyasi aktörlerin gözlerine rastık çekmeye çalışanlar sıraya girmiş vaziyette.

Geçen Perşembe akşamı CNN Türk’te gazetecilerin bulunduğu siyasi tartışma programını izlerken Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin Telefonla bağlanıp kendisi ile ilgili ‘’seçim çalışmalarında kendisi yalnız. Kimse kendisine yardımcı olmuyor’’ iddiasını yazan Habertürk gazetesi yazarının bu iddiasını çürütürken, diğer tarafta medyanın zavallı durumuna üzüldüğünü ve esas gazetecilerin yalnız olduğunu dile getirdi.

Her türlü iddiayı havada yakalamakta ustalaşmış gazeteciler Cumhurbaşkanı adayının ‘’Medya zavallı ve yalnız’’ söylemi karşısında adeta buz kestiler. Bu söylem karşısında ortaya koyabilecekleri pek bir şey yoktu maalesef.

Medyanın mostrası ortada. Siyasetçilerin de öyle. Gerçekler hiçbir zaman bulutların ardına saklanamaz.

Medya mensuplarının demokrasi tatbikinde sürekli bizlere yol göstermesi gerekirken, kendileri ya siyasetçilerin ya da patronlarının baskın taarruzu altındalar.

Bir tarafta medya çalışanlarının akıbetleri patronlarının iki dudağı arasında bekliyor.

Diğer tarafta ise siyasi aktörlerin emirleri altında eziliyor.

Bir taraftan demokrasi nutukları atılıyor.

Beri taraftan otokrasinin daniskası tatbik ediliyor.

Bu yol, yol değil.

Demokrasi meydanlarında demokratik yollarımızı hızla kaybediyoruz. Farkına varan yok mu?

i.karaoglan@superonline.com

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ