09.05.2008


New Page 1
  Önümüz Aydınlık mı?....

      

Türkiye’nin önü açılıyor mu, ufukta aydınlık gelecek görünüyor mu yoksa hala kara kara bulutlarla ülkenin önü kapalı,her taraf toz dumandan geçilemez bir halde geleceğin neler getireceğinin bilinemediği bir belirsizlik mi var?... Bu soruya yanıt verebilmek için son birkaç gün içinde yaşananları kısaca gözden geçirir, unutkanlıkla malul olan insan belleğini tazelemeğe çalışırsak daha doğru bir sonuca varmış olabiliriz. XXX Türkiye bağımsız bir ülkedir. İç ve dış güçlerin tüm çabalarına rağmen ulu önderin hedef gösterdiği “tam bağımsızlık” ilkesini koruyabilme yolunda Atatürk kuşağı büyük bir çaba sarf etmektedir.

Ancak ne yazık ki yine de garip garip olaylara, konuşmalara tanık oluyoruz. Uğruna bir çok ödünler verdiğimiz ve buna rağmen bizi kapıları önünde bekleten ve ancak arka bahçede konuk edebileceklerini açık açık dile getiren AB troykası yaptığı toplantıda AKP’nin kapatılma konusunu gündemin ilk maddesi olarak ele alıyor ve buna ses çıkartılmıyor. AKP’ye karşı açılan kapatma davasında kararı kim verecek?. Elbette ki Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi de önüne getirilen davanın delillerine bakacak, yürürlükteki Anayasa hükümlerine göre kapatmayı gerektirir bir durumun söz konusu olup olmadığını inceledikten sonra bir karara varacak. Bu karar kapatmadan tutun para yardımının kesilmesine kadar çeşitli alternatifleri de içerebilir, yada dava sabit görülmez ret edilir... Bağımsız bir ülkede yargıya yansıyan bir hususta kararı ancak bağımsız yargı verir. Bağımsız yargıya bırakın yabancı ülkeleri, ülkemizden dahi hiçbir kişinin “konumu ne olursa olsun” müdahale etme, etkileme hak ve yetkisi yoktur. Ama bizde ne oluyor? AB troykası, kapatma davasını konuşuyor, görüş bildiriyor, bir tür yargıyı etkileme cesaretini kendinde görebiliyor. Ve buna karşı ciddi ve inandırıcı herhangi bir tepkiye rastlanamıyor... XXX AKP’nin kapatılma davası ile birlikte yeni parti kurma hazırlıkları, geçici olarak kimlerin yönetim kadrosunda olacağının tespit arayışları hız kazanırken AKP’nin kuruluşundan itibaren tüm eylemlerine katılan, aktif görev alan ve halen de GİK üyesi olan Abdullatif Şener ön plana çıkarak yeni bir oluşum içinde yer alacağını, AKP’ nin kapatılması halinde oluşacak boşluğu dolduracağı sinyallerini vermeye başladı. 22 Temmuz seçimlerine kadar hükümette, parlamentoda görevler alarak AKP’ nin her hareketinde, kararında imzası bulunan Abdullatif Şener’in şimdi yüz seksen derece bir dönüş ile Tayyip Erdoğan ve ekibinin yaptıklarını eleştirerek “kendini her şeyin en iyisini ve doğrusunu bilen bir tür bilge kişi olarak” göstererek liderliğe soyunmasında ne dereceye kadar inandırıcılık vardır?. Abdullatif Şener kendini sütten çıkmış ak kaşık gibi göstermek istiyor. Ama dün altına imzasını koyduğu kararlar ve uygulamalar ile Türkiye’nin bu günlere geldiğini unutmuş görünüyor. Acaba kamuoyu buna inanır ve bunu yutar mı?... XXX Hükümet iki yıl önce TBMM’sine sosyal güvenlik yasa tasarısı sevk ediyor. Bu tasarının lehinde ve aleyhinde olmak yararlarını ve zararlarını açıklamak elbette ki mümkündür. Nitekim öğlede oluyor. Ancak yasa meclisten geçiyor fakat Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’ in vetosuna takılıyor. İşte bu ortamda iktidar partisinin önde gelen bir isminin küçük çocuğu, yeni yasadaki emeklilik süresinin uzaması nedeniyle erken emekli olabilmek için kısa bir süreliğine yine aynı partinin önde gelen bir isminin şirketine sigortalı olarak kaydını yaptırıyor. Böylece ilerde yaşı büyüdüğünde iş sahibi olduğunda erken emekli olma şansını elde ediyor. Bu yapılanın özellikle iktidarda olan bir siyasinin çocuğunun bunu yapmasına izin vermenin, göz yummanın savunulur hiçbir yanı olamaz. Sade vatandaş bu tür uygulamalara girdiğinde, ilgili bakan veya ilgili kurum yetkilileri açıklamalar yaparak erken emekli olabilmek için kısa süreli göstermelik sigortalı olma yoluna gidenlerin teker teker tespit edilerek işlemlerinin iptal edileceğini, haklarında yasal işlem yapılacağını kamuoyuna duyurdular. Şimdi kamuoyunun merak ettiği bir husus var: 14,5 yaşındaki bir çocuğun siyasi iktidarın önde gelen isimlerinden birinin yanında 24 günlük sigortalılığının ilgililer tarafından iptal edilip edilmeyeceği, yada o çocuğun ve ailesinin bu işlemin iptalini isteyip istemeyecekleri hususudur?... XXX Yukarıdaki, şu üç olaya baktığımızda bile ülkede nelerin olduğu, ülkenin nerelere götürülmek istendiğini, tüm bu olanlara karşı ülkeyi bu konuma getirenlerin hala aynı doğrultuda hareket etmekte olduklarını gördükten sonra Türkiye’nin önünün ne dereceye kadar aydınlığa açık olabileceğini, önümüzdeki toz-duman ve bulut yığınının kalkmasından sonra önümüze çıkacak tablonun aydınlık bir tablo olup olamayacağını, Atatürk kuşağının kararlı tutum ve mücadelesi belirleyecektir. Bekleyeceğiz ve göreceğiz...... nabiinal@hotmail.com

Bu Sitede Yayınlanan Haber ve resimlerin Tüm Hakları Antakya Gazetesi' ne aittir izinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.