07.09.2010


New Page 1
  Seçmen bu hapı yutmaz.....

      

Türkiye’nin kaderinin belirlenmesini, geleceğinin şekillenmesini, ülkenin aydınlık ya da karanlık günlere doğru yönlenip yönlenmeyeceğinin anlaşılmasını sağlayacak olan halk oylamasına tamı tamına beş gün kaldı. Beş gün sonra seçmenler sandık başına giderek önlerine konulan, bize göre içi tuzaklarla dolu olan Anayasa değişiklik paketi için EVET ya da HAYIR tercihini yapacaklardır.

Bugüne kadar onlarca kez yazıldı, söylendi, anlatıldı, uyarıldı: “Bu Anayasa değişikliği teklifi hiçbir şekilde 12 Eylül ile hesaplaşma, 12 Eylülün izlerini silip ortadan kaldırma, 12 Eylül’le yaşanan mağduriyetleri telafi etme amacını taşımamaktadır.” Değişiklik paketinde buna ilişkin hiç, ama hiçbir hükme rastlamak mümkün değildir. Değişikliğin halkoyuna sunulmasındaki asıl amaç “yargının tamamen siyasallaşması ve siyasi iktidarın etki ve denetimine alınmasını sağlayacak Anayasal düzenlemelerin yaşama geçirilmesidir.” Bunun böyle olduğunu sağır sultanın dahi duymaması mümkün olamaz. Esasen amaç, yargının siyasallaşması ve siyasi iktidarın etki ve denetimi altına alınması olmasa idi, birbirleri ile hiçbir alakası ve bağı olmayan 26 maddenin bir arada ve toptan halkoyuna sunulması ve tek yanıt istenmesi yoluna gidilmezdi. Siyasi iktidar; işine geldiği zaman AB ve Venedik komisyonu kriterleri demekte, işine gelmediği zaman ise AB ve Venedik komisyonu kriterlerini görmezden, duymazdan, bilmezden gelmektedir. Elbette ki AKP iktidarının hukukçu milletvekilleri vardır. Bunlar içinde Anayasa, Avrupa, Uluslararası hukukları da bilenlerin bulunduğunu sanıyoruz. Onlara şunu hatırlatmak istiyoruz: “Venedik komisyonunun kabul ettiği kriterlere göre, referanduma sunulacak maddeler arasında bir bağ ve ilişki olmadığı takdirde o maddelerin tümünün birden oya sunulması ve tek yanıt istenmesi mümkün değildir”. Yani Venedik komisyonunun kabul ettiği kriterlere göre birbiri ile hukuksal bağı ve ilişkisi olmayan maddeler kül halinde referanduma sunulamaz. Komisyonun kriterlerine göre maddelerin ayrı ayrı oya sunulması zorunludur. Şimdi bizdeki duruma bir bakalım: 12 Eylülde oylanacak olan 26 maddelik Anayasa değişiklik paketinin HSYK ile Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dışında, hangisinin birbiri ile bağı ve irtibatı söz konusudur?. Elbette ki hiçbirinin diğeri ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Böyle olunca da yapılacak oylamanın Venedik komisyonu kriterlerine tamamen aykırı olduğu ve girmek için kapısında bekletildiğimiz AB’nin ilkelerine de ters düştüğü açıktır. Buna rağmen 26 maddenin birden oya sunulması yani ya 26 maddeyi kabul edersinin ya da hepsini ret etmiş sayılırsınız sonucunun çıkacağı bir oylamanın yapılmasının çağdaş hukuk ilkeleri ile bağdaşır hiçbir yanı bulunmamaktadır. Bu gerçeğe karşın yanlışta ısrar edilmesinin nedeni, maddeler ayrı ayrı oya sunulduğu takdirde, başta HSYK ile Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler olmak üzere, bazı maddelerin ezici bir çoğunlukla ret edileceği ve bunun sonucu olarak ta yargıyı siyasallaştırma ve ele geçirme arzusunun gerçekleşemeyeceği korku ve endişesidir. İşte bu korku ve endişedir ki; Anayasa değişiklik paketini “bir hap haline getirdik ve seçmenin önüne koyuyoruz” sözlerinin söylenmesine neden olmuştur. Evet; paket bir hap haline getirildi. “Bu hapın dış yüzü balla kaplanmış ama içine zehirli maddeler konulmuştur. Hapı yutanın ağzına başta balın tatlısı gelecek ama sonra zehir etkisini göstereceği için beklenen son gerçekleşecektir”. Sanıyorum ki şu açıklamalarımız dahi Pazar günü yapılacak referandumda “tuzağa düşmeden HAYIR oyu vermek için yeterli bir neden ve gerekçedir”. *** Referanduma sunulan değişiklik paketini getirenler, amaçlarının daha çok demokrasi, özgürlük sağlamak, kişisel ve toplumsal haklarda ileriye dönük iyileştirmeler yapmak olduğu varsayımı ile ortaya çıktılar. Ancak ne paketteki maddeler nede referandum süreci içerisindeki konuşmalar siyasi iktidarın bu konuda samimi olmadığını, etrafa dağıtılan yapay gülücüklerin, yurttaşa yem olarak sunulan bazı imkânların ve yapılan vaatlerin tamamen 12 Eylül 2010 Pazar günü yapılacak olan referandumda EVET oyunun daha fazla çıkmasına yönelik olduğunu açıkça göstermektedir. Yani siyasi iktidar bir tür takkiye yapmaktadır. Ancak bunu yaparken de “yalancının mumu yatsıya kadardır” özdeyişi gereği zaman zaman gerçek yüzler, amaçlar, beklentiler, hedefler “takke düştü kel göründü” misali ortaya çıkmaktadır. Başbakan önceki gün Diyarbakır’da yaptığı konuşmada “Diyarbakır Cezaevini yıkacaklarından” söz etmek suretiyle “12 Eylül mağdurlarına şirin görünmek onlardan EVET oyu alabilmek” için böyle bir söz vermiştir. Oysa ki AKP sekiz yıldır iktidarda bulunmaktadır. Hem de tek başına, Anayasa değişikliği yapabilecek bir sayıda milletvekiline sahip olarak iktidarını sürdürmektedir. O zaman sormazlar mı insana?. “Sekiz yıldır tek başına iktidarsın. Diyarbakır Cezaevini yıkmak için Anayasa değişikliğine mi, referanduma mı gerek vardı. Diyarbakır Cezaevini yıkmak için yasaya bile gerek olmadığı halde bunu sekiz yıllık iktidar sürecinde yapmayıp referanduma propaganda malzemesi olarak kullanırsanız, sizin samimiyetinize kim inanır?...” Yine özgürlükten söz eden, herkesin görüş ve düşüncelerini serbestçe ifade edebileceği bir ortam yaratılması için bu Anayasa değişikliği paketinin hazırlandığını söyleyen siyasi iktidarın bu konuda samimi olmadığı, aksine düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı olduğu Çevre Bakanının, şarkıcı Tarkan’a karşı söylediği sözlerle bir kez daha kanıtlanmıştır. Bergama’daki Allianoi ören yerinin sular altında kalmaması, korumaya alınması yolunda görüş bildiren şarkıcı Tarkan’a karşı Çevre Bakanının söylediği “sen haddini bil, şarkını söyle, bu işlerden ne anlarsın...” anlamına gelen sözler sarf ederek tepkisini koyması, bu iktidarın düşünce özgürlüğüne, tarih ve kültür zenginliklerimize sahip çıkmadaki bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır. Böylesi anlayışa göre bir konuda fikir bildirebilmek, görüş açıklayabilmek için siyasi iktidarın bir mensubu veya destekçisi olmak gerekir. Eğer böyle bir konumunuz varsa her konuda dilediğiniz şekilde görüş bildirebilir, açıklama yapabilirsiniz. Eğer siyasi iktidarın mensubu ya da yandaşı değilseniz size sadece haddinizi bilmek ve oturmak düşer. “Böylesi bir anlayışa sahip olan siyasi iktidarın hazırlayıp üzerini balla kaplayarak içine zehir niteliğindeki tuzak maddeler oluşturduğu hapı seçmenlerin yutmayacağı inanç ve beklentisi içindeyiz”. Diliyoruz ki bu beklentimiz boşa çıkmaz ve gerçekleşir... nabiinal@hotmail.com

Bu Sitede Yayınlanan Haber ve resimlerin Tüm Hakları Antakya Gazetesi' ne aittir izinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.