Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 4,46 / Satış: 4,48
€ EURO → Alış: 5,26 / Satış: 5,28

Neden Cumhuriyet Halk partisinden milletvekilliğine aday adayı oldum…!

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 10.05.2018
  • 652 kez okundu

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu koşullar için söylenecek o kadar çok söz var ki. Ve bu ülke 1923 yılından bu yana 95 yıldır tüm birikimlerini, kazanımlarını, bilgisini ve hafızasını bırakmaya o kadar yakın ki. Bu seçimleri herhangi bir seçim gibi “Falan iktidarı beğenmedik falanı getirdik, artık bizi falan kişi yönetecek” mantık ve anlayışından o kadar uzak bir seçim ki.

Türkiye’nin omurgası ve devlet yapılanması tümüyle değişiyor. Bu değişimi lütfen pozitif yani olumlu anlamda algılamayın. Artık sizin oyunuzun da çok fazla bir anlamı ve değeri kalmayacak günler geliyor. Yani “elim kırılsaydı da vermeseydim” deme lüksünüz ve şansınız su seçimlerden sonra artık yok. Neden derseniz; çünkü Türkiye bu seçimle artık yolunu değiştiriyor ve artık Kafkaslardaki Türki Cumhuriyetleri ya da Ortadoğu’daki Baas rejimleri gibi “seçimlerin sadece detayların üzerinden bir daha geçilmek üzere tasarlandığı gereksiz bir formalite” olarak görüldüğü, sonunun tam olarak bilinmediği karanlık bir döneme geçiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; sanki Türkiye’nin varlık mücadelesinin sadece kendisinin başkan olmasıyla ilgili olduğu gibi bir büyük hayal yaratarak 16 Nisan’da halkı aldattı. Hatta referandumdan sonra aklı hala başında olan kişilerin “yahu biz ne yaptık” sözlerine karşı şu tarihi yanıtı verdi; “Atı alan Üsküdar’ı geçti”.

Belki de onun deyimiyle At’ı alan kendisi Üsküdar’da Türkiye’nin aydınlık geleceği olabilir ama henüz Türkiye’nin ülkesini ve vatanını seven, Atatürk’e ve Cumhuriyete hala bağlı olan, üç otuz kuruşa ruhunu ve şerefini satmamış, alın teriyle namusuyla helal kazançla evini çekip çevirmeyi görev bilmiş az sayıda namuslu aydını direnmeye devam ediyor.

Bakın 8 Mayıs 2018 akşamı Halk TV’de yaptığım “Türkiye Nereye” programında size rakamları verdim. Ülke bir uçurumun kenarında ve bir omuz atılmasıyla aşağıya düşmek üzere. İşte devletin hala rapor yazmaya mecali ve cesareti kalan birkaç namuslu kurumdan birinin hazırladığı Türkiye gerçekleri;

-Türkiye’de 14,4 milyon kişi en temel hak olan sağılığa ulaşamayacak kadar yoksullaştı. Geçen yıl 8 milyon kişi gelirleri düşük olduğu ya da hiç geliri olmadığı için genel sağlık sigortasını ödeyemedi, 6,4 milyon kişi ise aylık geliri 496 lira civarında olduğu için sağlık sigorta primlerine kaynak ayıramadı.

-Peki bu işi seçimle düzeltiriz diyenlere de yanıtımız şöyle; GSS primleri devlet tarafından ödenen yoksul sayısı ve seçmen sayısına ilişkin istatistiklere göre sadece Ağrı’da 293.340 seçmenin 237 bin 166’sının sağlık primini devlet ödüyor. Bunun Ağrı’daki toplam nüfusa oranı yüzde yüzde 80,8. Bir zamanların ihracat şampiyonlarından yüz akımız, medeniyetlerin buluştuğu nokta Hatay’da toplam seçmen sayısı 1 milyon 18 bin, gelen sağlık sigorta priminin devletin yatırdığı kişi sayısı 253 bin 153. Bu rakamın Hatay’ın seçmen nüfusuna oranı yüzde 24,8. Yani seçimlere gidilirken Ağrı’nın yüzde 81’i, Hatay’ın yüzde 25’i “Acaba bu iktidar giderse benim sağlık primimi kim ödeyecek” sorusunu soruyor. Ağır bir tablo ama gerçek bu. 81 ilden 11’inde devletin 590 lira aylık geliri bile olmadığı için sigorta primlerini yatırdığı seçmen sayısı yüzde 50’yi geçiyor.

-Peki 32 milyon yoksulun ve 16 milyon açın bulunduğu bu ülkede yoksullar bu denli kaybediyorsa bir kazanan olmalı. Kimler kazanıyor diye sorarsanız o da şöyle; 2011 yılında yani AKP iktidarının 9. Yılında bu ülkede zengin sayısı yani bankada 1 milyon liranın üzerinde parası bulunan kişi sayısı (eski parayla 1 trilyon) 48 bin 260. Peki 2018 yılının Mart ayı sonunda bu rakam ne; 145 bin 989. Yani 145 bin kişinin toplam gelirden aldığı pay 2011 yılında yüzde 47,4 iken bu pay 2018 Mart ayı itibarıyla yüzde 53,7’ye ulaşmış. Ve bu süper zenginlerin serveti 2011 yılında 695 milyar iken 2018 Mart ayı itibarıyla 1 trilyon 777 milyar 284 milyona kadar çıkmış. Son olarak 2011 yılında milyoner mevduat sahibi 329 binden, 2018 Mart ayında 954 bine çıkmış.

Anlayamadıysanız bir daha bir daha söyleyeyim; “AKP ZENGİNLERİN, VARSILLARIN, TEFECİLERİN VE RANT GELİRİNE SAHİP KESİMİN PARTiSiDiR”… Neden yoksullaştığını sorgulamak zorundasın, “fakir fukara, garip guraba” deyip 16 yılda 1 trilyon dolar yolsuzluk yapan (hazine eski uzmanı CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun hesaplamalarıdır) yapan, iliklerine kemiklerine kadar seni sömüren bir anlayışa karşı direnmek zorundasın.

Gelelim işin şimdi bu tarafına. Ana Muhalefet partisi; (kimse alınmasın ama) “simitçi, kahveci, gazozcu, ovacı, dağcı, bayırcı” diyerek bu ülkenin aydın ve namuslu kesimini eliyle bir kenara itmemeli. Cumhuriyet Halk Partisinin kendi çocuklarına inanma ve güvenme zamanıdır. Anlaşılmaz siyasi senaryoların peşinde koşup, “eş, dost, ahbap, çavuş” ilişkisinden uzak durmalıdır.

Ve bu ülkenin bir tek umudu kaldı o da ana muhalefet partisi, Cumhuriyetin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün genel başkanlığını yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ayrımsız, eşit ve onurlu yurttaşları bir araya getirerek bir ulus kuran ve bu kurulan genç ülkeyi dünyanın en gözde ülkeleri haline getiren bu anlayış bu ülkenin gelecekteki tek umududur.

Ve ben de bunun için Cumhuriyet Halk Partisinden aday olmaya karar verdim. Çünkü şimdi zaman “büyük kavga” zamanıdır, çünkü şimdi zaman yoksulluğa ve sömürüye karşı direnme zamanıdır, çünkü şimdi zaman “İnsanca ve hakça bir düzen” arayışının esas olduğu bir zamandır.

Ülkeme ve memleketime hayırlı ve uğurlu olsun….

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ