Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,78 / Satış: 5,80
€ EURO → Alış: 6,69 / Satış: 6,72

“Sistemi tıkayacak herhangi bir gelişmeye izin vermeyiz…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 17.05.2018
  • 780 kez okundu

Seçime 37 gün kaldı. Bu herhangi bir seçim değil. Bu “Ya şunlar da gelsinler bizi yönetsinler” ya da “Bunlar iyi biraz daha devam etsinler” denilecek bir seçim de değil. Bu seçimde Türkiye artık geri dönülemeyecek bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Bunun kilometre taşlarını ne yazık ki sizler (Duyarlı ve alın teriyle geçinen vatandaşlarımızı ayrı tutuyorum) 16 Nisan referandumunda “Biraz daha avanta verirler mi acaba” diyerek döşediniz.

Şimdi gelinen noktada yavaş yavaş her şey ayan beyan ortaya çıkıyor. Düşünebiliyor musunuz; ciddi ciddi bir ülkede seçimlerin ertelenmesi ya da yok sayılması için ne yapılacağı konuşuluyor. “AKP yenileceğini görürse bombalar patlar, terörü azdırırlar seçimde iptal olur” diyenler mi, “Erdoğan’ın hoşuna gitmeyen bir sonuç çıkacaksa bu seçimler yapılamaz” diyenler mi, “Seçim öncesi anketler işi zora sokarsa Türkiye’yi Erdoğan bir savaşa bile sokar” diyenler mi. Bunlara gülüp geçebilirsiniz. Ya da; “Bu kadar olmaz canım, burası muz cumhuriyeti mi” de diyebilirsiniz. Ancak bazı gerçekler var ki ne yazık ki bunların bir kısmının gerçek olduğu olasılığını gündemde tutuyor. Aslında ülkenin; “Özgür ve Adil Seçimler” yapamaz noktaya sürüklenmesinin kimin vebalinde olduğunu sorgulamak istemiyorum ama yine de söylemeden geçemeyeceğim.

Gelelim şimdi işin püf noktasına. Tarih 15 Mayıs 2018. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İngiltere’de Bloomberg televizyonuna konuşuyor. Söze; “Seçimden sonra parlamento ve parlamento dışında tablo farklı olacak” diye başlıyor. Ve öyle şeyler söylüyor ki deyim yerindeyse adeta dudak uçuklatıyor;
“40 gün sonra Türkiye çok farklı bir döneme uyanacak. 7 haziran’da sistemin önünü açtım. sistemi tıkayacak herhangi bir gelişmeye izin vermeyiz”.

Şimdi sorulacak ilk soru şu; Erdoğan “7 Haziran’da sistemin önünü nasıl açtı“. Şimdi lütfen dikkatle bunları okuyun ve 7 Haziran&dan 1 Kazım’a kadar neler yaşandığını ve sistemin önünün nasıl açıldığını tek tek anlayın;
İşte 7 Haziran’dan 1 Kasım’a kadar olan süreçte yaşanan olaylar:

11 Temmuz: PKK, ateşkesi sonlandırdı.

17 Temmuz: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını söyledi.

20 Temmuz: Suruç’ta IŞİD’li canlı bomba, kendisini patlattı. 33 kişi hayatını kaybetti.

22 Temmuz: Ceylanpınar’da iki polis, evlerinde uyurken içeri sızan PKK’liler tarafından şehit edildi.

23 Temmuz: IŞİD, Kilis’te sınırdan ateş açtı bir astsubay şehit oldu. Diyarbakır’da bir polisi PKK’liler tarafından şehit edildi.

24 Temmuz: TSK uçakları IŞİD hedeflerini ve Kandil’deki PKK kamplarını bombaladı. Polis de Türkiye genelinde IŞİD, PKK ve DHKP-C operasyonu yaptı.

11 Ağustos: Erdoğan, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı.

16 Ağustos: Şehit cenazesinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ne mutlu şehit ailesine” dedi.

17 Ağustos: Alanya’da halk şehit haberlerinin ardından Kürt vatandaşların işyerlerine saldırdı.

20 Ağustos: Lice’de 4 şehit gelmesinden bir gün sonra Siirt’te yola döşenen patlayıcılar askeri aracın geçişi sırasında patlatıldı, 8 asker şehit oldu.

22 Ağustos: Yüzbaşı Ali Alkan, Şırnak’ta karakola düzenlenen saldırıda şehit oldu. Şehidin ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan hükümetin savaş politikasına isyan etti.

5 Eylül: Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 20’ye yakın sivil çatışmalarda öldü.

6 Eylül: Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker şehit oldu.

8-9 Eylül: Iğdır’da gümrük kapısını koruyan polislere yönelik saldırıda 13 polis şehit oldu.

20 Ekim: Davutoğlu, Van’daki mitinginde “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak” diyerek Kürt seçmeni tehdit etti.

10 Ekim: Ankara’daki barış mitinginde iki ayrı bombanın patlaması sonucu 102 kişi hayatını kaybetti.

Anladınız mı 7 Haziran’da AKP’ye dur diyen halka karşı sistemin önü nasıl açıldı. Bu kadar acı, kan ve gözyaşı nasıl yaşandı. Türkiye bir terör sarmalına sürüklenerek nasıl sokaktaki yurttaşın üzerine korku salındı. “Bize oy vermezseniz bu ülkeyi kan ve gözyaşına boğarız” demekten başka bir şey midir bu kadar yaşanan.

Peki şimdi söylenen şey ne?

Ne demek; “Sistemi tıkayacak herhangi bir gelişmeye izin vermeyiz”.

Hangi sistem bu, hangi gelişme bu sistemi tıkar. Mesela Milli İrade’nin alacağı bir karar sistemi tıkar mı. Ve nasıl engel olacaksınız size göre bu sistemi tıkadığını ileri sürdüğünüz gelişmeye. Siz kimlersiniz. Bu kararı kimlerle birlikte aldınız. Seçimlerde istediğiniz sonuçlar çıkmazsa size göre sistem tıkanmış mı sayılacak.

Bu soruların yanıtları 25 Haziran günü verilecek. Ancak ekonomik kriz bir yana Türkiye bir eğik düzlemde hızla kaymaya devam ediyor. Avanta ve bedava yaşamaya alıştırılan bağımlı seçmen kitlesi bir yana; bu ülkede alın teriyle, emeğiyle, şerefiyle ve onuruyla geçinen insanlar eğer bu duruma el koyamazsa, işimiz çok zor.

Şu mübarek Ramazan gününde Allah yardımcımız olsun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ