Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,86 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,55 / Satış: 4,57

“Türkiye İdlib’te tuzağa düşmemeli…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 12.10.2017
  • 1.267 kez okundu

Bu satırların yazarı olarak başından beri Esad’a bağlı rejim güçlerince “Sürgünde depo yeri” olarak kullanılan İdlib’e mutlaka müdahale edilmesi gerektiğini buraya ses çıkarılmadığı sürece bir gün İdlib’te bulunan 20 bin cihatçının gözünü Hatay’a dikeceğini söyledim.

Sonunda AKP hükümeti gönülsüz de olsa İdlib’e 15 Eylül’deki Astana süreci anlayışı çerçevesinde İdlib’e girdi. Ancak ortada Rusya ile ilginç bir anlaşma vardı; “İdlib’in içini Türkiye dışını Rusya koruyacak”. Aralarında El kaide bağlantılı El Nusra (Hala bizim bu örgütü terör örgütü olarak niteleyip nitelemediğimiz net değil) ve Tahriruş Şam gibi içeriği tam olarak bilinmeyen kafa kesen, ciğer söken cihatçı terör gruplarının bulunduğu İdlib’in içine neden biz giriyoruz da Rusya dışarıdan bizi seyrediyor anlamak mümkün değil.

Bu arada; askeri bağımsız kaynaklar El Nusra’nın “Türk askeri kendini burada pikniğe geliyor sanmasın” diyerek doğrudan tehdit ettiğini de unutmamak gerekir. Okurlarımızın çoğu hatırlayacak; 2014 yılında El Nusra’nın komutanı iki koruma aracıyla özel bir lüks ciple Hatay’da dolaşıyordu. O zaman AKP Şam’daki Emevi camisinde Cuma namazı kılacaktı Esad “Esed”’di. Hatta Suriye rejimi ile çarpışıp yaralanan çok sayıdaki El Nusra’lı militan Hatay ve Kilis’te tedavi ediliyor, bunlardan bazıları Antakya ve Reyhanlı otogarında silahlarıyla ve üniformalarıyla dolaşıyordu. Ama devir değişti “Bağımsız Kürdistan”’ın yolunu kesme adına İdlib’e girdik.

Yalnız ilginç bigiler var; örneğin İdlib’e giren Türk askerinin Tahriruş Şam örgütünün militanlarının öncülüğünde YPG saflarında tespit yaptığı ve El Nusra ya da diğer cihatçı gruplarla çatışmaya girmeyeceği şeklinde.

Bakın Türkiye’nin bu bölgede yapacağı en büyük ve en tarihi hata buradaki Cihatçı gruplara hala “Mezhep” ve “İnanç” şemsiyesi altında bakmaktır. Bu cihatçı grupların kıblesi, kabesi, inancı belli değildir. Bunlar “alınları yere gelmiş” insanlardan ibaret uysal müminler de değildir. Bu 20 bin cihatçının ipini koparıp Hatay’a girmesi halinde yaşanacak olayları tahayyül bile edemezseniz. Suriye’deki rejim güçlerini “Dinden çıkmış fasık, kafir” olarak gören bu sapık anlayışının Hatay’da aynı inancı taşıyan 400 binin üzerindeki “Arap-Alevi” yurttaşı doğrudan hedef alacağı asla unutulmasın. Bu seferki “kandırdılar bizi” gerekçesi bir ülkenin huzuruna ve bütünlüğüne mal olur.

İdlib’te 3 milyona yakın insan yaşamaktadır. Esad’ı devirmek için hazırlanan cihatçı terörist grupların hepsi bu kente yığılmıştır. Burada yapılacak tarihi bir hata önce Hatay’ı sonra Türkiye’yi patlatır. İdlib bir ateş topudur. Türkiye eğer dikkat etmezse burada bir yandan Tahriruş Şam bir yandan el Nusra ile her an karşı karşıya gelebilir. Bu dışarıdan korumacı Rusya’yı bağlamaz ancak sınır komşusu olarak ikiz bir coğrafyada yaşayan Türkiye’yi doğrudan tehdit eder.
Türkiye’nin bu harekatta İdlib’in silahsızlandırılması ve bölgenin Esad rejimine temizlenerek teslim edilmesi asli görevidir. Burada yapılacak en ufak bir hatanın telafisi ve geri dönüşü yoktur. Buranın temizlenmesi ve silahtan arındırılması sırasında ise Türkiye ne yapıp ne edip burada aileleriyle birlikte yuvalanan 40 bine yakın kökten dinci grubu Hatay’a sokmadan Türkiye dışındaki başka bir ülkeye gerekirse tahliye etmelidir.

Eğer bu grupların Türkiye’ye girmesine izin verilirse inanın bana “IŞİD” terörünü bile Türkiye arayacak duruma gelir ki bundan Allah korusun.

(Bu arada yeni kitabım çıktı. Bu kitap AKP’nin kuruluşunu sadece bilgi ve belgelere dayanarak açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bu kitapta; Türkiye’nin başına önce “Yenilikçi Hareket”in sonra AKP’nin nasıl bela edildiğine dair ilginç bilgiler ve ayrıntılar bulacaksınız. Aslında mevcut yönetimin Türkiye’ye kimler tarafından nasıl dayatıldığını, senaryonun ve oynanan oyunun büyüklüğünü; bu oyuna katılanların kendisine öğretilen her edinilmişliği nasıl bir içsellikle kabul edip ona göre hareket ettiğini görünce şaşıracaksınız. Bu memleket benim memleketim mi diye soracaksınız ancak bu memleketin sizinle birlikte sizin memleketiniz olduğunu asla unutmayacaksınız. Fatih Ertürk’ün Kitabı Türkiye Nereye %35 İndirimle Sözcü Kitabevinde! 0212 948 2278)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ