Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,88 / Satış: 3,89
€ EURO → Alış: 4,57 / Satış: 4,59

Vicdanen Rahat Mıyız?

Yüksel Coşkun
Yüksel Coşkun
  • 16.10.2017
  • 187 kez okundu

Saygıdeğer Okurlar,

Bu köşe yazısını acaba kimlerin ‘Vicdanını’ cız ettirecek.

BİR MECİTİN HESABI?
Çanakkale’nin Koca dere köyüne büyük bir sargı yeri kurulmuştur.

Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Sivaslı, kimi Halepli birbiri ardına vatan toprağının her karışından çok sayıda yaralılar getirilmektedir.
Bu yaralılardan biri de, Lâpseki’nin Bey baş köyündendir ve yarası oldukça ağırdır.

Zor nefes alıp vermektedir.

Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek isteğiyle komutanın elbisesine yapışır.

Nefes alıp vermesi gittikçe zorlaşır ama tane tane şu kelimeler dökülür dudaklarından;
Ölme, ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım… Arkadaşıma ulaştırın.

Tekrar derin derin nefes alıp, defalarca yutkunur;

‘Ben…Ben, köylüm Lapsekili İbrahim Onbaşı’dan bir MECİT borç aldıydım.

Kendisini göremedim, belki ölebilirim, ölürsem söyleyin, hakkını helal etsin…’

‘Sen merak etme evladım’ der komutan ve kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar. Son nefesinde bir kez daha dudaklarından; ‘Ben ölürsem söyleyin hakkını helal etsin,’ sözleri dökülür.
Az sonra da komutanın kollarında kan kaybından şehitlikle şereflenir.

Bu arada sargı yerine yaralılar getirilmeye devam etmektedir.

Bunların çoğu da sargı yerine ulaşmadan bu yolda rahmet-i Rahman’a kavuşmaktadır.

Bu şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler de komutana teslim edilir.

İşte, yine bir künye ve yanında bir pusula… Komutan gözyaşlarının daha silmeye fırsat bulamamıştır ki pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yıkılır kalır.
Ellerini yüzüne kapatır; ne titremelerine ne de gözyaşlarına engel olabilmektedir.

Pusuladaki notta aynen şunlar yazmaktadır;
‘Ben Bey baş köyünden arkadaşım Halil’e bir MECİT borç verdiydim.
Kendisi beni göremedi.
Biraz sonra taarruza kalkacağız.
Belki ben dönemem.
Arkadaşıma söyleyin ben HAKKIMI HELAL ettim.

NE İÇİN SAVAŞTILAR?

Savaşlar bitmiş ve İbrahim Çavuşun oğlu
‘Baba, savaşa giden- gitmeyen madalya alıyor, maaş bağlanıyor.
Sen neden madalya almıyorsun?
Niye maaş bağlatmıyorsun?’ Diye sorar babasına.
İbrahim Çavuş,
‘Oğlum zahmetli iş,
Önce yazı yazdırmak lazım,
Dilekçe vermek lazım..’
Ve birden öfkelenir; ‘Hadi madalya aldık. Ama maaş ne oluyor.’
Bir tokat vurur oğluna.
‘Ben ALLAH için, VATAN için,
BAYRAK için, MİLLET için savaştım.
MADALYA İÇİN, PARA İÇİN DEĞİL!!’

Evet, Saygıdeğer Okurlar,

Şimdiki zamanımıza baktığımızda devleti hortumlayanları, bulundukları makamı şahsına kullananları, arkadaşlarını kazıklayanları, koltukları uğruna takla atanları, yalakalık yapanları görüyor,
Ve kendi kendime, yaşanılan bu gerçekleri kaç kişi düşünerek yaşıyor diye soruyorum?
Ayrıca bakıyorum da baştan itibaren kokuşmuşluk, bozulmuşluk, dejenere olmuşluk çığ gibi büyüyor kimse buna dur demek için çaba içinde değil,
Herkes koltuk derdinde, makam derdinde, işe girene kadar el etek öpenler işe girdikten sonra kaytarma derdinde,
Ülkesini seven, doğru çalışıp ekmeğini helalından kazanmak isteyenler ile adaletli olarak iş yapmak ve bir şey üretmek isteyenler de yukarıdakiler tarafından aşağıya doğru çekilmeye çalışılıyor,
Ve ne yazık ki ülke yönetim bazında hiç kimse bu vatan ve bizlerin özgür yaşamaları için canlarını seve seve veren yukarıdaki örnek atalarımızın kemiklerini sızlattığının farkında bile değiller,
İşin diğer bir acı tarafı ise onların bu şekilde davranmalarını hala anlayamamış kişilerin olması ve biz ATATÜRK çocuklarının bunları görmemize rağmen taşın altına elimizi koymamamız sizce ne kadar doğrudur?

Saygılarımla,

AYNADA BAKTIĞINIZ YÜZÜNÜZE,
RAHAT BAKABİLİYORSANIZ VİCDANEN RAHATSINIZ DEMEKTİR.
(AR DAMARI ÇATLAMIŞ VE YÜZSÜZLER HARİÇ)

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ