Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,88 / Satış: 3,89
€ EURO → Alış: 4,57 / Satış: 4,59

Yemin

Türkan Barutçu Tümer
Türkan Barutçu Tümer
  • 21.08.2017
  • 1.223 kez okundu

“Yeminine bakıp insana ‘İNANMA’ , insana bakıp yeminine ‘İNAN’…” der Aiskhylos (Antik Yunan Yazar)

Çağımıza dönüp baktığımızda, ”yeminlerin” ağızlarda adeta sakız gibi olduğunu esefle görmekteyiz.

Birbirimize olan güvenimiz mi, bizi yerle yeksan etti dersiniz?

Güven, başlı başına yegane kriterdir kalplerde. Onu, içinizde gerçek anlamda hissedemediğinizde, ”iç huzur” kavramınız değerini yitirir, kaygılara kapılırsınız!

İnsanlık var olduğundan beri, kenetlenmiş bir toplumun en büyük ihtiyacı, zaafı olan bu olgu, bireyler arası dayanışmayı da artırmıştır. Ancak bulunamadığında da yalnızlaştırmıştır insanoğlunu. Kaldırımda yürürken, etrafınızdan gelip geçenlerin konuşmalarına az çok şahit olmuşsunuzdur…

– Paranı verecem, bak “valla”…

-Aa canım benim, gelicem sana “yemin olsun”…

-Bana bak, inan gitmeyeceğim artık, “and olsun”…

-Ya ” valla ” içmeyecem şu zıkkımı, “vallaha da billaha da” ya!

-Dayak mı? Şerefim üzerine yemin olsun, bir daha olmaz! (Ve daha da kötüsü yaşanır…)

Bu örnekleri daha da uzatmak mümkün, ancak asıl mesele, altıncı hissinizin “hissizleşmesi” olarak size geri yansımasıdır. Çünkü kırgınlığınız, endişeleriniz ve daha da ötesi, ”acılarınız” canınıza TAK etmiştir. Güvenemezsiniz !

Mevlana Celalledin Rumi’nin dediği gibi; Kalp deniz, dil kıyıdır… Denizde ne varsa, kıyıya o vurur! Lakin ” doğruların ” yemin etmeye ihtiyacı yoktur.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ