10.05.2008


New Page 1
  “SANA SENDEN GELİR BİR İŞDE TAD LAZIMSA ÜMİDİN KES ZAFERDEN GAYRİDEN İMDAD LAZIMSA”

      

Siyasette iç sorunlara öncelik vermek, temel kuraldır. Ondan sonra sıra, dış sorunlara gelir. Bu anlayışla da, toplum, seçtiği kişilere yetki verir. Halkın ortak ihtiyaçlarına göre sorunları çözüme bağlayan siyaset, güven ve saygınlık kazanır.

Bu aşamadan sonra, sıra dış problemlere ve dış seyahatlere gelir. Vaktiyle, Atatürk iç sorunlara öncelik vererek 15 yıllık Cumhurbaşkanlığı süresince, bir kez olsun yurt dışına çıkmamıştır. Ama, dünyanın en önemli devlet adamlarını, ayağına getirmesini bilmiştir. Atatürk, uyguladığı bir kalkınma planıyla, ülkeyi dışa yardım eli uzatmaktan kurtarmağa çalışıyordu. Bu anlamda da, büyük başarılara imza atmıştı. Milli şairimiz Namık Kemal diyor ki: “sana senden gelir bir işde tâd lâzımsa Ümidin kes zaferden, gayriden imdâd lâzımsa” *** Bugünkü duruma, şöyle bir bakalım: 2007 yılında, Mersin Limanından 200 bin ton hububat ihraç etmişiz. Fakat, aynı yılda da 600 bin ton hububat ithal etmişiz. Gene 2007 yılında, Mersin Limanından 70 bin ton pamuk ihraç etmişiz. Aynı yılda da 700 bin ton pamuk ithal etmişiz. Bu arada Pirinç, fasulya, mısır, nohut gibi ürünler dar boğaza giriyor. Ardından, su kıtlığı ve kuraklık tehlikesi sırıtıyor. Şimdi düşünelim: Tarım ülkesi, böyle mi olur? Bunu kim düzeltecek? *** Siyaset, ekonomiye sarılmalıdır. Daha verimli bir çağ yaratmağa koşmalıdır. Halkımızın inançtan yana, bir sorunları olduğunu sanmıyoruz. Yüce Kur’an, ne güzel açıklıyor. Zümer suresinin 7.nci ayeti (mealen): “Hiçbir günahkâr, bir diğerinin günahını çekmez” diye buyuruyor. İsrâ suresinin 84.ncü ayeti de (mealen) şöyle açıklıyor: “Peygamberim de ki, herkes kendi mizacına ve karakterine göre iş yapar. Kimin doğru yolda olduğunu en iyi Rabbimiz bilir” diye bildiriyor. Bu anlayışla, yüce Allahla (C.C.) kul arasına kimsenin girmesine gerek kalmıyor. Bu durumda, siyasetin araya girerek insanlara kılık kıyafet biçmesi, kılıkları da kendine simge olarak seçmesi, yararlı olur mu? Kaldı ki, böyle bir siyaset, insanları kamplaştırmaz mı? Hizipçilik ve çekişmeler yaratmaz mı? Tek taraflı siyaset, ülkeyi huzursuz etmez mi? Halkın yorgunluğuna, bıkkınlığına ve kafa karışıklığına sebep olmaz mı? Oysa, yüce Kur’an ve yüce din, birlik istiyor. Al-i İmrân suresinin 103.ncü ayeti (mealen) ve özetle: “Velâ teferreku/parçalanmayınız, bölünmeyiniz” diye emrediyor. Yüce Kur’an, bilgiye ve akla dayanıyor. Aslında, Türk kadını, normal giyimlidir. Onu, siyasete âlet etmek nedendir? *** Unutmayınız ki: 28 yaşından küçük 40 milyon gencimiz vardır. Bunlar, aş ve iş bekliyor. Bunlar varken, daha fazla doğurkanlık nedendir? Önce, bunların sorunlarını çözelim. Birleşmiş Milletlerin kayıtlarına göre, yaşam kalitesi açısından, halkımız Kanada’nın 97 ve Yunanistan’ın 65 basamak altında ve gerisindedir. Toplumun peşini bırakmayan yoksulluğun ve geriliğin hesabı ve sorumlusu yok mudur? *** Unutmayınız ki: Siyaset, iç sorunlara öncelik vermekle ve gelir kaynaklarını işletmekle yükümlüdür. Siyaset, polemik dil yerine, üretim ve yatırım dilini kullanmakla… Piyasa ekonomisine sarılmakla görevlidir. Bundan sonra, dış geziler, daha etkili ve daha verimli olur. *** Toplum huzur, iyi geçim ve iyi bir yaşam kalitesi bekliyor. Bize, hemen avuç açmayan ve yoksulluk yardımlarına el uzatmayan bir düzey yakışıyor. Siyasetin kendini sorgulaması kadar, yüce bir erdem var mıdır? Ama, ne yazık ki: Yoksulluğu ve cehâleti yaratan, yanlış siyasettir. Siyasetin doyumsuz olması… Halktan uzak… Halktan da kopuk olması, önemli bir sorundur. Oysa, siyaset, insanları daha iyiden yana değiştirmesi gerekir. Ama, biz insanlar, kendimizi dara sokmak için gösterdiğimiz zekâyı, başka yerde gösteremiyoruz. Önce, yüce Tanrının buyruklarına bakıp düşünmek gerekir. Yüce Kur’anda, İnsan suresinin 3.ayeti (mealen) şöyle buyuruyor: “Şüphesiz, biz insana doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör” diye bildiriyor. Bu anlayışla, yoksulluğun ve geriliğin hesabını kim verecek?

Bu Sitede Yayınlanan Haber ve resimlerin Tüm Hakları Antakya Gazetesi' ne aittir izinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.