Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Hayatımın En Zor Günlerinden

Cemil Yıldız
Cemil Yıldız
  • 07.01.2019
  • 945 kez okundu

Antakya Gazetesi’nde 44.yılımdayım. Geride kalan 44 yılda çok sayıda ekonomi, spor, magazin, siyasi, asayiş, ölüm ve düğün gibi haberler yaptım. Zaman geldi, üzüldüğüm-üzdüğüm, zaman geldi sevindiğim ya da sevindirdiğim haberlerim oldu.

Kimi zaman tek sütunluk haberi manşete dönüştürdüğümüz, kimi zaman da manşetlik haberi tek sütuna indirgediğimiz günler oldu. Hepsi gazetecilik sürecinde yaşananlardan… Bu arada, geride kalan 44 yıl içinde, çalıştığım ve çalışmakta olduğum, her biri bir değer olan önemli insanlar, kişilikler, çalışma arkadaşlarım oldu. Bunlardan biri, geçtiğimiz hafta sonunda trafik kazasında yitirdiğimiz Ercan Atar idi.

Gazetenin kapısından girdiği ilk günü hatırlıyorum… Çelimsiz, zayıf, ancak kendinden emin, kendine güveni tavan yapmış birini andırıyordu. Nitekim öyle de oldu. Verilen her görevi layıkıyla yerine getiren, araştıran, her zorluğun üstesinden gelebilen, çalışkan özverili, herkesle iyi geçinen, sempatikliği ve esprileri ile sevilen bir kişilik idi.

Kendisiyle aramızda “Ağabey-Kardeş” kapsamında çok özel bir dostluk vardı. Birçok şeyi benimle paylaşırdı. Ben de tabi ki… Evimizin kapısı Ercan Atar için ardına kadar açık idi, onun kapısı da öyle. Bir aile gibiydik. Bir ara İstanbul’a gitti, iş kuracaktı. O sırada oğlumun üniversite kaydı için ben ve oğlum İstanbul’a gittik. Ercan’ın haberi oldu, “Abi muhakkak benim evimde kalacaksınız” dedi ve nitekim öyle oldu.

Evinde bizi konuk etti. Aracıyla ertesi sabah üniversiteye kadar götürdü. Oğlumun kayıt işleminde bize yardımcı oldu. Daha sonra Antakya’ya döndü, iş dünyasına girdi, farklı alanlarda çalıştı. Son olarak “tavuk çiftliği” kurdu. Antakya’daki marketlerde ATAR YUMURTA adı altında da aranan marka bir isim olmuştu. Son olarak, yılbaşı gecesi beni telefonla aradı. Bir yakınının üst katındaki terası kapatması üzerine, belediye zabıtasının kaçak muamelesi yapmak istediğini, oysa kaçak yapı olmadığını, normal bir işlem olduğunu söyledi ve yardımcı olmamı istedi. Ben de gereken yerlere durumu anlattım, onlar da kırmadı ve yardımcı oldu. Yılbaşı sonrası Ercan’ı aradım, “Abi çok teşekkür ederim” dedi ve yardımcı olduklarını söyledi. Son olarak da kazayı geçirdiği gün öğleden sonra bir konu için telefonlaştık, kahve içmeye davet ettim, “Tamam” dedi. Daha sonra ise son anda işinin çıktığını ve gelemeyeceğini söyledi. Bir emaneti yakın bir yere bırakmamı söyledi. Bıraktım ve tam üç kere telefonla konuştuk, öylece kaldı. Son görüşmemiz, kazadan birkaç saat önce böyle oldu.

Yazının başlangıcında da ifade etiğim gibi, 44 yılda, acısıyla-tatlısıyla her türlü haber yazdım, ama en yakın çalışma arkadaşımın öldüğü trafik kazası haberini yazacağımı hiç düşünmedim, düşünemezdim. Yaşamın acı gerçeğiydi maalesef.

Hele hele, kimi zaman geceli-gündüzlü birlikte olduğumuz, esprileri, şakaları ile çalışma yaşamımıza renk katan, kişiliği ile pırıl pırıl, düzgün, doğru dürüst insan Ercan Atar’ın tabutunu omuzlayacağımı, toprağa gömülürken O’nun ruhu için FATİHA okuyacağımı hiç düşünemezdim.

Hayatımda en çok zorlandığım, ruh halimi iyi hissetmediğim dakikaları bu cenaze töreninde hissettim, yaşadım.
Güle güle güzel insan… Işıklar, yıldızlar yoldaşın olsun…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ