Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,88
€ EURO → Alış: 7,78 / Satış: 7,81

2017’den bu yana yazdık!

2017’den bu yana yazdık!
  • 31.07.2018
  • 1.336 kez okundu

Bakanlık Devrede

Bir seneyi aşkın bir süredir Asi Nehri’nin ara ara kuruyan yatağı üzerinde beliren ve Büyükşehir Belediyesi’nin bu alanda iş makineleriyle yaptığı bir altyapı çalışması sırasında tesadüfen ortaya çıkan eski Roma mimarisine ait parçalara, uzun süren bir kurumsal ilgisizliğin ardından ‘Bakanlığın’ devreye girmesiyle sahip çıkıldı.

Binlerce yıllık geçmişi içinde biriktirdiği medeniyetlerin emanetleri konusunda Dünya kentleri arasında hatırı sayılır bir ayrıcalığı bulunan Antakya, 2017 senesinin başından beri ciddi bir ‘utancı’ ve bunun beraberinde getirdiği ‘kurumsal ilgisizliği’ yaşadı. Yok edilen bir gölün ardından yaratılan tarım alanlarını sulama bahanesiyle Devlet Su İşleri (DSİ) eliyle yıkılan bin yıldan daha eski bir Roma Köprüsü’ne ait olduğu iddiası ile bahse konu edilen devasa kesme taşlar ve ardından ortaya çıkan bir sütün başı ise, bu ilgisizliğin faturasında uzun bir süre suların altında bekledi. Bu konuda ne Müze İdaresi’nden, ne de İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden BİR cevap geldi. Açıklama bekleyenleri ise ‘düne kadar devam eden’ derin bir sessizlik karşıladı.
-VİNÇ YARDIMIYLA-
İçinde yaşadığımız kentin tarihine ve kültürüne sahip çıkmanın sorumluluğunda bu konudaki haberlerimizi ısrarla Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinden paylaşmaya devam eden bizler, bugün, bu çabanın karşılığını almanın keyfini yaşıyoruz. Bakanlığın devreye girmesiyle beraber, dün, Asi Nehri’nin eski Roma Köprüsü noktasına gelen ekipler, bir vinç yardımıyla, nehir yatağında 1 seneyi aşkın bir süredir bekleyen (bekletilen) ve arkeolojik terminolojide ‘mimari parçalar’ olarak ifade edilen ‘kalıntıları’ bir TIR’a yüklerken, bu konuda ortaya konan özen ve dikkat gözlerden kaçmadı. Vatandaşlar ise yaşananları merakla izledi.
-NE SÖYLENMİŞTİ?-
Dün itibariyle ‘olması gerekenin’ altına imza atanları izlerken, 2017 senesinden bugüne konuyu gündemde tutmamıza yardımcı olanları ise unutmadık. Bilindiği gibi bu konuda ilk konuşan isimlerden biri, Harbiyeli Mozaik Ustası Mehmet Daşkapan olmuş, ‘kesme taşlar’ ve son çıkan ‘sütün başı’ noktasındaki tespitlerini ve izlenimlerini bizlerle şu şekilde paylaşmıştı:“Aslında ne benim, ne onların (konuya ilişkin kurumların) ne de bir başkasının sözüne bakmak lazım. Gerçeğin sözü ne, ona bakmak lazım. Gerçeğin sözü nedir peki? Çıkan kalıntıdır. Şunu sormak lazım o zaman! Bugüne kadar çıkan onca kesme taşın ardından, şimdi çıkan şey, bir sütün başlığı. Tamam da kime inanacağız? Gözümüzle gördüğümüz şeye mi, yoksa ısrarla ‘burada bir şey yok’ diyenlere mi?
Çok net bir şey söyleyeyim size… Tarihin bu kadar sahipsiz oluşu utandırıyor. Diğerlerini bilmiyorum ama, beni utandırıyor. Hele ki böylesi bir coğrafyada. Düşünün ki, köprüden geçerken, 1700 yıllık bir Roma’dan geriye kalan noktada biriken kesme taşlar görüyorsunuz. Öyle ki, keski darbeleri üzerlerinde hala duruyor. Kimse bana hikaye anlatmasın! Herkes, bu taşların, yıkılan Roma Köprüsü’nün ayak kısmındaki taşlar olduğunu çok iyi biliyor. Soruyorum… Niye 100 metre ileride ya da 1 km geride çıkmadı da burada çıktı bu taşlar? Elde bir gerçek var, ki ben de bu gerçeğe inanıyorum.”
-SON SÖZ, FİNAL!-
Bakanlığı ve ilgili kurumları harekete geçiren en etkili isimlerden biri ise bu konuda son dönem fikrine başvurduğumuz, Antakyalı bir Arkeolog olan, Kültür Varlıkları ve Müzeler eski Genel Müdürü Kenan Yurttagül olmuş, eldeki tablonun finalini de şu kelimeler yapmıştı:
“İfade edildiği gibi, burada bir sahipsizlik söz konusu. Buna katılıyorum. Zira nehir yatağında bulunan bahse konu o parçalar, ki o parçalar arkeolojik terminolojide ‘mimari parçalar’ olarak ifade edilir, bir yapının geride kalan önemli kalıntıları konumundadır. Peki, ‘NE YAPILMALI’ diye soracak olursanız eğer… Mutlaka, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Müze tarafından alınıp, yine Müze ortamında korunması gerekiyor. Burada bir ihmal söz konusu. Siz bunu defalarca Gazete’de yazdınız, ama bakıyoruz hala yerinde duruyor. Oysaki bunu yapmak çok zor bir şey değil. Bunların mutlaka bulundukları yerden alınıp Müze’ye götürülmesi gerekiyor.”
-TEŞEKKÜR-
Beklenen ve uzun bir süredir istenen ‘tarihsel ve kültürel sahip çıkışı!’ Antakya özelinde hayata geçiren ve üstlendiği görev başlığında “TURİZMDE YENİ BİR HİKAYE YAZACAĞIZ” diyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a, bu konudaki haberleri çok uzun bir süredir gündemde tutan bizler ilk elden teşekkür edelim. Tabi emeği geçen herkese de. Ama en çok da, bu uzun dönem içinde konuşmaktan kaçan onca kalabalığa inat cesur kelimelerini bizlerle paylaşan isimleri unutmadığımızın altını da özenle çizelim. -Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ