Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,07 / Satış: 8,10
€ EURO → Alış: 9,65 / Satış: 9,69

21 Şubat Uluslararası Anadil Günü

Mehmet Karasu
Mehmet Karasu
  • 24.02.2021
  • 898 kez okundu

21 Şubat, “Uluslararası Anadil Günü” idi.

İki yıldan bu yana, 21 Şubat’ın farklı bir anlamı var. Zira BM, 2019’u da “Dünya Yerli Dilleri Yılı” ilan etmişti.

“Her iki haftada bir dil yok oluyor” Uluslararası Anadil Günü, dünyada konuşulan 7000’e yakın dilin korunması ve varlıklarını sürdürebilmesi amacıyla, 21 Şubat 2000 tarihinden bu yana UNESCO tarafından kutlanmaktadır.

Bu gün, 21 yıldır dünyada dilsel farkındalık yaratmak ve çok dilliliği teşvik etmek için kutlanıyor.

BM Eğitim, Bilim, Kültür Örgütü (UNESCO) 21 Şubat “Uluslararası Anadil Günü” dolayısıyla yayınladığı bir raporda UNESCO`nun anadilin önemine, korunmasına ve desteklenmesine dikkat çekmek üzere: “kimlik, iletişim, sosyal bütünleşme, eğitim ve kalkınmanın temelini oluşturan dillerin, halklar ve tüm dünya için stratejik bir önem taşıması gerektiği” belirtildi. Raporda, “dünya genelinde konuşulan 7000 dilin yarısından fazlasının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğuna, bunların yüzde 96`sını ise sadece yüzde 4`lük bir topluluğun konuştuğuna” dikkat çekildi. Avustralya`da yerli halkın konuştuğu 250 dilden 110`unun yok olabileceğini, sadece 18`inin “ayakta kalabildiğini” vurgulayan UNESCO, “Avustralya`da yerlilerin Bunuba dilinin sadece 100 kişi tarafından konuşulduğu” örneğini verdi. UNESCO, diller öldüğünde kültürel çeşitliliğin ve insanlığın zenginliğinin de azaldığını belirterek, “bölgesel ve ulusal dil politikalarıyla çok dilliliği artırmak için acilen harekete geçme” çağrısında bulundu. Hindu ve İngilizcenin dışında 1650 yerel dilin konuşulduğu Hindistan örneğini veren UNESCO, “bu ülkede kullanılan dillere göre üç eğitim uyguladığına dikkati çekti. Japon adalarının asıl yerlileri olan, bugün ülkenin kuzeyindeki Hokkaido bölgesi ile Kuril ve Sahalin adalarında yaşayan Aynuların dilinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu” açıklandı.

Aynı şekilde, bugün Kafkasya’da bazı dilleri sadece 150-250 kişi konuşmaktadır.

BM verilerine göre dünyada her iki haftada bir dil, içinde geliştiği entelektüel ve kültürel ortamla birlikte yok oluyor. Dünya üzerinde konuşulan dillerin yüzde 40’ı yok olma tehlikesi altında. Bütün dünyada 7 bin civarında dil konuşuluyor, 5 binden fazla “yerli” kültür yaşıyor, 370 milyondan fazla “yerli” insan yaşıyor.

Dünyada dilsel çeşitliliğin en yüksek olduğu ülke Papua Yeni Gine. Nüfusu 8 milyondan biraz fazla olan ülkede 800’den fazla dil konuşuluyor. Dilsel çeşitliliğin en düşük olduğu ülke ise Kuzey Kore. UNESCO verilerine göre ülkenin dilsel çeşitliliği yok.

Türkiye Yazarlar Sendikası, Uluslararası Anadil Günü ile ilgili önceki yıllarda, şu açıklamayı yapmıştı:

“Biz bu coğrafyada onlarca farklı diliz… Bu coğrafyada onlarca dille sever, seviniriz, üzülür, küser ve barışırız…

Bu coğrafyada onlarca farklı dilde söyleriz türkülerimizi, onlarca farklı dilde anlatır analarımız bize masalları…”

Türkiye Yazarlar Sendikası olarak “anadil” deyince bir tek dilin, “yabancı dil” deyince başka bir tek dilin anlaşılmasını dayatan, bizi daraltan, yoksullaştıran, kıran her türlü yasanın ve yasa dışı uygulamanın ötesinde, insanların anadillerini özgürce konuşmalarını özleyerek, isteyerek kutluyoruz Dünya Anadil Günü’nü…

TYS, Türkçeyle yan yana olan, iç içe yaşayan anadiller tutsaksa, Türkçenin de bir anadil olarak özgür olamayacağının, yavan, tutuk kalacağının ve sömürücü başka ilişkilerin, başka dillerin altında yozlaşabileceğinin bilinciyle kutluyor bugünü…

Dillerin, yazının, türkülerin ışığı ve özgürlüğüyle kutluyoruz”

İlkokula başladığım yılları anımsıyorum. Tek bir sözcük Türkçe bilmiyordum. Öğretmen masasının üzerinde her zaman bir kumbara bulunurdu ve konuştuğumuz her Arapça sözcük başına delikli 2.5 kuruş atmak zorunda kalırdık. Haftada bir, harçlık olarak aldığımız birkaç kuruş böylece elimizden alınırdı.

Kına gecemiz için karakola izin almak için gittiğimde, bana, “Düğünümde Arapça şarkı söyletmeyeceğim” biçiminde bir tutanak imzalatmışlardı.

Nereden nereye geldiğimizi uzun uzun anlatmaya gerek yok.

Bu anlamda, Unesco’nun çağrısına kulak verilmesini, bu anlamlı günün coşku ile kutlanmasını diliyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ