Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

24 Haziran seçim tercihi

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 20.06.2018
  • 683 kez okundu

12 Eylül döneminin anti demokratik miraslarından birisi parlamento seçimlerinde konulan yüzde onluk baraj engeliydi. Güya çok parçalı meclis kompozisyonu hükümet kurmada ve güvenoyu almada ciddi zorluklar yaşatıyordu.

İstikrarın sağlanması amaçlanmıştı. Ama temsilde adalet kimsenin umurunda değildi.

Muhalefette bulunan tüm siyasi partiler, seçim beyannamelerinde adaletsiz buldukları seçim barajını makul seviyeye indireceklerini kalın harflerle yazıyorlardı. Ama iktidara geldiklerinde adaletsiz buldukları barajı değiştirmeği akıllarının ucuna dahi getirmediler.

2002 yılında AKP yüzde 34,7 ile meclisin yüzde 65 ile hâkimiyet kurmuştu. Adaletsiz baraj sisteminin en tatlı balını yalayan partinin başında Adalet yazan ve adil düzen geleneğinin kolu olan AKP olmuştu.

Artık iktidarın sihirli gücü AKP yi büyülemişti. Seçim sisteminin yarattığı adaletsiz oy dağılım neticesinde kendisinin mutlak zaferi olarak gördü. Toplumsal mutabakatı aramadılar, zaten onun ne anlama geldiği de pek umurlarında olmadı.

16 yıl boyunca çok maceralar yaşandı. Çağdaş yaşamın yelpazelerini şekillendiren en önemli demokratik değerler çiğnendi.

Adalet, yara bere içinde.
Ekonomi, bir nefes derdinde.
Dış politika, kan ter halinde.
Eğitim, çözülmeyen denklem niteliğinde.

İktidar, elinde bulundurduğu ülkenin devasa gücünü müspet kullanamayarak, beceriksizliğin yarattığı istikrarsızlık dalgalarıyla bir çoğumuzu boydan boya hırpaladı.

Ülke günden güne gerilmekte, sinir uçlarımız dağılmakta, beynimiz zonklamakta.

Barış ve kardeşlik üzerinde sayısız türküler söylenen, sevgi şiirleri okunan ülkemde; kutuplaşmanın, ayrışmanın yürek burkan fasıllarını yaşadık.

Umut besleyen toplumdan, neredeyse ümidi yok edilen topluma dönüştük.

Çiftçi zorda.
Esnaf darda.
İşveren narda.
Öğrenci boşlukta.

Haliyle vatandaş taşıdığı onca yükten bitap düşmüş durumda. Neredeyse gülmeyi unutmuş vaziyette.

Neşe, mizah eğlence kelimeleri sözlüklerde kabuk bağlamış.

İktidarın vatandaşın derdine pek aldırdığı yok. Onlar için her şey tozpembe. ‘’Dünya bizi kıskanıyor’’ söylemiyle sahte hülyaları pazarlama peşinde.

Eğitim, hukuk, ekonomi çağdaş değerler gibi temel sorunlara çare üretmek zaruriyet ve aciliyet gerekiyor.

Keklerle, çaylarla simitlerle bir ülkenin selamete kavuşması uzak ve yakın tarihte dünyada görülmemiştir.

Eğitim standardı gelişmiş ülkelerde böyle bir söylem veya vaat literatürde yoktur. Zira gelişmişlik göstergelerinin kriterleri sabittir ve bizim uygulamalarımızdan çok farklıdır.

Temelinde hukukun üstünlüğü, adalet, eşitlik, eğitim, özgürlükler refah gibi değerler manzumesi vardır.

Memleketimizde dört gün sonra tarihi seçim yaşayacağız. Millet kararını sandıkta vereceği oylarla hem bizatihi kendinin hem de ülkenin geleceğini belirleyecek.

Ülke çok yoruldu. Vatandaş çok yoruldu. Yöneticiler çok yoruldu. Dağ yoruldu, taş yoruldu. Aldığımız nefes bile yoruldu.

Artık soluklanma, sakinleşme ortamını yakalamak zorundayız. Yeniden kardeşlik türkülerini havalandırmalı, sevgi
Şiirlerini okumanın hazına varmalıyız.

Tabii vakit çok geç olmadan.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ