Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,07 / Satış: 6,10
€ EURO → Alış: 6,78 / Satış: 6,80

31 Mart Üzerine Ufak Bir Deneme

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 22.04.2019
  • 216 kez okundu

31 Mart seçimlerinden sonra İstanbul belediye başkanlığını makamını CHP adayına kaptırmama mücadelesi 17 gün sürdü. Hatırladığım kadarıyla hiçbir yerel seçimde mazbatanın takdimi bu denli uzun süreli, eski değimle muallakta kalmamıştı.

Elbette hukuk çerçevesi içerisinde itirazlar meşru bir haktır. Her siyasi parti, seçimlerde olması muhtemel hatalar, hileler, kusurlar gibi seçimi etkileyecek şekilde somut delil olması durumunda itiraz hakkını sonuna kadar kullanmalı.

Fakat bu itirazı kullanma hakkının, hem hukuk normuna oturması gerektiği gibi, kamuoyunun da yanlışlara, hatalara inanması önemlidir. Somut delil elde olmaksızın kamuoyunu ikna çabaları tesiri olmayan beyhude çabalardır.

Bu seçim sathında iktidarın siyasi zeminlerde şimşek çaktıran sözcüleri sanki başka bir trene binip gitmişlerdi. Siyasi ilim zemininden felsefe tahlillerine kadar uzanan metinlere kadar hakim olan üstatlardan kimseyi göremedik. Peronda bir başına seçimlerden sorumlu Ali İhsan Yavuz Bey’le tanıştık.

Onun gücü ve tüm çabalar eşliğinde, AKP tarafından atılan tüm hesapsız adımlar seçim sonucunu kurtarmaya yetmedi. Kendi kendilerini köşeye sıkıştıran bir görüntüleri siyaset defterine yazıldı. Bu görüntüler, özellikle seçimden sorumlu genel başkan yardımcısının retorikleri siyaset literatürünün efsaneler bölümünde altı çizilerek muhafazaya alınmalı.

Sözcünün kurduğu cümlelerin içeriğindeki tutarsızlığın safhası, tutarlılık safhasının misliyle üzerinde. Bu iddialarla Türkiye’yi ikna etmeğe çabaladı. Neticede 17 günlük maraton turunun ardından, AKP’nin manevra alma uğraşısı sonucu değiştirmedi. Seçimin galibi olana CHP adayı Ekrem İmamoğlu ipi göğüsledi.

17 Yıllık iktidarları döneminden bu yana, AKP’de görüntüsü etkinlikten uzak ve belki de içeriği mahzun manzaralar yaşandı. Tüm bu gelişmelerin AKP için şok etki yarattığı iddiasında bulunursam, galiba haksızlık etmem.
Lakin çoğu TV, ekranlarında, basının her köşesinde, devletin her nimetinde, gücün her hücresinde AKP’nin propaganda etkinliğinden hareketle yorumlanırsa, bu kadar kaybın olacağı ve tesirin şoka dönüşebileceğini asla beklemediler diyebilirim.

Medya gücünün geldiği nokta, televizyon programlarında öncelenen borazanlık ve ele alınan konular göz önüne alınınca haksız sayılmazlar.

Fakat son zamanlarda güç addedilen ne varsa, her şeyin içten yavaşça çürüdüğü gerçeği vardı. Lakin programları izleyenlerin büyük kısmı, konuları işleyenlerin tarafsız kalmadıklarını, algı yaratma gayretlerinde olduklarını daha da bariz bir şekilde görmeğe başladılar.

Artık hiçbir hususta ikna edici değillerdi.

Amigoluğa savrulan tarafgirlikle hataları, savunma pozisyonlarındaki garabetler irtifa kaybettirdi. Hayatın her alanında olduğu gibi, siyasette de pekiştirme ihtiyacı önemlidir. Eğer olumlu yönde yaratımlarınızı, eserlerinizi paylaşırken ölçüyü iyi kullanırsanız derin tesirler bırakmanız mümkündür. Seçim zamanlarında bu tesirin nimetini toplayabilirsiniz. Ama ve lakin bu yaratımları, bu eserleri mutfakta yangına, sokakta işsizliğe, toplumda tefrike, makamda yandaşlık haline dönüştürmüşseniz bedelini halk mutlaka sandıkta soracaktır.

Demokrasi ruhunu zedeleyen tavırlarla, insan ruhunu sarsan kibirlerle ölçüyü kaçırırsanız sıkmaya başlarsınız. Halkı kendinizden soğutursunuz. Bu vakitten sonra halkı ikna etme çabalarınız istediğiniz sonuçları vermez. Günden güne taraftarlarınızın sizleri terk ettiğini izlemek zorunda kalırsınız.

Siyaset ilminde sayısız kavramlar, sonsuz düşünce kalıpları var.

Ne var ki birçok siyaset erbabı, ama özellikle iktidar mensupları güneşin her gün yeniden doğup, beraberinde hayata sürpriz yenilikler getirdiğini unuturlar. Güneşin aydınlık makamında duranların, bir gün yer değiştirmek zorunda kalabileceklerini kafalarına yerleştirmezler. Bu kişiler, zor zamanlarda karanlıklar birilerinin üstünü örterken, bu karanlığı yırtıp aydınlık vahasına ulaşabilecek imkânı yakalayabileceklerini kabul etmek istemezler.

Yaşanan son siyasi gelişmeler üzerine CHP (Millet ittifakı) karanlıkları en nihayetinde boğabilecek imkânı buldu.
Özellikle İstanbul ve Ankara’nın kazanılması ile uzun yıllar özlemini duyduğu, hasretini çektiği, hayalini kurduğu makamı ve mührü kazandı.

Dilerim; bu günden sonra halkın da özlem duyduğu, hasret çektiği, hayal kurduğu insanca yaşamın mimari projesinin sanatsal inceliğini tüm halkımıza yansıtırlar.

İstanbul Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu uğurda samimi duruşuyla gönüllere dokunuyor. Büyük halk kitlesinin teveccüh gösterdiği bir umutla, güneşin doğuşuyla beraber şavkı yüzümüze vuruyor. Demokrasimizin kalitesini yükseltebilecek bir ışık huzmesi gibi gözlerimizi kamaştırıyor.

Bu kadar uzun müddet kara gölgelerde kalanlar için ışığı görmek yürekleri ferahlatıyor.

Seçilen tüm Başkanlara başarılar diliyorum. Allah yar ve yardımcıları olsun.

Memleketimin dört bir yanına nihayetinde artık bahar gelsin. Tez elden gönüllerimizde çiçekler açsın.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ