Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

ABD İle Türkiye Arasında Yeni Bir Şey Var mı?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 18.11.2019
  • 346 kez okundu

Türkiye Amerika ilişkilerinin her zaman süt liman olduğu söylenemez. Gerilimlerle geçen süreçler sık sık olmuştur. 1964 yılında İsmet İnönü’ye gönderilen meşhur Johson mektubu, aradan 55 yıl geçmesine rağmen hafızalardan silinmedi. İnönü’ün bunun karşılığında tarihi açıklaması oldu: ‘’Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye o dünyada yerini alır’’.

1974 yılında Kıbrıs barış harekatımızdan sonra 5 Şubat1975 yılından itibaren Türkiye’ye askeri teçhizat ve malzeme satışını kesti. Üç yıl süren çok katı bir ambargo uyguladı.

Türkiye buna mukabil, 13 Şubat 1975′te Kıbrıs Türk Federe Devletinin kurulduğunu açıkladı. 25 Temmuz 1975′te ABD’ye nota verilerek, 3 Temmuz 1969 tarihinde imzalanan ABD Savunma İşbirliği Anlaşması yürürlükten kaldırıldı.

Türkiye bununla kalmayarak, topraklarımızda bulunan Amerikan üs ve tesisleri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “kontrol ve gözetimi” altına aldı. Yani Amerikalıların üslerini kapattı.

Amerika bu karşı yaptırımlara dayanamayarak 26 Mart 1976′da üslerle ilgili yeni bir Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamak zorunda kalmıştır. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi ise ambargonun kaldırılması şartına bağlanmıştır.

Nihayet 26 Eylül 1978′de Jimmy Carter‘ın özel çabalarıyla ambargo tamamen kaldırılmış, iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmıştır.

Bugün de Amerika ile aramızda ciddi gerilimler, inişli çıkışlı ilişkiler yaşanıyor. Elbette yaşadığımız dünya 50 yıl öncesinin dünyası değil. Konumlar, şartlar dengeler çok farklı.

Ama temel politikaların hizmet ettiği amaç aynıdır: Ülke çıkarları. Her ciddi ülke koşulları kendi lehine dönüştürme amacıyla oyun kurar. Bu oyunda güçlüler taviz vermez, alırlar.

13 Kasımda Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın, ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşme iki ülke arasında son yıllarda yaşanan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşti. Gündemde gerilimlere neden olan ana başlıklarda dişe dokunur ilerleme sağlanmadığını belirtebilirim.

Birinci başlığı Trump’un sokak jargonuyla yazılan aşağılayıcı mektubun iadesiyle ilgili.’’ İade’’ yerine ‘’takdim’’ edilmesi doğrudan doğruya mütekabiliyet esaslarının çok hafifçe uygulanmasıdır. Başka bir değişle size doğru yapılan yirmi birimlik bir baskıya karşı sizin, sembolik bir birimlik baskı uygulamanıza benzetebiliriz.

İkinci başlık Pyd/Ypg denilen terör örgütü ile Amerikan’ın destekleyici tutumlarının değişmemesi ve Terörist Mazlum Kobani denilen caninin meşru muhatap alınmasındaki ısrarın devam etmesi. Trump’un basın toplantısında sarf ettiği Kobani ile yaptığı görüşmelerin devam ettiği gibi, Cumhurbaşkanımız ile de fevkalade iyi ilişkiler kurduğunu aynı cümleler içinde açıklayınca irkildim. Devletlerarası ortak bir basın toplantısında bir terörist başının muhatap alınarak masum gösterilip, meşrulaştırılmaya çalışılmasına ilk defa tanık oldum.

Halkbank ile ilgili kamuoyuna yansıyan herhangi bir bilgi oluşmadı.

Türkiye’nin yıllardır ısrarla talep ettiği Fetö denilen hainin iadesiyle ilgili Amerikalıların tek bir cümlesi yansımadı.

Son zamanların en fazla dert veren mevzuu S-400 ile ilgili olandır. Genel görüşmelerde bu sorunun somut bir çözüme kavuşturulmadığı görülüyor. Kısa vadede bu derde devanın bulunmasının çok zor olacağından hareketle, teknik bir komisyon kurularak zamana yaymanın faydalı olacağını vurguladılar.

Peki bu konuda en az zararla çözüm sağlanır mı?

Bence zor. Çünkü S-400 le ilgili üç devletin farklı tezleri mevcut. Satan ülke Rusya’nın tezleri, alan ülke Türkiye’nin tezleri ve NATO’nun en güçlü ülkesi ABD’nin tezleri birbirinden farklılık arz ediyor.

Türkiye kendini savunma ve güvenlik politikalarında haklı olarak daha fazla ABD’nin insafına mahkum kalmak istemiyor. Dünyada değişen tehdit konseptlerine uygun hava savunma sistemi kurmayı amaçlıyor.

Aslında benzer sistemi ABD’den de talep etti, olumlu cevap alamadığından, haklı olarak Rusya’dan S-400 ler almak zorunda kaldı.

Gerçi başkan Trump S-400 lerle ilgili sorunların çözümüyle ilgili birkaç seçeneğin olduğundan bahsetti ama bu seçeneklerin içeriğiyle ilgili herhangi bir malumat vermedi. Dolayısıyla avucumuzdaki seçeneklerin neler vaat ettiğiyle ilgili ipuçlarının neler olabileceği bildirilmedi.

ABD.S-400 leri bahane ederek yaptırım tehditlerinde bulunuyor. Süper güç olmanın psikolojik etkinliğiyle dayatma politikalarından tam olarak vazgeçeceğe benzemiyor. Her zaman yaptırım kartını elinde canlı tutarak ‘’ha açtım, ha açarım’’ tehdidiyle ayar vermeye çalışıyor.

Son tahlilde her iki ülkenin liderleri kendi düşüncelerini birbirlerine empoze etmeye gayret gösterdiler. Pozisyonlarını muhafaza etmeye azami önem verdiler. Birbirlerinin takdirlerine mazhar olan cümleler dinledik.

Lakin sorunlarla ilgili çözüm ve mutabakatların tutulma hatlarına gelince, aklıma Erich Maria Remarque’nın yazdığı meşhur romanın adı geliyor.: ‘’Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok ‘’

Sadece ve sadece şimdilik için gerilimin dozunun düşürülmesi var.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ