Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,62 / Satış: 8,66
€ EURO → Alış: 10,12 / Satış: 10,16

Adaletsizlikte Zirvedeyiz.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 10.05.2021
  • 378 kez okundu

Maddi manevi ilişkiler halindeki toplumun veya kişilerin eşitliklerine ve haklarında bir hamlede ulaşılamadığı takdirde adaletin varlığından söz edilemez.

Adalet dendiğinde; etik, akılcılık, hukuk, din, eşitlik ve hakkaniyeti de içeren birçok alanların ve farklı görüşlerin hak kadirşinaslığı akla gelir.

Bireysel ve toplumsal yaşamda adalet sadece mülkün değil, insanın, insanlığın da temelidir.

İnsan vicdanını kaplayan en kutsal duygudur.

İyileri kötülere karşı koruyan en sağlam kalkandır.

Bu kalkan vatandaşlar arasında keyfi şekilde bir tarafı ezen diğer tarafı kollayan araç getirilirse, kaygı ve endişeler yoğunlaşır, korkular yükselir ve nihayetinde toplumsal ilişkiler bozguna uğrar.

Bugün ülkemizde büyüyen sorunların ana sebebi, adaletin saflığına siyasetin ürettiği asidin dökülmesinden kaynaklandığını söylemek zorundayız.

Siyaset asli ödevi ‘’baz’’ üretmek olmalıyken sürekli ‘’asit’’ üreterek değerlerimizi eritiyor. En büyük değerlerimiz olan adaletin üstüne dökülen asidin buharı yaşamımızı kaplıyor.

Bu buharın içeriğinde hınç, hırs, haset gibi erdemsizlik kokuları yayılıyor. Kokular yayıldıkça katmanlardan birçok krizler fışkırıyor. Ekonomik, diplomatik, sosyal, sağlık, medya gibi saymakla bitmeyen krizler ortaya çıkıyor.

Krizle yatıp krizle kalkan ülke haline geldik. Bu konuda kötü şöhretimize kolay kolay kimse su dökemiyor.!

Hukuksuzluğun Kâbe’si bilinen mafyaya müsamaha gösteren ama memleketi ve milleti için canını vermeye ant içmiş emekli askerlere eziyeti reva gören ikiyüzlü tutuma adalet denemez.

Karadeniz’in İkizdere yaylasında sağlık ve geçim kaynakları olan muhteşem doğanın talan edilmesine ve ağaçların sökülmesine rıza göstermeyen köylülere karşı, iktidara yakın malum müteahhidin daha fazla para kazanma hırsının tercih edilmesi, ormandan evvel adaletin katledildiği anlamına gelir.

İktidara övgü dizen sinema ve ses sanatçılarına sarayın kapıları nimetler eşliğinde açılırken sırf muhalif düşünceler taşıdıkları için tiyatro, müzik, sinema veya başka alanlarda aydın kişilerin üzerlerine sürekli trolleri saldırtmaları adaletin büyük bir boşlukta gezindiğini gösterir.

Adaletsizlik konusunda numunelerimize her gün yenileri ekleniyor. En küçük eleştiriye dahi tahammülü olmayanlar tarafından yönetilmek, adaletsizliğin köpürmesiyle sonuçlanıyor. Habertürk TV. Kanalında iktidar ortağının yeni yazdıkları Anayasa maddelerini okurken Ebru Baki isimli tecrübeli yorumcunun insani güdüyle gülümsemesini şerre yorup hedefe koydular. Onu savunan Ankara temsilcisi Bülent Aydemir’i bir çırpıda görevden aldılar. Genel yayın yönetmeni Kürşat Oğuz ise istifa etti veya ettirildi.

Bir TV. Kanalının muktedir siyasetin baskısı ve korkusuyla emektarlarını kapının önüne koyabiliyor veya koymak zorunda bırakılıyorsa, adalet ve adil düşüncenin mevcut olduğunu kim söyleyebilir?

Robespierre; ‘’ruhunda kötücüllük taşıyan herhangi bir sınırlamayı kabul etmez’’ diye yazar.

Montesquieu ise, “erdemin bile sınırları olmalıdır” yönündeki müthiş kavrayışını fikir dünyamıza sokar.

İki düşünürün ortak fikri; ‘’taşa dönmüş bir kalbin hükmünden daha adaletsiz bir duygu yoktur’’ yönündedir.

Merhamet kökenli erdemin, adaleti nasıl umursamadığını ve insani duyguları hiç mi hiç önemsemediğini gözlemliyoruz.

Halkın büyük çoğunluğunun çektiği büyük acılar karşısında adalet ve hukukun tarafsız olmadığı, saraylarda yaşayan üst tabaka ile mütevazi evlerde yaşayan alt tabakalarda kalanların aynı yasalara tabi olup ayrı hükümlere tabi tutulmaları, adaletin nalıncı keseri gibi sadece üst tabaka yönüne doğru yontuğunu hatırlatır.

İktidarların kimseyi bölmeden “kamusal mutluluğun çoğalmasını sağlamak’’ gibi asli vazifeleri vardır. Doğasına yetenek ve erdem bahşedilmiş olanların zenginliğine, doğumuna yahut başka diğer tesadüfi koşul ve sonuçlara bakmaksızın tüm yurttaşlara adaletle yaklaşması tüm vatandaşların yararınadır.

Bugünkü anlayışa göre, herkesin fırsat eşitliğinden yararlanma, sosyal olarak gelişme, yeteneklilerin konumlarını iyileştirme ve becerileni geliştirme engellenerek, sefalete hatta açlığa mahkûm bırakılırken, salt iktidara yakın olanların 4-5 maaşlı makamların yumuşak koltuklarında kaykılmaları adaletsizliğin zirvesidir.

Bu zirve Türkiye’mizin vicdanlı ve adaletli vatandaşlarının utanç duyduğu zirvedir. Evlatlarımızın geleceklerini, umutlarını enkaza dönüştüren melunluk zirvesidir.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ