Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,43 / Satış: 6,46
€ EURO → Alış: 7,08 / Satış: 7,11

Ahlak ve Politik Yeterlilik

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 10.02.2020
  • 481 kez okundu

Bir ülkenin kültürü,o ülkenin insanları ve politikası arasındaki ilişkiyi vurgular.

Kültür, yüzlerce yıllık geçmişin damıtık mirasını sunarken, günümüzün değerlerine ışık tutar.

İnsanlık; ancak ürettiği değerlerin yüreklere dokunan sevgisinin ayrılmaz ve eşit ölçekli bütünlüğünde yücelebilir.

Ahlak idrakinin ve vicdan terazisinin sarsıldığı an kültürel yozlaşmanın yolu açılır. Şakul şaşar, miskal tutmaz, ölçüler denkleşmez.

Günümüzde demokrasi ve hukuk uğruna verilmiş mücadelenin kaç simgesini sayabilirsiniz?

Demokratik değerlere, hukukun üstünlüğüne tutku ve inatla sadık kalması gerektiğini savunanlar, şimdi hangi mecralara savruldular?

Bir taraftan ülkeyi yöneten siyasetçilerde öbür taraftan halkı bilgilendirmekle mesul medyada özgür irade, ahlak yasası, vicdan muhakemesi sürgün edilmiş.

Bürokrasinin nefes alması bile neredeyse emre bağlı.

Bugün; ülkeyi uçuracağız diyenler ve diyenleri avuçları patlatırcasına alkışlayıp destekleyenler, çakıldığımızı göremeyecek kadar hissiz olmayacağına göre, başka ne olabilir?

Menfaat veya korku olabilir mi? Yahut yanılsama?

Gandi; “Dünyada hiç kimse veya toplum, kesin olarak doğrunun ne ve hangisi olduğunu bilemez. Öyleyse hiç kimse karşı tarafa kendi doğrusunu zorla kabul ettiremez” diyordu.

Acaba Gandi bir cümlesiyle isabet ederken, öteki cümlesinde yanılmış olabilir mi?

Dünyada hiç kimsenin veya toplumun kesin olarak doğruları bilmeyebilir. Bu ve buna benzer görüşler ta antik çağ Yunan filozoflarının en çok tartıştıkları konulardandır. Matematiksel bilgiler haricinde her şey göreceli olarak sorgulanabilir.

Fakat hiç kimse karşı tarafa kendi doğrularını zorla kabul ettiremez tezi, bizim ülkemizde bugün için geçerliliğini yitirmiştir.

Ülkeyi yönetenlerin otoriter bakış açısı, dibine kadar yanlış ta olsa kabul etmek zorunda bırakıyor.

Demokratik ve hukuksal değerlerin toplum faydasına tahviliyle mükellef olan medya, üç maymunu oynama bir tarafa, çıkar ilişkisinin kör kuyusuna kendini esir etmiş. Basın etik yasası, tarafsızlık ilkesi, millet sevgisi, vatan aşkı vs. gibi değerler yerlerde sürünüyor.

Adil olmayan yollarla bir yerlere gelenler, arlanmadan adalet ahkâmı kesiyor!

Peki, bu ayıplı, esaretli ruh yapısının dışa vurumu daha ne kadar sürdürülebilir?

Bu sorunun cevabını isabet ölçeğinde vermek çok zor. Ama ümitsiz değilim. Bu çark yakın bir gelecekte tamamen tıkanacak ve yavaş yavaş fabrika ayarlarına dönülecek.

Lakin rahmetli İsmet İnönü; ‘’Bu memlekette namus erbabı, namussuz erbabından daha cesur olmadıkça kurtuluş yoktur.’’ demiştir. Bu memlekette namus erbabı, namussuz erbabından kat be kat çok fazladır. Demokrasiyi, insan onurunu, hukuku savunacak ahlaki ve vicdani yeterliliğe sahip nice evlatlar var.

Gandi’nin yaşadığı dönemde Demokrasi henüz emekleme çağındaydı. Hürriyet ve adalet en yüce değerdi.

Gandi; ’’ İnsanlığın, adalet ve hürriyet saadet ruhudur; bu ruh bir millet ideali olarak tezahür eder” diyordu.

Bugün dünyada; özgürlük ve adaletin yanında, demokrasi, çoğulculuk, şeffaflık; liyakat gibi değerler eklemlendi.

Batıda toplumlar, siyasi kültürünü bu değerle zenginleştirdi. Yöneticilerini seçerken bu değerlere bağlı olanları seçiyor. Kendilerini aldatanları ve bu değerlerden sapanları yine demokratik yollarla azat ediyor.

Hiçbir yönetici, ‘’uçacağız’’ ‘’bizi kıskananlar var’’ gibi temelsiz kof laflarıyla meşgul olmuyor. ‘’Nasıl, ülkeye ve halka daha iyi yaşam sunabiliriz’’ formüllerini günün şartlarına uyarlamakla uğraşıyorlar.

Her kurum kanunlarla tevdi edilen görevlerini bağımsızca yerine getirir.

Medya denilen aygıt, her şeyi bilen maydanozları borazanlık yapsın diye ekrana çıkarmaz, ısmarlama yazılar yazdırmaz.

Batının özgürlükçü ortamının yarattığı, Nobel ödüllü en büyük dehalardan Fizikçi Einstein; ’’ Düşünen insanlar üzerindeki ahlak etkisi, kutsal talih gibidir. Her ülke, parlak bir demokrasi ve gelecek için böyle bir talihe muhtaçtır ‘’ demiştir

Düşünen insanların her koşul ve şartta ahlaka yaslanmanın mutlak olduğunu idrak etmeleri şarttır.
Düşünen ahlaklı insanların, her tarafa sinmiş bu talihsizlik kokusunu dağıtacağına inanmak istiyorum.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ