Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,66 / Satış: 6,69
€ EURO → Alış: 7,28 / Satış: 7,31

Aleviliğin Yemeği Ve Tasavvuf Zenginliği

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 08.10.2018
  • 486 kez okundu

Peygamber efendimizin hayatı süresinde oluşan anlaşmazlık ve sorunları merhamet yüklü kalbi ve zekâ dolu aklıyla tarafları ikna ederek çözüme kavuşturduğunu biliyoruz.

Peygamber efendimizin vefatından sonraki yıllarda yaşanan, başta iktidar çekişmeleri siyasi egemenlik savaşlarının yanı sıra muhtelif anlaşmazlıklar sonucunda mezhepler oluşmaya başladı.
Dinimizin şefkat içeren dili, siyasetin ayrıştırıcı dili ile çatışınca maalesef Müslümanlar İslam’ın ortak paydasından iyice uzaklaşmaya başladılar.

Bu süreçte ayrışan Müslüman ümmeti, birbirlerini katletmekten, birbirlerine zulmetmekten kan akıtmaktan geri durmadılar.

Özünde birleştirici olan yüce dinimizi bazı kötücül insanlar ayrıştırmaya ve ayrılıkçı duruşlara meşruiyet kazandırmak suretiyle iktidarlarını perçinleme aracı olarak kullanıyorlar.

İslam coğrafyasında ve tarihinde yaşanan ve günümüze kadar uzanan olumsuzluklar Sünnilik ya da Şiilik (İsterseniz Alevilik deyin) üzerinden okunmaya, okutulmaya ve akan kan, Sünnilik ya da Şiilik adına kutsanmaya, meşrulaştırılmaya devam ediliyor.

Cehalet ve hamakat doğru bilgileri, birey bilincini, özgür düşünceyi, saygı ölçeğini deruhte etmektedir.

Anadolu’muzda dinimizle ilgili mefhumiyet diğer İslam coğrafyasından daha medeni olmasına rağmen, zaman zaman mezhep, cemaat, tarikat vb. dini oluşumlar çatışmalara sahne oluyor.

Bazıları hızını alamayıp, beğenmediği inanç oluşumları tahkir ve tezyif edecek kadar ileri gidebiliyor.

Tarihimizde özellikle Aleviler üzerinde yapılan aşağılama, iftira, hor görme hatta daha da elimi katletmelerine ses çıkarmayan yetkilileri, din bilginlerini, gazetecileri, yazarçizerleri görmüş ve görmekte olan bir vatandaşım.

Değişik tarihlerde, içeriğinde cümbüş evi, mum söndü, sapkın ayrımcılık kokan, tezyif, tahkir içeren cümlelerin karşısında, kamuoyunun tepkisi güçlü çıkmıyordu.

Geçen hafta İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bulunan bir ortaokulda derse giren sözde din öğretmeni şuuraltında yatan densizliğini ‘’Alevilerin yemeyi yenmez’’ diyerek yüce dinle, güzel ahlakla, temiz vicdanla bağdaşmayacak şekilde açıklamış bulundu.

Şuursuzluğun hemen ardından kamuoyu tepkisini insanlık dersi vererek gösterdi. Sünni vatandaşlarımızın sosyal mecrada ‘’Alevi anne yemeğin var mı’’ hashtagıyla karşı durarak bu güzel örnek davranışları ile muhtemel kötü niyetli kişilerin çirkin, aşağılayıcı söylem ve davranışlarını çürüttü.

Bu ince zekâ ürünü tepki kalp kalbe, gönül gönüle, göz göze, iç içe kardeşçe yaşanmasının olgunluğunu hepimize müjdeliyor.

Ben teolog değilim. Ama uzun yıllardan bu yana sürekli okuyarak, çok dinleyerek, epey izleyerek dinlerin ve mezheplerin felsefelerini öğrenmeye çalışıyorum.

Öğrendiğim Alevi değişleri, alevi nefesleri, alevi ezgileri benim tefekkür dünyamı, iman ummanımı derinleştiriyor. Kamil insan olmanın sırrına erişmenin yollarını sunuyor. Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa’nın emsalsiz ahlakını öğütlüyor. Yüce dinimizin faziletini yüreğimize ekiyor. Hz. Ali’nin bilgeliğini bize hatırlatıyor.

İslam dairesinin merkezinde yer alan Alevi mezhebinin temeli, Allaha inanç ve sevgisi üzerine kuruludur. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa ile damadı Hz. Ali’nin iman ve ilim derinliğinden feyz alan yolu benimser.

Alevilik tasavvuf ve inanç felsefesinde, Anadolu coğrafyasında Hacı Bektaş Veli ‘’Pir ve Hünkâr’’ sıfatlarıyla hitap edilir. Çok özel bir yeri vardır. Hak hizmetinin sırrına ererek yüce Allah’ın dostluğuna ulaştığı kabul edilir.

Pir Hacı Bektaş, Anadolu Alevilik felsefesinde ektiği barış ve dostluk tohumları sayesinde burcu burcu insanlık kokan yaşamı, insanım diyebilen her kesime manevi huzur bahşeder. Hayatı boyunca tefekkürlerinde ilham, idrak, Allah aşkı ve insan sevgisini yüceltir.

İslamiyet’in temelinde yer alan aydın ve âdil akıl ile laiklik ruhu, bu düşüncelerinde hür iradenin ürünü olarak mana ve değer kazanır.

Bu değerler, sezgi ile fark edilen, ilham ile kavranan, idrak ile olgunlaşan üstünlüklerdir.Bu üstünlükler üzerinde Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş esnasında Osmanlı ordusunun temeli olan Yeniçeri Ocağı, Alevi Bektaşi tarikatının inanç temelleri üzerine kurulmuş ve “Pir” olarak Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’ni seçmişlerdir.

Alevilik, hümanist manada Türk’ün ebedi vatanı Anadolu’da Türk insanına büyük düşünceler ve değerler kazandırmıştır.

Hamakat ve cahil kişiler nerede ne yerler bilemem.

Fakat Anadolu’muzun mümtaz insanları her Annenin bereketli sofrasında yemek yer, kâsesinden aziz suyunu içer; o mübarek tertemiz Ellerinden de öperler.
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ