Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,81 / Satış: 6,84
€ EURO → Alış: 7,57 / Satış: 7,60

Aman, Her Mevzuya İtidalli Yaklaşalım

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 13.05.2020
  • 505 kez okundu

İnsanoğlunun en yumuşak karnı tabir edilen iki temel olgudan biri din, diğeri ise milliyetçiliktir. Özellikle bu iki temel konuda yüzyıllardan bu yana istismar edilmek suretiyle milyonlarca insanın canına kıyılmış, milyonlarca insan ise hor görülerek ikinci sınıf muamelesine tabii tutulmuş acılar içinde yaşamaya mahkum edilmiştir.

Okulların tarih kitaplarında bitmez tükenmez savaşların öyküleri öğrencilere belletilir. Önce mızrakla, kılıçla, kalkanla; sonra topla, tüfekle, tankla insanlar durmadan savaşmışlardır. Kimi zaman bu savaşlar soykırıma dönüşmüştür.

Tarihin tüm evrelerinde cana kıyan-kıydıran zalimleri, insanı insandan koparan-koparttıran gaddarları görürüz.

İnsanın insanla kavgası bugüne dek durmamıştır. Saray Bosna’da yıllar süren soykırım hala hatıralarda. Bugün Suriye topraklarında iç/vekalet savaşı can almaya devam ediyor.

Kardeşi kardeşe kırdıran felaketlerin çoğu etnik, mezhepsel ayrımcılık temellidir. Buna siyasi ideolojik kutuplaşma eklemlendiğinde, tehlike potansiyelinin genişlediğini görürüz.

Kapitalist obur devletler, hedefe koydukları devletlerin yumuşak karınlarının en hassas noktalarını kaşırlar. Bu noktalar başta belirttiğim gibi, çoğu etnik ve dinsel motiflidir. Siyasi kutuplaştırmayı da tırmandırarak emellerine kavuşmaya çalışırlar.

Zaman zaman hedef tahtasına ülkemizi koymaya çalıştıkları olmuştur. Maalesef, bilinçli veya bilinçsiz bazı insanlarımız bu tuzağı fark ettiklerinde iş işten geçmiş, nice gençler canlarını yitirmişlerdir.70 li yıllar bu acı hikayelerle doludur. Etnik ayrımcılık amacıyla 80 li yıllarda kurulan PKK denen terör örgütünün caniliği hala bitirilebilmiş değil.

Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta masum Alevi yurttaşlarının katledilmesi ve yakılması; yakın tarihin, insanın insanlığından utanç duymasını gerektiren en barbar eylemlerden biridir. Vicdanları kanatan bu travmaların izleri hala tazeliğini koruyor.

Dinsel, mezhepsel, etnitisel veya siyasi ayrımcılık kokan herhangi bir olay mevzu bahis olunca, dikkat etme ihtiyacım katlanır. Geçmişten bu güne okuduklarımla birlikte gördüklerim ve izlediklerim belleğimde canlanır. Her türlü farklı görüşe kardeşçe yaklaşıp, bir arada yaşamanın değerini kıymetini daha iyi kavramama neden olur.

Yaklaşık iki hafta kadar önce Antakya’nın ruhunu incitmeye matuf bir iddia ortaya atıldı. Hatsu’ da görevli iki memur arasında geçen meselenin merkezinde etnik ve mezhepsel ayrımcılık içeren hakaretamiz ifadeler olduğu iddia ediliyordu.

Rencide olduğunu hisseden alevi vatandaşların, sosyal medya üzerinden bindirime başlamaları, doğrusu beni tedirgin etti. Ortada yeni ortaya atılan bir iddia vardı. Bu iddianın önünde, berisinde ne olduğuyla ilgili yeterli bilgi olmaksızın tepkiler artarak devam ediyordu.

Makamsal bazda, alt üst hiyerarşik düzeyde yıllarca beraber görev yapan iki bürokratın problemleri, aleniyet kazanınca çarpan etkisi yaratmış, alevi vatandaşların kaygısı haline gelmişti.

Hatsu genel müdürünün behemehal istifası isteniyordu.

Efendim; özellikle böylesi hassas konularda en iyi yöntem; sükûneti muhafazada yatar. İtidal ve sağduyu her kesi en doğru yola götürür. Bu, elbette her haksızlığı sineye çekme, her dayatmaya boyun eğme anlamına gelmez. Ortada iddia edildiği gibi bir haksızlık, bir çirkinlik, bir çirkeflik varsa bunun ispatı gerekir. İspata giden yolun belirli evreleri var; soruşturma bunlardan biri.

Başkan Savaş’ın HRT’de Cumartesi günü canlı yayınlanan programını baştan sona kadar izledim. Nitekim Başkan Lütfü Savaş, soruşturma açtırdığını ve hatalı olan hiç kimseyi barındırmayacağını bildirdi.

Bekleyip göreceğiz.

Ortada işlenmiş olduğu iddia edilen bir izah ve açıklanış var. Fakat ne yazılı ne de sözlü bir kanıt var.

Cevap bekleyen soruların başında bu iddiayı ortaya atan vatandaş neden, 14 ay kadar önce yaşanmış ve bayatlamış bir hadiseyi bugünlerde ısıtıp ortaya bıraktı? sorusu var.

Bu hadise hakkaniyetle soruşturulup incelendiği ve suyu sıkıldığı zaman, içinden neler çıkacak, zamanla öğreneceğiz.

Gerçekten ayrımcılık içeren soysuz bir muamelenin muhatabı mı oldu?

Yoksa kurum içinde mevki-makam kavgasının ruhsuzluğunun perakendeciliği mi?

Bazı profesyonel kışkırtıcıların pazarında, Alevileri galeyana getirmek amacıyla kurban seçilmiş olmasın.

Velakin cevap ne olursa olsun bu hassas konuyu Başkan Savaş’ın, hakkaniyet çizgisinden sapmadan en kısa zamanda çözeceğine inanmak istiyorum.

Alevi vatandaşlardan da itidali ve sağduyuyu elden bırakmamalarını istirham ediyorum.

Çünkü bazı art niyetli güçlerin böyle bir fırsat kollayıp, en yumuşak yerden vurma ihtimalini tarih baba bizlere defalarca öğretmiştir.

Çok uzağa gitmeye lüzum yok. Yanı başımızda; on yıldır süren ve kardeşkanını akıtan bir kıvılcımın yeterli olduğunu unutmayalım.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ