Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Antakya’da Kültür-Sanat

Antakya’da Kültür-Sanat
  • 21.05.2019
  • 850 kez okundu

Hazırlayan: Mehmet Karasu

Antakya Kitaplığı
TEK ADAM/ Şevket Süreyya Aydemir
Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam’da değişen bir dünyada çöken bir dinsel -geleneksel imparatorlukdan ve Sevr’i imzalanmış bir kalıntıdan,yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.
Tek Adam sadece Türk devrimi’ni değil aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt… (Emre Kongar)

KONUK YAZAR
‘100. yıl’/Meriç Velidedeoğlu
İki gün sonra “19 Mayıs 1919”un yüzüncü yılını kutlayacağız.
Bir ara, özellikle 1980’li yıllarda “19 Mayıs” günü yaklaştıkça, Atatürk’ün doğum gününün, “19 Mayıs” olduğu söylemi yayılırdı; dahası zaman zaman bunun benimsendiği de görüldü, ne ki yerleşmedi.
Ve değerli dostlar. “Tarihte iz bırakmış ünlülerin tarihe yön vermeleri, yaşamlarında kimi olaylar gerçekleşseydi, engellenip oluşmazdı!” denir; böyle bir engelleme olayını Atatürk’ün de, “Samsun’a Çıkışı” ile ilgili olarak yaşadığı bilinir, anımsayalım; ama önce kısa bir bilgi notu.
“Birinci Dünya Savaşı” sonunda yenilenler arasında yer alan “Osmanlı Devleti”, Suriye’deki kuvvetlerini geri çektiğinden, Atatürk İstanbul’a döner.
Şişli’deki evinde, Osmanlı’yı tarihten silen “Sevr”in öncüsü, “Mondros Mütarekesi”ni imzalayan, dolaysiyle İstanbul’daki işgalci kimi İngilizlerle, “sıkı fıkı” dost olan, eski Donanma Bakanı Rauf Bey (Orbay) ile zaman zaman bir araya gelip, ülkenin durumuyla ilgili görüşmeler yapar.
İşte bu arkadaşlık dolaysiyle, Atatürk de, Samsun’a gitmek için yola çıkacağı sırada yaşayacaktır, yukarıda belirtilen “engelleme” olayını.
Bunu Söylev’de (Nutuk) şöyle anlatır? “İstanbul’dan ayrılmak üzere evden çıkıp otomobile bineceğim sırada Rauf Bey evime gelmişti. Bineceğim vapurun, işgalci İngiliz Kuvvetlerince izleneceğini, İstanbul’da iken tutuklamadıklarına göre, belki de Karadeniz’de batırılacağımı güvenilir kimselerden işitmiş, onu bildirdi!…”
Atatürk’ün bu olayı çok iyi değerlendirmesi gerekiyordu. Bu duruma göre ya İstanbul’da kalacaktır ki, tutuklanması söz konusudur; ya da gemisinin batırılması olasılığına karşın yoluna devam edecektir.
Atatürk duraksamadan ikincisini seçer, Rauf Bey’e de, “Eninde sonunda, İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalırsa, yanına gelmesini söyleyerek veda eder, arabasına biner.”
Atatürk bu olaya, bu konuşulanlara genişçe yer verir “Söylev”de; oysa Rauf Bey, anılarını tüm ayrıntılarıyla yazdığı, “Cehennem Değirmeni” adlı kitabında, bu olaydan hiç söz etmez, dolaysiyle bu haberi, “hangi kaynaktan aldığını da” bildirmez…
Atatürk, Amasya’da, ülkenin kurtuluşu için yürünecek yolu belirleyen “Amasya Bildirgesi”ni hazırlarken, Rauf Bey de Ankara’ya gelir; Atatürk’ün çağrısı üzerine Amasya’ya geçer; Atatürk kendisinden “Bildirge”yi imzalamasını ister; Rauf Bey, konuk olduğu gerekçesiyle bundan kaçınırsa da bir süre sonra imzalar.
Ayrıca, “19 Mayıs 1919” günü Samsun’a çıkan, “19 kişi” içinde, Atatürk’ün uzun süre arkadaşlık yaptığı, Albay Refet (Bele) de vardır, o da imzalamaktan kaçınır, daha sonra kendine özgü bir işaret koyduğunu, Söylev’de -üzülerek- anlatır Atatürk…
Kuşkusuz “100 yıl önce”, “19 Mayıs” günü atılan bu ilk adımı, her türlü olumsuzluğa karşın Atatürk, İnönü ile birlikte yürüterek, “1923 Devrimi”ni gerçekleştireceklerdir. Ve bugün, bu yenilenmenin getirdiklerinin “AKP” iktidarınca yok edilmek istenmesi ya da büyük ölçüde tırpanlanması karşısında, bu değişimlerin gerçekleştirildiği günleri (tarihleri) bir bir anarak canlı tutmayı vargücümüzle sürdürmeliyiz.
Kuşkusuz bu bağlamda en etkin görevin, özellikle “CHP’li Belediyeler”e düştüğü; ayrıca, Atatürk’e dolaysiyle “1923 Devrimi”ne bağlılıkları “tüzük”lerinde yer alan “Sivil Toplum Örgütleri”ne (STK) düştüğü de dikkate alınıp, bu günler topluma yansıyacak boyutta anılmalıdır.
Ne dersiniz değerli dostlar? (Cumhuriyet)

Haftanın Şiiri
İstanbul/Vedat Türkali
Ana Sayfa İstanbul Rehberi İstanbul Şiirleri
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul
Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok
Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir
……………………
Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde
Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı
Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı
Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanatını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın

Haftanın Sanat Gündemi
Samsun’da Ceyhun Atuf Kansu günü
Ozan, yazar, aydınlanmacı, çocuk hekimi Ceyhun Atuf Kansu’nun 100. doğum yıldönümü ve Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadale’yi başlatmasının da 100. yılı nedeniyle Samsun’da ODTÜ Türk Halk Bilimi Topluluğu bir gösteri sunacak.
Ceyhun Atuf Kansu’nun yazı ve şiirlerinden Işık Kansu’nun derlediği halk oyunları ve müzikle bezenmiş bir gösteri, bugün saat 16.00’da Samsun Büyükşehir Belediyesi Atakum Sanat Merkezi’nde ODTÜ Türk Halk Bilimi Öğrenci ve Mezunları tarafından sahnelenecek. Cumhuriyet)

Duygu Asena Roman Ödülü Gaye Boralıoğlu’na verildi.
Gazeteci-yazar Duygu Asena’nın anısına 2007 yılından beri verilen ‘Duygu Asena Roman Ödülü’ sahibini buldu. Ödül bu yıl, Dünyadan Aşağı adlı eseriyle Gaye Boralıoğlu’nun oldu. Şiir Erkök Yılmaz’a da Aile İçi Muhabbet isimli kitabıyla ‘Jüri Özel Ödülü’ verildi.
Doğan Kitap’ın Duygu Asena’nın anısını ve fikirlerini yaşatmak için düzenlediği Duygu Asena “Kadının Hâlâ Adı Yok” Roman Ödülü sonuçlandı. Doğan Hızlan başkanlığında toplanan Metin Celal, Turgay Fişekçi, Filiz Aygündüz, İhsan Yılmaz, Erkan Aktuğ ve geçen yılın kazananı yazar Oylum Yılmaz’dan oluşan seçici kurul, dün yaptığı toplantıda Gaye Boralıoğlu’nu, ‘Dünyadan Aşağı’ adlı eseriyle ödüle değer gördü.
Jüri tarafından yapılan açıklamada, ödül gerekçesi olarak, “Günümüz Türkiye’si fonunda babalar ve oğullar arasındaki ilişkileri kadın bakış açısı ekseninde derinlemesine inceleyen, Gaye Boralıoğlu’nun, ‘Dünyadan Aşağı’ adlı romanını edebi yetkinliği, anlatı biçimi ve akıcı diliyle ödüle değer görüldü” ifadesi kullanıldı.
ŞİİR ERKÖK YILMAZ’A JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ
Seçici Kurul ayrıca Şiir Erkök Yılmaz’ı, Türk edebiyatına uzun soluklu katkısını göz önünde bulundurarak, kadın dünyasını toplumsal koşullar çerçevesinde başarılı bir şekilde anlatan ‘Aile İçi Muhabbet’ isimli kitabıyla ‘Jüri Özel Ödülü’ne layık gördü.(NTV)

65. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı Melisa Kesmez’e verildi
Öykü dünyamızın en önemli yazarlarından olan Sait Faik Abasıyanık anısına, her yıl bir öykücüye verilen ve Darüşşafaka Cemiyeti ile İş Bankası Kültür Yayınları işbirliğiyle düzenlenen Sait Faik Hikâye Armağanı, Nohut Oda kitabıyla Melisa Kesmez’e verildi. 65. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı jürisi Doğan Hızlan’ın başkanlığında Jale Parla, Metin Celâl, Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Beşir Özmen ve Murat Gülsoy’dan oluştu. Sait Faik Hikâye Armağanı Jürisi, ödül gerekçesini şöyle açıkladı:
“Değerli yazar Melisa Kesmez, Nohut Oda adlı öykü kitabında insan ilişkilerinin karmaşıklığını, sarıp sarmalayan sıcaklığını ve nefessiz bırakan boğuntusunu telaşsız, duru bir üslupla anlatmayı başarmıştır.”
1955’te Sait Faik’in annesi Makbule Abasıyanık tarafından kurulan Sait Faik Hikâye Armağanı, 1964’ten itibaren Darüşşafaka Cemiyetince veriliyor. Sait Faik’in vasiyetnamesi doğrultusunda dönemin ileri gelen edebiyat ustalarından oluşturulan jüri, o yıl içerisinde yazılmış en iyi hikâyeyi seçerek“Sait Faik ve Makbule Abasıyanık Hikâye Mükâfatı”nı veriyor.(Sözcü)

38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı ve teması belli
38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı Adnan Özyalçıner oldu. Fuarın teması ise ‘Edebiyatımızda 50 Kuşağı’ olacak.
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği beraberinde hazırlanan 38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 2-10 Kasım 2019 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de düzenlenecek.
Yurt içi ve yurt dışından 800’ün üzerinde yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı beklenen fuarda, dokuz gün boyunca panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk atölyelerinden oluşan kültür etkinliklerinde ve imza günlerinde yazarlar okurlarıyla buluşacak.
ONUR YAZARI VE TEMA BELLİ
Fuarın bu yılki Onur Yazarı Adnan Özyalçıner oldu. Fuarın teması ise ‘Edebiyatımızda 50 Kuşağı’ olacak. İstanbul Kitap Fuarı boyunca “Edebiyatımızda 50 Kuşağı” teması çerçevesinde özel etkinlikler düzenlenecek. “Sinemamızda 50 Kuşağı” Arif Keskiner’in yönetiminde, “Tiyatromuzda 50 Kuşağı” Zeynep Oral yönetiminde, “50 Kuşağı Dergileri” Metin Celal yönetiminde, “Yayıncılıkta 50 Kuşağı” Fahri Aral yönetiminde, “Şiirimizde 50 Kuşağı” Cevat Çapan yönetiminde, “Öykücülükte 50 Kuşağı” Doğan Hızlan yönetiminde, “Edebiyatımızda 50 Kuşağı” ise Selim İleri yönetiminde düzenlenecek.
48. Orhan Kemal Roman Armağanı’nın sahibi ‘Faruk Duman’ oldu
Faruk Duman, hep kitap etiketiyle yayımlanan, “Sus Barbatus!” adlı romanı ile “48. Orhan Kemal Roman Armağanı”nın sahibi oldu.
48. Orhan Kemal Roman Armağanı’nın sahibi ‘Faruk Duman’ oldu
Faruk Duman, hep kitap etiketiyle yayımlanan, “Sus Barbatus!” adlı romanı ile “48. Orhan Kemal Roman Armağanı”nın sahibi oldu.
Ödül töreni 31 Mayıs Cuma günü saat 10.30’da Beyazıt Orhan Kemal Kütüphanesi’nde gerçekleşecek.

Vedat Türkali’nin 100’üncü yaşı Ayrıntı Yayınları tarafından düzenlenen etkinlikle kutlandı.
Vedat Türkali’nin 100’üncü yaşı Taksim Hill Otel’de düzenlenen etkinlikle kutlandı. Kutlamada 2019’un Vedat Türkali Yılı olarak ilan edildiği ve ülke genelinde birçok etkinlik yapılacağı açıklandı. Türkali’nin İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Adana gibi birçok ilde söyleşiler, şiir dinletileri, panel ve konserlerden oluşan bir dizi etkinlikle anılacağı belirtildi.
Tedavi gördüğü hastanede 2016’da hayatını kaybeden şair, yazar ve senarist Vedat Türkali’nin 100. yaşı, Ayrıntı Yayınları tarafından Taksim Hill Hotel’de düzenlenen etkinlikle kutlandı. Etkinliğe, 13 Mayıs 1919’da doğan Türkali’nin kültür sanat ve siyaset çevrelerinden dostlarıyla yakınları katıldı.
Etkinlikte söz alan Ayrıntı Yayınları kurucularından İlbay Kahraman, Vedat Türkali’nin 100. doğum yılı etkinliklerini, kendisine layık toplantılar serisiyle yapmayı planladıklarını söyledi.
İlbay Kahraman, Vedat Türkali’nin siyasi, edebi ve sinemacı kimliğiyle örnek olduğunu belirterek, “Biz de ona layık olmaya çalışıyoruz. Bu yıl çeşitli illerde anma toplantıları düzenleyeceğiz. Bunların içerisinde İstanbul, İzmir, Bursa, Diyarbakır ve Adana gibi büyük iller var” dedi.
Siyasetçi ve İnsan Hakları Savunucusu Akın Birdal da Vedat Türkali’nin emekçilerin dostu olduğuna vurgulayarak, “Vedat Türkali, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal, Aziz Nesin gibi isimlerle bu coğrafyada çağdaş olmak çok önemli. Onlar kendilerinden önce bu dünyadan ve coğrafyadan geçenlerin ayak izlerinde yürüdüler. Biz de onların izinden gidiyoruz” diye konuştu.
Müzisyen Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya ise Türkali hakkında “Türkiye’de olan biten konularda hassasiyet gösteriyordu. Toplumcu, muhalif ve komünist kimliğini hakkıyla sonuna kadar yaşamış bir insandır” ifadelerini kullandı. (Evrensel)

Bir Portre
Vedat Türkali
Yazar, senarist, şair Vedat Türkali, 97 yıllık ömründen geriye çok sayıda eser, koca bir mücadele ve İstanbul’a verilen bir söz bıraktı: Bekle bizi!
Türkiye sosyalist hareketinin çınarı ve edebiyatın direniş kalemi olarak kabul edilen usta yazar ve sinema emekçisi Vedat Türkali; senarist, şair ve roman yazarıydı. 2016’da Yalova’da hayata kapadığı gözleri, 97 yıl boyunca çok şey görmüş, görmeyen gözlere de çok şey göstermişti.
Onlarca senaryosu bulunan Türkali, senaryolarına ve romanlarına cumhuriyetin her dönemine ettiği tanıklığın izlerini taşıdı. Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türkiye edebiyatının en büyük eserleri arasında yer alan Türkali, Türkiye’nin ilk politik işçi filmi Karanlıkta Uyananlar filminin de senaryo yazarıydı.
İlk gençlik yıllarından itibaren yaşamının her döneminde politik bir kişi olan Türkali, TKP’nin eski üyelerindendi. Karakterlerinde Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli hatta Kemal Tahir gibi isimlerin yaşam ve söylemlerinden aktarımlar yaptı.
Vedat Türkali, 1942’de evlendiği eşi Merih Pirhasan’la 31 Ekim 2013’te vefat edene kadar birlikte yaşadı. 1944’te doğan kızı Deniz Türkali oyuncu ve 1951’de doğan oğlu Barış Pirhasan kendi gibi senarist, yönetmen, şair ve yazar olacaktı.
Vedat Türkali, 29 Ağustos 2016 tarihinde Yalova Devlet Hastanesi’nde 97 yaşında hayata veda etti.

Ne Okusak?
1.Çankaya/ Falih Rıfkı Atay/Pozitif Yayıncılı
2.Tek Adam (3 Cilt)/ Şevket Süreyya Aydemir/ Remzi
3.Şu Çılgın Türkler/ Turgut Özakman/ Bilgi Kitabevi

Etiketler: / / / / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ