Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,75 / Satış: 6,78
€ EURO → Alış: 7,66 / Satış: 7,69

Antakya’da Kültür-sanat

Antakya’da Kültür-sanat
  • 24.09.2019
  • 634 kez okundu

HAFTANIN KİTABI
Bereketli Topraklar Üzerinde/Orhan KEMAL
“Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. ‘Pardon,’ dediler, ‘bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurova’nın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın…’
Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal’in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.”
Orhan Kemal’in en güzel romanlarından biri. Çukurova’yı, Anadolu insanını anlamak için önemli bir başvuru kitabı.

KONUK YAZAR
“Orhan Kemal, Çukurova’nın katı gerçeğini, toprak kavgasını, emekçilerin alın terini çalanları, yorgunluktan bacağını patoza kaptıranları, sıtmalı çocukları, işsizliği, açlığı, yoksulluğu belleklerden silinmeyecek güzellikte yazmıştır…”
EDEBİYATIMIZDA GERÇEKÇİLİĞİN YÜZ AKI: ORHAN KEMAL 105 YAŞINDA !/Tahir ŞİLKAN
Orhan Kemal’in yaşamı başından son güne kadar hep çalışmak, didinmek, boğuşmak, mücadele ile geçmiştir.
56 yıllık yaşamına kırkı aşkın edebiyat eseri sığdırmış, geçim için bunun en az iki katı senaryo yazmış üretken ve çalışkan bir yazardır Orhan Kemal.
Orhan Kemal yazdığı öykü, oyun ve romanlarında; tanıdığı, sevinç ve korkularını, özlemlerini, beklentilerini, kaygılarını çok iyi bildiği insanları anlatmıştır. Anlatmak için çok iyi gözlemlemek, bilmek, tanımak önemli ve gereklidir ancak yalnızca bunların yetmeyeceği de açıktır. Çok iyi tanınan fabrika işçileri, çırçır, patoz, tarım işçileri, ırgatlar, sokak satıcıları, küçük esnaf ve zanaatkarlar, onların çalışma koşulları, yaşadıkları çevre, gittikleri kahve, kebapçı, genelev, şu bu … Yazmak için bunları görmenin dışında yazar tarafından bunların anlamlandırılması gerekir. Bunun için bilgi, içselleştirilmiş bilginin, bilincin bulunması zorunludur.
Orhan Kemal, bu bilinci kendi kendini yetiştirerek, tanıştığı, dost olduğu, romanlarına kattığı ustalardan, emekçi önderlerinden, okuduğu kitaplardan, Nazım Hikmet’ten öğrenmiştir.
***
Orhan Kemal, içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluk duyan, ayrımsız olarak bütün halkını, insanlarını seven bir yazar olarak, yaşadığı toplumun ekonomik, toplumsal, kültürel birikimini, değişimini gözlemleyen ve yansıtan, gözler önüne seren bir yazar olmuştur. Kendisinden önce, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halid Karay, sonrasında toplumsal bir görünüşle Sabahattin Ali, Cevdet Kudret, Sadri Ertem yaşadıkları toplumu gerçekçi bir biçimde anlatmıştır.
***
Orhan Kemal, 1950’den sonra birbiri ardına yazdığı öykü ve romanlarında, iyi bildiği insanların hayatını çok etkileyici, yaşayan roman kahramanları yaratarak anlatmıştır. Onun öykü ve roman kahramanları canlı gibidir. Okuduğunuzda hikayeleri anlatılan kişileri çok iyi tanıdığınızı, bildiğinizi duyumsarsınız. Onun öykü ve romanlarında; geçimlerini sağlamak için en güç, en ağır çalışma koşullarında çalışmak zorunda kalan çocuk, genç, yaşlı, kadın erkek emekçiler vardır. Sınıf değiştirmek isteyen, yükselmek daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak isteyen genç kızlar, köyden kente ekmeğini kazanmak ve üretilen değerden payını almak için gelmiş, mücadele eden, çoğu zaman örgütsüz, örgütlenmek istediğinde başına patronun ve patronun destekçisi devletin sopasını yiyen insanlarımız vardır.
Güçlü biçimde ilk kez Orhan Kemal’in romanlarında görürüz kadın işçileri. Erkeklerle birlikte kırk- kırkbeş derece güneşin altında, aç susuz, 15-16 saat çalıştırılan ırgatlar, çapa yapan, pamuk toplayan işçiler, 12 bilemedin 13-14 yaşında ölmüş teyzesinin, halasının, ablasının kimliğiyle çırçırda, toz bulutu altında çalışırken ya da ” Taşçıkan” da tarihin en eski mesleğini yaparken. Günün bütün yorgunluğu üstündeyken evde de çalışmaya devam eden yemekti çamaşırdı, bulaşıktı, yamaydı, dikişti diye çalışan işçi kadınları, Orhan Kemal kadar gerçekçi anlatan olmamıştır.
Gerçekler o denli iyi ve başarıyla anlatılmıştır ki karşısında söylenecek söz kalmamıştır. İmamlar ağalarla anlaşıp sabah ezanını erken, akşam ezanını geç okumuş, ırgatlar 16 saat çalıştırılmıştır, bunu yazdığı için Orhan Kemal yasaklanmak istenmiştir. Çünkü egemenler şunu görmüştür: Orhan Kemal’in anlattığı olaylar ve insanlar gerçektir. Yaşayan insanlardır hikayeleri anlatılanlar, kentin sokaklarında, fabrikalarda, tarlalarda, kenar mahallelerde, yoksulluğu gizlenemeyen evlerde yaşamaktadırlar. Elçi Çemşir, Berber Reşit, Kabak Hafız, Habib, Güllü, Kemal, Pakize, Filiz, Topal Eskici, Cemile, Murtaza, Kudret Yanardağ, Pehlivan Ali, İflahsızın Yusuf, Bobi Niyazi, Berbat, Cevdet ve diğerleri hepsi bu toplumun insanlarıdır.
Orhan Kemal, Çukurova’nın katı gerçeğini, toprak kavgasını, emekçilerin alın terini çalanları, yorgunluktan bacağını patoza kaptıranları, sıtmalı çocukları, işsizliği, açlığı, yoksulluğu belleklerden silinmeyecek güzellikte yazdığı gibi, İstanbul’un kenar mahallelerinde yaşayan insanları, Beyoğlu’nun arka sokaklarında gençliğini harcayanları, sokak çocuklarını, fabrika işçilerinin dünyasını da aynı güzellikte yazmıştır.
İşçi sınıfı ve emekçi halk Orhan Kemal’i unutmayacaktır.

HAFTANIN ŞİİR
EZGİLİ YÜREK/Ruhi SU
Hangi taşı kaldırsam
Anamla babam
Hangi dala uzansam
Hısım akrabam
Ne güzel bir dünya bu
İyi ki geldim
Süt dolu bir torbayla
Şöylece çıkageldim
Kime elimi verdimse
Döndürüp yüzümü baktımsa
Kısmet kapıyı çaldı
Kör pınara su geldi
Ben şakıyıp durdukça öyle
Gülün kokusu geldi
Bebesi olmayana
Bunalıp da kalmışa
Acılarla yüklü
Dargın yüreklere
Yetiştim geldim
İyi ki geldim

HAFTANIN SANAT GÜNDEMİ
Orhan Kemal’in 105. yaşı kutlandı
Toplumcu gerçekçi edebiyatımızın en önemli yazarlarından Orhan Kemal’in 105. yaşı Cihangir’de bulunan Orhan Kemal Müzesi’nde dostları, sanatçılar ve okurları tarafından coşkuyla kutlandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gönderdiği çelenk ile Orhan Kemal’in doğum gününü kutladığı günde Orhan Kemal’in çocukları Yıldız, Kemali ve Işık Öğütçü, sanatçılar Nilgün ve Aydın Ilgaz, Mehmet Said Aydın, Semra Kandemir, Nihat Kemal Ateş, Ece ve Ekrem Ataer, yurtdışından ve yurtiçinden çeşitli şehirlerden gelen okurlarla birlikte Orhan Kemal’in 105. yaşı kutlandı.
Doğum günüyle ilgili Işık Öğütçü şunları söyledi: “Çok acıdır, babamın hiçbir zaman doğum gününü kutlamadık. Bugün kutlamamız aslında onun o hak ettiği doğum günlerini yapamamanın bir karşılığı. Şimdi kutluyoruz. Müzesinde onun eşyalarıyla ve anılarıyla şu an birlikteyiz. İnanıyorum ki o da burada, okurlarıyla, onu seven ve değerini bilen kişilerle birlikte.”. Kızı Yıldız’da, “Babam çok hayat dolu bir insandı. Hayatımız çok sıkıntılarla geçti. Durumumuz iyi olmadığından doğum gününü kutlayamazdık. Babasıyla arkadaş gibi her şeyi konuştuğunu anlatan Yıldız Öğütçü, “İnsanları çok severdi. Ben öyle tahmin ediyorum ki babam şimdi bizi izlemekte ve sevenlerinin burada olmasından okurlarının kutlama yapmasından dolayı çok mutludur. Yaşasaydı bu güne çok sevinirdi” (Birgün)

Ruhi Su ve eşi Sıdıka Su türkü ve şiirlerle anılıyor
20 Eylül 1985’te yaşama veda eden halk müziğin efsane ismi Ruhi Su ve 18 Ekim 2006’da hayatını kaybeden eşi Sıdıka Su, Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği’nin düzenlediği çeşitli etkinliklerle anılacak. İlk etkinlik bugün saat 13.00’te Ruhi ve Sıdıka Su’nun Zincirlikuyu’daki anıt mezarında gerçekleştirilecek. Anma toplantısı her yıl olduğu gibi Sümeyra Çakır’ın başucunda söylenecek türkülerle sona erecek.
Anma etkinliklerinin ikincisi 22 Eylül Pazar, saat 20:00’de Şişli Belediyesi, Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Ruhi Su Dostlar Korosu’nun, Ruhi Su’nun öğrencilerinden Refik Köksal yönetiminde türküler seslendireceği konsere Cem Erdost İleri, Mercan Erzincan ve Erdal Erzincan da türküleriyle katılacak. Konser katılıma açık ve ücretsiz olacak. (Evrensel)
Duayen Çevirmen Kamuran Şipal yaşamını yitirdi
Almancadan yaptığı çevirilerle tanınan Yazar ve Çevirmen Kamuran Şipal hayatını kaybetti.
Yazar ve Çevirmen Kamuran Şipal, 93 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bakırköy’de çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitiren Şipal, daha çok Franz Kafka çevrileriyle tanınıyordu.
Kamuran Şipal’in Almancadan Türkçeye çevirdiği yazarlar arasında Franz Kafka, Alfred Adler, Ingeborg Bachmann, Wolfgang Borchert, Heinrich Böll, Alfred Brauchle, Bertolt Brecht, Max Brod, Elias Canetti, Sigmund Freud, Gustav Hans Graber, Günter Grass, Carl Gustav Jung, Thomas Mann, Rainer Maria Rilke, Robert Musil, Bernhard Zeller, Hans Zulliger ve Hermann Hesse gibi isimler bulunuyordu.

KAMURAN ŞİPAL KİMDİR?
24 Eylül 1926’da Adana’da dünyaya gelen Şipal, ilk ve orta öğretimi burada yaptı. Liseyi İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. Mezun olduktan sonra iki yıl asistanlık yapan Şipal, daha sonra Almanya’ya gitti. Döndükten sonra İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü’nde okutmanlık görevini sürdürdü.
Şipal, yazın hayatına öykü ve romanlarıyla katkı verdi. Şipal, en çok Kafka çevirileriyle bilinse de Alman edebiyatındaki önemli yazarların hepsini de Türkçeye kazandırmıştır.
Şipal, “Elbiseciler Çarşısı” ile 1965 Sait Faik Öykü Armağanı’nı, “Köpek İstasyonu” ile 1988 Türkiye Yazarlar Birliği Hikaye Ödülü’nü kazanmıştı. “Sırrımsın Sırdaşımsın” ile 2011 Orhan Kemal Roman Armağanına değer görülen Şipal, yayımlanan son romanı “Dua Çiçeği” ile 2018 Sedat Simavi ödülüne değer görülmüştü. (Evrensel)
BEYAZ MARTI EDEBİYAT ÖDÜLÜ AHMET ÜMİT’İN
İmza günleri, söyleşiler, şiir teknesi, şiir hatları, sergi ve konserlerle renklenecek etkinliklerde Sarıyer Edebiyat Günleri ile özdeşleşen “Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü” de sahibini bulacak. 2014 yılında verilmeye başlanan “Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü” Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Vedat Türkali, Murathan Mungan ve İnci Aral’ın ardından Ahmet Ümit’in olacak. Etkinlik kapsamında düzenlenen ‘Fakir Baykurt Öykü Yarışması’nda ise ortaokul, lise ve yetişkin kategorisinde dereceye giren katılımcılar da ödüllerine kavuşacak.

Orhan Kemal 105’inci doğum gününde anıldı.
Ekmek Kavgası, Hanımın Çiftliği, Murtaza, 72. Koğuş ve Gurbet Kuşları’nın da aralarında olduğu çok sayıda unutulmaz esere imza atan Orhan Kemal, 105’inci doğum gününde anıldı.
Orhan Kemal’in oğlu araştırmacı, yazar Işık Öğütçü, “Çok acıdır, babamın hiçbir zaman doğum gününü kutlamadık. İşte bu günlerde kutlamamız aslında onun o hak ettiği doğum günlerini yapamamanın bir karşılığı” dedi.
Ekmek Kavgası, Hanımın Çiftliği, Murtaza, 72. Koğuş ve Gurbet Kuşları’nın da aralarında olduğu çok sayıda unutulmaz esere imza atan, roman, şiir ve oyun yazarı Orhan Kemal’in doğumunun üzerinden 105 yıl geçti.
Kemal’i doğum gününde anmak için çocukları Işık Öğütçü, Şen Yıldız Öğütçü, Kemali Öğütçü, ailesi, dostları ve sevenleri Orhan Kemal Müzesi’nde bir araya geldi.
Işık Öğütçü, “Biliyorsunuz sanatçıların sıfırlı ve beşli yaşları çok önemlidir. Bir 100’üncü yaşını kutlamıştık. Şimdi de 105. Bir daha geri dönüşü yok. 100’e de dönemeyeceğiz, 105’e de. Önümüze bakacağız. Bizler 110’da var olur muyuz olmaz mıyız bilmiyorum ama gerçekten Türk edebiyatının bu çok önemli ismini ne kadar ansak onun için neler yapsak hala eksik kalır” diye konuştu. (NTV)

BİR PORTRE
Ruhi Su
Mehmet Ruhi Su, 1912 yılında Van’da doğdu ve ailesini kısa süre sonra kaybetti. Memur olarak çalışan babasının tayini ve ataması vesilesiyle Van’a yerleşti ve çocukluğunun büyük bir bölümünü burada geçirdi. Çocukluğunun geri kalan ve gençlik yıllarını yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul’da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti.
Adana Öğretmen Okulu’nda okurken, Ankara’ya Müzik Öğretmen Okulu’na (Musiki Muallim Mektebi) girmeyi başardı.1942’de Ankara Devlet Konservatuarını`nın Şan bölümünü bitirdi. Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu’nda sonra Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde müzik öğretmenliği yaptı.Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası’nda çalıştı. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca, Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro’nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı. Türk Opera Sanatı’nın temelinde Ruhi Su’nun da katkısı büyüktür.
Ankara Radyosu’nda on beş günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro oluşturdu. Aldığı klasik batı müziği eğitimi, ömrü boyunca kendini adadığı türkülerin yorum ve icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu.
Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975’te Sümeyra Çakır’la birlikte Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978’den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir.
1979 yılı Temmuz ayında Frankfurt’da yapılan Almanya 1. Gençlik Festivali’nde Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985’te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu’dadır.
Kendisi Alevi Deyişlerini okumuş, Pir Sultan’ın, Hatayi’nin ve diğer ozanların deyişlerini yorumlamıştır. Nazım Hikmet’in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir. 1957’de hapisteyken söylediği Mahsusmahal adlı türküsüyle ünlendi.
Ruhi Su’nun sesini korumadaki hassasiyeti hakkında pek çok anlatı vardır. Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş. Sorulduğunda, sesini korumadaki bu hassasiyetinin sanata ve dinleyenlere saygısından kaynaklandığını ifade edermiş.
Ruhi Su, ölümüne kadar 16 tane 45’lik plak, 11 uzunçalar çıkardı. Ölümünden sonra kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su (ölüm 18 Ekim 2006) ve oğlu Ilgın Su özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plak, kaset ve CD üretimini sürdürdüler. Vakfın merkezi Beyoğlu, İstanbul’dadır.

NE OKUSAK?
1. ŞİİRE BAKMA DURAĞI/ SABİT KEMAL BAYILDIRAN/YASAKMEYVE
2. SEN SÖZCÜĞÜN TEKİSİN/HAZ. ÖZGE ERCAN/YASAKMEYVE
3. ŞAİRANEDEN ŞİİRSELE/MURAT BELGE/İLETİŞİM

Etiketler: / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ