Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,12 / Satış: 8,15
€ EURO → Alış: 9,59 / Satış: 9,63

Antakya’da Kültür-Sanat

Antakya’da Kültür-Sanat
  • 21.04.2020
  • 7.189 kez okundu

Haftanın Kitabı
Kırlangıcın Kanat Vuruşu: Ali PÜSKÜLLÜOĞLU
Çocuklara Günümüz Şiirinden Örnekler en güzel örnekleri sunuyorr.
Kırlangıcın kanat Vuruşu, Ali Püsküllüoğlu tarafından kaleme derlenmiştir. Kitap 1979 yılında Kültür Bakanlığı Yayınlar tarafından yayınlanmıştır.
“Günümüzün insanı, bildikleriyle yetinmeyen, hızla değişen koşullarda kendini yenileyebilen özgür, barışçı, insancıl, hoşgörülü, toplumuyla bütünleşmiş, kendi kişiliğini geliştirirken başkalarının gelişmesine de çalışan toplumsal bir varlık olmak durumundadır. Bu kitap çocuklara edebiyatımızın önemli isimlerinden şairlerin seçme şiirlerini içermektedir.”

Konuk Yazar
23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı/Mehmet Karasu
Hafta içinde, 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını sessizce kutladık.
Bir önemli etkinlik gibi bu bayram da Corone virüs’e kurban gitti. Dilerim ileri bir tarihte hakkettiği biçimde kutlanır.
TBMM’nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, TBMM tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün dünya çocuklarına hediye edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, 23 Nisan Türkiye’nin ulusal bayramıdır. 23 Nisan, TBMM’nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla egemen olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.
23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bütün Dünya çocukları birlikte kutlarlardı.
Atatürk’ün ütopyasında hep çocuklar vardı. Zira toplumların mutluluğu çocukların mutluluğu ile özdeştir.
Tüm çocuklarımızın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yürekten kutluyorum.
***
Unesco’nun 12 yıldır kutladığı bir gün var: Dünya Kitap Günü. Bu günün amacı; “Kitapları, yaratıcı, endüstriyel, standartların oluşumu, siyasi, ulusal ve uluslararası yönleriyle gündeme getirmek.”
Dünya Kitap Günü nasıl doğdu?
İspanya’nın Katalonya bölgesinde yıllardır kutlanan özel bir gün var: “Her Kitaba Bir Gül.” Her 23 Nisan’da kitap alan herkese kitabın yanında bir de gül armağan eden ve türlü sokak eğlenceleri düzenleyen Katalanlar, ‘Kitap Günü’ için tarih belirlemeye çalışan Unesco’ya da ilham perisi oldu. 23 Nisan, aynı zamanda Shakespeare’in hem doğum hem ölüm günü
İşte, bütün bu edebi yönlendirmeler sonucunda, Unesco, 23 Nisan’ın Dünya Kitap Günü için ideal tarih olduğuna karar verdi ve 1995’te alınan kararla tüm dünyaya duyuruldu. Pek çok dünya ülkesi tarafından kabul edilen Dünya Kitap Günü, Türkiye’de de 2001 yılından beri kutlanıyor. Bu özel günde, dünyanın hemen her köşesinde kitap fuarları kuruluyor; dinleti, okuma ve anma günleri, indirimli kitap kampanyaları düzenleniyor; hastane, hapishane, bakımevleri, okul ve köy kütüphanelerine kitap yardımları yapılıyor.
Bence tüm sanatlar, özellikle edebiyat, insanın insanlaşma sürecini kısaltmasında birinci etken. Bunun için diyorum ki, çocuklarımız sanatla iç içe büyümeli, çocuklarımız sürekli okumalı.
Türkiye’de kitap okuma alışkanlığının çok düşük olduğu bilinen bir gerçek. Türk halkı kitap okumak veya kütüphaneye gitmek yerine kahvehanelerde oturmayı, ya da evde dizi izlemeyi tercih ediyor. Yapılan bir araştırmaya göre, kütüphane sayıları Avrupa ile kıyaslandığında Türkiye kültür fakiri çıkıyor. Türkiye’de çok büyük çoğunluğu devlet yapılanması içinde zorunlu olarak oluşturulmuş toplam bin 430 kütüphane bulunurken, Almanya’da 10 bin 379, İspanya’da ise 7 bin 103 kütüphane bulunuyor.
Araştırmaya göre, kamuoyunda “boş zaman harcama yeri olarak görülen” kahvehane ve meyhane ile kültürel gelişimin göstergesi olan okul sayıları arasında da büyük uçurum var. Araştırma kahvehane sayısının ilköğretim ve lise sayısını 3’e katladığını ortaya çıkardı. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de tam 123 bin 659 kahvehane bulunurken, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ilköğretim okulu ve liselerin toplam sayısı ise 42 bin 268. Bu verilere göre Türkiye’de 575 kişiye bir kahvehane düşerken bin 684 kişiye bir okul düşüyor.
Çocukluk ilkbahardır. Yaşamanın çiçek süremidir. İleride her tohum, kişiliğin ürünü bu ilkbaharda gelişecektir. Onun için daha çocukluktan başlamak üzere çocuklarımız kitapla iç içe büyümeli, küçük yaşlarda onlara okuma alışkanlığı kazandırılmalı.

TARİHİN KALBİNE YOLCULUK / Fatma Hatun ESEN
‘DOĞUNUN KRALİÇESİ ANTAKYA’
(Geçen haftadan devam)
Kardeş Kentler Buluşması Etkiliği şiir dinletilerinin 2.si Hatay Gaziler Derneği’nde yapıldı. Buradaki etkinlikte de, müzik ve şiir sunumları yapıldı. Orada tanıdığım, şiirini beğeniyle dinlediğim, Antakyalı bir şairi anmak isterim. Kitabını paylaşma inceliğini gösteren Mehmet Mevlüt Bulanık beye selam gönderiyorum. Ama, şiir salt sözcüklerden oluşmuyor, tanığı oldum bunun. Hatay’ın kültür sanat yaşamında Nebihe-Mehmet Karasu isimleri altı çizilerek okunmalıdır. O gün etkinlik öncesi, Nebihe ablanın misafirler için pişirdiği mercimekli bulgur pilavı, ne kadar güzel bir şiirdi. Bu iki güzel insana saygı ve sevgiyle. Antakya etkinliği konuk şairlerinin yüreğine de dizeler, akacaktır şüphesiz. Ali Yüce, Sabahattin Yalkın, Hüseyin Ferhat, Faris Kuseyri’e aktığı gibi…
Etkinliğin son günü yoğun yağış nedeniyle, gezi programında yer alan Saint Pierre Kilisesi’ne gidemedik. Ama Hatay Arkeoloji Müzesi’ne girince zaten zamanın yetmeyeceğini hemen fark ettik. 35.000 eserin bulunduğu müzeye girerken, bir kente girdiğimi hissettim. Bu zamana kadar epey müze gezdiğimi söyleyebilirim. Bu müzeyi, en etkileyici olanlar arasında anımsayacağım. Kocaman, şaşkın gözleri, sevimli bakışı kral Suppiluliuma, 1,5 boyunda 1,5 ton dev heykel, ilk unutulmazım. Hitit dönemine ait bu heykele 2012 yılında ulaşılmış. Sanki yaşadığı çağdan çıkarılıp hop diye bu çağa getirilmiş de, şaşkın şaşkın bakıyor Suppiluliuma. Hatay’da yaşam, Üçağızlı Mağarasında başlamış, müzeye bu canlandırma ile giriliyor. Mozaik koleksiyonu ile dünya birincisi olduğu bilgisi verildi. Lahitler bölümü de çok etkileyici. Lahitler; üzerlerindeki kabartma, figür ve işlemelerle, ölüye dair bir öykü anlatıyor sanki. Bunlardan başka, kurban masası, kral ve tanrı heykelleri (Apollon, Fortuna, Hades, Nehir Tanrısı), Hititçe, Sümerce, Akkadça yazılmış tabletler, döneme ait seramik eserler, takılar müzede yer alan eserler. Suppiluliuma ne kadar şaşkın bakıyorsa ben de o kadar şaşkın ayrıldım müzeden. Buradan yemeğe geçtik. Çok samimi lokantada, sini kebabı ikramında bulundular. İnsanın, insana en değerli ikramı insan sıcağı. Bu sıcağı hissettiğimiz yine diğer günler yemek ikramında bulunan, Neval Avcı, Selamet Bağcı, Adnan Yoğurtçu, teşekkürle anmak isterim.
Artık dönüş zamanı gelmişti. Hepimiz farklı saatlerde, farklı şehirlere hareket ettik. Yorucu bir yolculuk sonrasında kentlerimize döndük. Ne kadar güzel bir yorgunluktu. Yüreğimde yeni dostlar ve kültürel zenginliklerle döndüm. Çok yaşayasınız Nebihe-Mehmet Karasu. Tüm emeği geçenlere de ayrıca teşekkür ederek…

Haftanın Şiiri
Dünyayı Verelim Çocuklara/Nazım HİKMET
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler.

Haftanın Sanat Gündemi
SABAHATTİN KUDRET AKSAL 2020 YAZIN ÖDÜLÜ SONUÇLANDI
Sabahattin Kudret Aksal adına, ailesi tarafından oluşturulan “Sabahattin Kudret Aksal Yazın Ödülü”nün ikincisi, Aksal’ın doğumunun 100. yılı olan 2020’de Tiyatro Oyunu Yazımı alanında verildi.
Suat Özturna, Ceren Ercan, Dilek Tekintaş, Cengiz Korucu, Turgay Kantürk, Uğurtan Atakan ve aile adına Selçuk Bütün’den oluşan seçici kurul; ödülü, katılan adaylar arasından; Ali Cüneyd Kılcıoğlu’nun Burjuva Havuzu ve Ulviye Alpay’ın İnci Yüklü İstiridye adlı oyunları arasında paylaştırdı.
İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle tören, Aksal’ın ölüm yıldönümü olan 19 Nisan tarihinde yapılamayacak.
Ödül alanları kutluyoruz.

Koronavirüs salgını devam ediyor.
Evde kalmaya çalışarak ve fiziksel mesafeye dikkat ederek koronavirüsten korunmaya çalışıyoruz. Kendi kabuğumuza çekildiğimiz bu süreçte vaktimizi daha verimli kullanmak için çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Kimimiz filmler izliyor, kimimiz online konserleri takip ediyor… Bu etkinliklerden biri de kitaplarımız… Bu kapsamda sosyal medyada kitap paylaşım etkinlikleri ve edebiyat matineleri düzenleniyor.
Bir gün koronavirüs salgını sona erecek ve yaşadığımız acıların yanında bu süreçte yaptığımız etkinlikler aklımızda kalacak. Okuduğumuz kitapları düşüneceğiz mesela. Metinleri algılamada okuduğu dönemin nasıl etkili olduğunu göreceğiz.
Yazar Meral Ataç (Nurullah Ataç’ın kızı), Büyükada’da son yolculuğuna uğurlandı
93 yaşında hayatını kaybeden Meral Ataç’ın cenazesi, 15 Nisan akşamı Ankara’dan alınarak, çok sevdiği, yaşadığı Büyükada’ya getirildi.
93 yaşında hayatını kaybeden Meral Ataç’ın cenazesi, Ankara’dan alınarak, çok sevdiği, yaşadığı Büyükada’ya getirildi. Büyükada Mezarlığındaki uğurlama töreni Koronavirüs salgını nedeniyle yönetmeliğe uygun yapıldı.
Ataç Ailesi, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, Cumhuriyet Halk Partisi Adalar İlçe Başkanı Ercan Akpolat’ın katıldığı törende dualar okundu, mezara çiçekler bırakıldı.
İki çocuk annesi Ataç, Büyükada’da Maden Mahallesi’nde yaşıyordu. Geçtiğimiz aylarda kalçası kırılan Ataç, kızı Ceren Ocak’ın yaşadığı Ankara’da özel bir hastanede tedavi görüyordu.
“Babam Nurullah Ataç” ve Büyükada’nın eski günlerini anlattığı “Küçük Hanım Meralika” kitaplarının yazarı, 1926 doğumlu Meral Ataç, ilkokulu Büyükada’da, ortaokulu Heybeliada’da, liseyi Ankara Kız Lisesi’nde okudu, ardından Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.
Yazmak bir mücadeledir
Şiiri hayata tutunma biçimi olarak gördüğünü ifade eden şair Şerif Temurtaş, “Yazmak bir mücadele, bir kavga benim için, kırbaç gibi, rüzgâr gibi” diyor
‘Zemheriden Sonra Bahar’ ve ‘Güz Çığlığı’ kitaplarına üçüncüsünü ekleyen şair Şerif Temurtaş ‘Ten ve Kül’ ile okurlarıyla buluştu.
Halikarnas Balıkçısı 130. doğum gününde anıldı
Muğla’nın Bodrum ilçesinde, “Halikarnas Balıkçısı” olarak bilinen gazeteci, yazar, ressam, şair, rehber, araştırmacı Cevat Şakir Kabaağaçlı, 130. doğum gününde sade bir törenle anıldı.
Kabaağaçlı’nın Gümbet’teki mezarı başında düzenlenen anmaya, Belediye Başkanı Ahmet Aras, Başkan Yardımcısı Emel Çakaloğlu, Cevat Şakir Mahallesi Muhtarı Göksel Çamlı ve Bodrum Deniz Müzesi Müdürü Selen Cambazoğlu katıldı.
Her yıl öğrenciler ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşen tören, bu yıl koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri kapsamında az bir katılımla gerçekleştirildi. Balıkçının mezarına çelenk konulduktan sonra dualar okundu.
Aras, burada yaptığı konuşmada, hayatının önemli bölümünü ilçede geçiren Kabaağaçlı’nın, Bodrum’un kültürüne ve tarihine değer kattığını söyledi.Balıkçıyı unutmadıklarını ifade eden Aras, kendisini şükran ve minnetle yad ettiklerini kaydetti.Herkese balıkçının kitaplarını okuma tavsiyesinde bulunan Aras, şöyle konuştu:
“Balıkçı’yı okursanız bu topraklarda kaçak yapı yapamazsınız, kimseye saygısızlık yapamazsınız, bu toprakların değerini anlarsınız. Balıkçı’yı okursanız ağaç kesemezsiniz, eski evinizi yıkıp betonarme bina yapamazsınız, denize sintine bırakamazsınız. Balıkçıyı okursanız bir Caretta Carettayı öldürecek o çöpleri denize atamazsınız, çarşıdaki Bellasomra ağacını kesemezsiniz. Balıkçı okursanız, bir proje yapacağım diye binlerce ağacı bitki örtüsünü ortadan kaldıramazsınız.”

Küçük bir hikaye, büyük bir derya: Haldun Taner
Haldun Taner’i sadece tiyatromuzun kutup yıldızı olarak sınırlamak haksızlık olur. O, eserleri ve hayatı ile başat bir örnek. ‘Ve Perde!’ belgeseli de corona virüsü günlerinde sadece tiyatroyla ilgilenenlerin değil, “Aydın nasıl olur?” sorusu üzerine düşünmek isteyenlerin de kaçırmaması gereken bir belgesel…
Corona salgınının başlamasıyla kültür-sanat dünyası neredeyse online mecraya taşındı. Birçok kurum özel gösterimlerini internet üzerinden gerçekleştiriyor. Birçok sanatçı bilhassa Instagram üzerinden konserler veriyor. Kurumlar, özel içeriklerle buluşma fırsatı bulamayan sanatseverlere bu sürede şans daha tanıyor. Onlardan birisi de İstanbul Kültür Sanat Vakfı… İstanbul Tiyatro Festivali’nin yapımcılığını üstlendiği, Türk tiyatrosunun evliyası Haldun Taner’i anlatan 2015 tarihli Ve Perde! de YouTube’da gösterime açıldı.
Yaklaşık bir saat süren belgeselin yönetmenlik koltuğunda Selçuk Metin oturuyor. Senaryosunu Gülşah Özdemir Koryürek’in yazdığı belgeselin müzikleri ise Borusan Quartet’e ait. Proje danışmanlığını Demet Taner ve Dikmen Gürün’ün yaptığı belgeselde anlatıcı rolünü Halit Ergenç ve Tilbe Saran üstleniyor. Belgeselde Erdem Akakçe, Metin Akpınar, Engin Alkan, Esin Aslan, Harun Başlan, Zeliha Berksoy, Erkan Can, Mehmet Erbil, Halit Ergenç, Yiğit Özşener, Alayça Öztürk, Tilbe Saran, Vahit Sarıtaş, Ferhan Şensoy, Deniz Telek, Levent Üzümcü, Can Yılmaz, Ayça Yiğit, Yalçın Zobu gibi kıymetli tiyatrocular da yer alıyor.
İlk kez 2015’te Pera Müzesi’nde gerçekleştirilen “100. Doğum Yılında Haldun Taner Sempozyumu” etkinliğinde, daha sonra da 35. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen belgeseli ben de YouTube’da izleme fırsatına eriştim.

PEN NİSAN KİTABI – DECAMERON ÖYKÜLERİ
PEN, Nisan ayı kitabı olarak Giovanni Boccaccio’nun “Decameron” öykülerini seçti… Günümüzden yedi asır önce Floransa’daki veda salgınından kaçan on kadın ve erkeğin bir kır evinde zaman geçirmek için on gün boyunca (decameron, on gün demek) birbirlerine anlattıkları toplam 100 hikayenin kitabı… Ölüm karşısında mizahın gücüne yaslanan ve çağının toplumsal değerlerine köklü bir itiraz getiren klasik eser… Veba salgını 1348’de olmuştu. Boccaccio kitabı 1353’te tamamladı. Türkiye’de çeşitli yıllarda , çeşitli yayınevleri, farklı çevirileriyle yayınladı.
ÇOCUKLARIN OKUMASI GEREKEN 10 KİTAP
1- Küçük Kara Balık/ Samed Behrengi/Can Yayınları
2- Pollyanna/ Elea, nor H.Porter/Artemis Çocuk Yayınları
3- Küçük Prens/ Antoine de Saint-Exupéry/Mavi Bulut
4- Şeker Portakalı/ Jose Mauro de Vasconcelos/ Can Yayınları
5- Ölümsüz Ece/ Gülten Dayıoğlu/ Altın Çocuk
6- Şimdiki Çocuklar Harika/ Aziz Nesin/ Nesin Yayınları
7- Kiraz Kız/ Muzaffer İzgü/Bilgi Çocuk
8- Beyaz Diş/ Jack London/Can Çocuk
9- Martı/ Jonathan Livingston/Epsilon
10- Bir Şeftali Bin Şeftali/ Samed Behrengi/Can Çocuk

BİR PORTRE
Gülten Dayıoğlu (1935 – …. )
Gülten Dayıoğlu 1935’te Kütahya’nın Emet ilçesinde doğdu. İstanbul’da Atatürk Kız Lisesi’ni bitirdi. Bir süre Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gördü. Dışarıdan sınavlara girerek ilkokul öğretmeni oldu. On beş yıllık hizmetten sonra 1977’de istifa etti. Romanlar öyküler radyo ve televizyon oyunları yazdı.
1965’ten beri eğitim ve öğretim sorunlarıyla ilgili görüşlerini Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri ile çeşitli dergilerdeki yazılarıyla dile getiriyor. Daha çok çocuk edebiyatıyla uğraştı. 1963–1971 yıllarında çocuklar için birer hikâyelik yirmi altı küçük kitap yayınladı. Altı-dokuz yaş grubu için 20 kitaplık “Ece ile Yüce” isimli bir de dizi hazırladı.

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ