Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,26 / Satış: 7,29
€ EURO → Alış: 8,59 / Satış: 8,62

Antakya’da Kültür-Sanat

Antakya’da Kültür-Sanat
  • 07.07.2020
  • 1.653 kez okundu

Hazırlayan: Mehmet Karasu

Haftanın Kitabı
Ateş Uykusu/ Burhan GÜNEL / Kurgu Kültür Merkezi
Burhan Günel’in “Ateş Kitapları” adını verdiği dörtlemesinin ilk romanı olan ve 1997 Yunus Nadi Roman Ödülü ile taçlandırılmış bulunan Ateş Uykusu’nun yeni baskısını kıvançla sunuyoruz. Ateş Kitapları : Ateş Uykusu (roman), Ateşi Seçtim (öykü), Ateş ve Kuğu (roman), ile Güz de Geçer’den (roman) oluşuyor.
Ateş Uykusu’nda, uygarlaşma sürecinden geçerken insanlığın yaşadığı yakımlar, çağımıza ve geleceğe açılan geniş bir yelpaze içinde ‘Sivas Yakımı’ örneğine göndermelerle anlatılıyor. Yazar bunu yaparken ilk insandan, ilk peygamberden günümüze uzanan süreçte insan yaşamını belirleyen hatta düzenleyen “ateş” izleğini ve olgusunu izleyip irdeliyor. Kitapyurdu.com)

Haftanın Yazısı
Aziz Nesin / Öner YAĞCI
Onu anlamak, onun çabalarının gizine ulaşmak, onun değerlendirmelerinden dersler çıkarmak benim için çok anlamlıydı. Ondan hep öğrendim. Onunla panellerde yan yana olmanın, onunla rakı sofralarında ve “çocuk cenneti”nde söyleşmenin keyfini hep yaşadım. Yazdıklarından, söyleşilerinden, öğütlerinden, gözü pekliğinden hep öğrenmeye çabaladım. Onunla dost olmak bana her zaman kıvanç verdi…
Yıllar boyunca onun düşünsel yapısını, aydın ve sanatçı kimliğini anlamaya, anlatmaya çalıştım. Aziz Nesin adlı yapıtımla, bir okuru, bir yazar ve dostu kimliğiyle onunla ilgili düşüncelerimi, ondan öğrendiklerimi aktararak bu aydınlığın yaygınlaşmasına damla katmak istedim.
Onu özlüyoruz
Ne yazık ki kahramanlara gereksinmesi olan bir ülke olduk hep. Toprağımız, kıvanç duyduğumuz, yüz akımız olan yaşam ustalarımızı yarattı. Hep önde gitti onlar. Ortak yönleri yurtseverlikleri, kararlılıkları, dirençleri, özgürlük arayışları, bilinçleriydi. İnsanı güzellemenin beşiği olan toprağımızın 20. yüzyılına damga vuran bu büyük kahramanlardan biri de, “Ulusunu, halkını, insanı ve bütün dünyayı sevmiş olmanın bedelini ödeyen insanların ne ilkiyim, ne de sonuncusu…” (Bir Tutam Aydınlık) diyen Aziz Nesin’dir.
Ülkemiz hâlâ onun sesine, tavrına, çığlığına, korkusuzluğuna gereksinim duyuyor.
O, örnek bir aydının, öncü bir yazarın, dirençli bir edebiyatçının, sevdalı bir yaşam ustasının, ölümsüzlük ve özgürlük arayışının önemli bir doruğudur.
1945’ten 1995’e 50 yıl yazarlık
1945’te gazetelerde ve dergilerde yazmaya başlayarak muhalif aydın ve halkın yazarı olma kimliğini bütünleştiren, kültürel ve siyasal yaşama aydın bilinci ve duyarlılığıyla katılmada etkin ve önder bir tavır sergileyen, ölene kadar halkını bilinçlendirme savaşımından geri durmayan, sunduğu yüzden fazla yapıtın birçoğu oyunlaştırılan, filme alınan, halkının hep bağrına bastığı Aziz Nesin’i ölümünün 25. yılında (yarın, 5 Temmuz 1995) anarken özlemek, özgürlük, eşitlik, demokrasi, sömürüsüz toplum savaşımı veren herkesin hakkı ve görevidir.
O, bir aydınlık öncüsüdür ve onun örnek yaşamından süzülen yapıtları aydınlığımıza eklenen en zengin gıdalardır.
Hep halkına borçlu bir aydın
O, gözyaşını gülmeceye çeviren bir simyacı gibi ömrü boyunca hep aydın olmanın gereklerini yerine getirdi.
Yaşadığı yıllar boyunca halkına borçlu olduğunu, borcunu ödemek zorunda olduğunu hiç unutmadı. Tüm yazdıklarında görülen bu borçluluk düşüncesi, ülkesine hizmet etmeyi kendisine borç bilen bir aydının düşünceleridir.
Aziz Nesin gerçekliği, toprağımızın örnek bir aydınının, öncü bir yazarının, direngen bir edebiyatçısının, sevdalı bir yaşam ustasının dünden bugüne akan ölümsüzlük ve özgürlük arayışının önemli bir doruğudur.
Gülmecenin büyük ustası
Yalın ve alaycı bir söylemle ince eleştiriler gönderir topluma. Isırıcı, uyarıcı bir sertlikle sevecen bir bilgenin yumuşaklığı iç içedir onda. Yaşamın tipik olaylarını, durumlarını, kişilerini gözlemleyerek bunları renkli diliyle yeniden yaratır.
Gülmece öğesi onun ürünlerinde gerçekliğin kendisidir. Olağanüstü öncülüğü ve başarısıyla Türkçeye Aziz Nesinlik olay deyimini kazandırmış ve onu gülmece yazınımızın büyük ustası yapmıştır. Okuyanda düşünme ve değiştirme isteği uyandırmak amacıyla düş gücü zenginliğiyle yazdıklarında çağdaş dünya insanlarının sorunlarını anlatan, uyarıcı, sevgiye çağırıcı, kışkırtıcı bir büyük usta.
***
“Sivas katliamı”nı unutmayalım ve 2 Temmuz 1993’te canları alınan, aralarında Asım Bezirci, Metin Altıok, Behçet Aysan’ın da olduğu canları saygı ve sevgiyle analım. (Kay. Cumhuriyet Gazetesi)

Haftanın Şiiri
Çiçek Taşıyor/Ali F. Bilir
Sivas’ta ateşe atılan 33 güzel insana
Kuşanmış öfkeyi, acıyı
semaha durmuş genç kızlar
yumuşacık söylüyorlar
Veysel’i, Pir Sultan’ı

alıp götürüyor bir türkü rüzgârı
mor bir kelebeğin kanatlarında
çiçek taşıyor Sivaslı çocuklar

Sivas elleri toz duman
acı tüten bozkırda
yüklenmiş öfkeyi, acıyı
semah sönüyor genç kızlar

sırtında ateş yarası
mor bir kelebeğin kanatlarında
çiçek taşıyor Sivaslı çocuklar
(Temmuz 1993, Göç Türküsü, E Yayınları)

Haftanın Sanat Gündemi
Merdivende Üç Şair’ raflarda
Orhan Tüleylioğlu’nun hazırladığı “Merdivende Üç Şair” adlı kitap, gazeteci yazar Miyase İlknur’un önsözüyle Karakarga yayınları etiketiyle yayımlandı.
2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta Madımak Oteli’nde öldürülen 33 aydından Metin Altıok, Behçet Aysan ve Uğur Kaynar’ın otelin merdivenlerindeki bekleyişlerini gösteren fotoğraftan yola çıkarak katliamın boyutlarını ortaya koyan kitap, üç şairin dostlarının, kızları Zeynep Altıok, Eren Aysan, Elif Kaynar Yavuz ve Ezgican Kaynar’ın tanıklıklarını, anılarını, onlar için yazdıkları satırları bir araya getiriyor. Oktay Akbal, Ataol Behramoğlu, Erendiz Atasü, Zeynep Oral, Ahmet Telli, Emin Özdemir, Remzi İnanç, Ahmet Erhan, Işık Kansu, Haydar Ergülen ve Akgün Akova gibi daha birçok yazar ve şairin katkıda bulunduğu kitap, ölümlerinin ardından geçen on yıllara karşın üç şairin anılarının canlılığı ve bıraktıkları izleri gözler önüne seriyor. l ANKARA/ Cumhuriyet

Büyükşehir’in Hikaye Yarışması Sonuçlandı
Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Hikaye Yarışmasına katılım yine yoğun oldu.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü yapılan hikaye yarışmasının sonuçları açıklandı. Yarışmada birinciliği ‘Yılkıdan Uyanmış Demir Atlar’ adlı hikayesi ile Hakan Unutmaz kazandı.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi örnek şehircilik hizmetlerinin yanı sıra, kültürel faaliyetler yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda her yıl geleneksel olarak düzenlenen hikaye yarışmasının kazananları belli oldu.
Büyükşehir Belediyesi tarafından dördüncüsü düzenlenen hikaye yarışmasına 1200 hikaye katıldı. Yarışmanın sonucu için bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya yarışmanın jürisinde bulunan Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atabey Kılıç, Prof Dr. Mehmet Narlı, Hikayeci Yazar Necip Tosun, Hikayeci Yazar Cemal Şakar, Hikayeci Yazar Güray Süngü, Hikayeci Yazar Abdullah Harmancı, Hikayeci Yazar Nurkal Kumsuz, Hikayeci Yazar Hüdaverdi Aydoğdu, Genel Sekreter Yardımcısı Serdar Öztürk ve Büyükşehir Belediyesi Kültür Sosyal İşler Daire Başkanı Salih Özgöncü katıldı.
Yarışmaya gönderilen 1200 hikaye ön jüri tarafından titizlikle değerlendirildikten sonra seçici kurul tarafından sayıları 45’e indirildi.
Jürinin yaptığı değerlendirme sonucu birinciliği ‘Yılkıdan Uyanmış Demir Atlar’ adlı hikayesi ile İzmir’den katılan Hakan Unutmaz kazandı. İkinciliği ise ‘Leylekler Bu Yıl Da Gelmedi’ adlı hikayesi ile Adana’dan Aysel Kaymaz, üçüncülüğü ise ‘Odalarda’ adlı hikayesi ile İstanbul’dan Ahmet Hakan Karataş elde etti. Mansiyon ödüllerinin sahipleri de ‘İmsak Vakti’ adlı hikayesi ile İzmir’den Caner Çaylak, ‘Alışıyoruz’ adlı hikayesi ile Kayseri’den Deniz Longa ve ‘Kelebekler Ölmesin’ adlı hikayesi ile Mersin’den Adalet İldeniz Sezer kazanmıştır. Yarışmanın birincisine 6 bin TL, ikinciye 5 bin TL, üçüncüye 4 bin TL, mansiyona layık görülenlere ise 1000’er TL para ödülü verilecek.

Nâzım Hikmet’in daha önce yayımlanmamış beş şiiri ortaya çıktı
Nâzım Hikmet’in daha önce yayımlanmayan beş şiiri kitap-lık dergisi temmuz-ağustos sayısında okurlarla buluştu.
kitap-lık dergisi temmuz-ağustos sayısında Nâzım Hikmet’in daha önce yayımlanmayan beş şiirini okurlarıyla buluşturdu. Yapı Kredi Yayınları editörlerinin TÜSTAV Komintern Arşivi’ndeki çalışmaları sırasında fark edilen “İstanbul’da 1 Mayıs”, “Beyanname”, “Gecenin Penceresinde”, “İtiraf” ve “Hayatımız Yirmi İki Kelimede” adlı şiirler bulundu.
1925 TARİHLİ BELGELERİN ARASINDA BULUNDU
Yapı Kredi Yayınları editörleri TÜSTAV Komintern Arşivi’ndeki çalışmaları sırasında Nâzım Hikmet’in daha önce yayımlanmamış bazı şiirlerine ulaştılar. Bu şiirler, Nâzım Hikmet’e ait olmayan bir el yazısıyla (eski yazıyla) yazılmış sayfalar halinde, 1925 tarihli belgelerin arasında ortaya çıktı. Aynı el yazısıyla, aynı bloknottan koparılmış kareli sayfalara yazılmış beş şiir, 1’den 6’ya kadar, birbirini takip edecek şekilde sayfaları numaralandırılmış. Son sayfada yer alan şiir dışındaki diğer dört şiir daha önce yayımlanmamış. Bunlar sırasıyla “İstanbul’da 1 Mayıs”, “Beyanname”, “Gecenin Penceresinde”
ve “İtiraf” adlı şiirler. Son sayfada bulunan “Hayatımız Yirmi İki Kelimede” adlı şiir ise, Nâzım Hikmet’in Bütün Şiirleri’nde “Biz-Hayatımız-Yaptığımız İş” adıyla yer alan şiirin son dizelerini oluşturuyor. (Evrensel)

Kitap-lık Dergisi Yaz Sayısı
kitap-lık dergisinin yeni sayısında Bernard Alluin’in Veba (Camus) romanı üstüne yazısı, Engin Soysal’ın J.M.G. Le Clezio tutkusunu anlattığı yazısı ve Abdullah Uçman’ın Ahmet Midhat Efendi yazısıyla Hasan Bülent Kahraman’ın Ressam Komet’le yaptığı söyleşi dikkat çekiyor. Gülten Akın, Necati Mert, Âlim Kahraman, Eray Karınca, B. Nihan Eren, Emin Gürdamur, Gökhan Yılmaz, Ferdi Çetin, Semrin Şahin öyküleri; Gültekin Emre, Mehmet Mümtaz Tuzcu, Yücel Kayıran, Komet, Emel Kaya, Murat Çelik şiirleri; Adil İzci, İsmet Tokgöz, Ahmet Sait Akçay, Mehmet İşten, Canan Yıldırım, Yusuf Çağlar yazıları ve Çevirmenler Ebru Erbaş ve Emine Ayhan’la yapılmış söyleşiler kitap-lık dergisinin yeni sayısında. (Evrensel)

Aynı gökyüzü, aynı keder…/Murat Meriç
Başlık, Behçet Aysan’ın “Bir Eflatun Ölüm” başlıklı şiirinden. Esin Afşar’ın 1987 yılında yayımlanan “Ruhi Su’ya Türkü” başlıklı albümünde Erkan “Dede” Oban’ın bestesiyle seslendirdiği bu şiir, Aysan’ı tanımama sebep. Ankara’ya geldiğim ilk yıllarda onun katıldığı bütün etkinliklere gitmiş, onunla birlikte Metin Altıok’tan Ahmet Erhan’a, Ahmet Telli’den Şükrü Erbaş’a uzanan Ankara şiir camiasını tanımış, yolumu zenginleştirmiştim. Etkinlikten etkinliğe koştuğum, deli gibi okuduğum, dinlediğim dönemdi. Bir sazlı buluşmada sahnede görerek hayran olduğum Hasret Gültekin’i, bir anma gecesinde dinlediğim, kitaplarını yutarak okuduğum Asım Bezirci’yi hep Ankara’da tanıdım. Ankara’yı, biraz da Behçet Aysan’ın şiiriyle sevdim, Sincan’dan, Mamak’tan şehre inen çamaşırcı kadınları onunla bildim. 1993 yılının 2 Temmuz günü, Metin Altıok’un “şiirin gerçek başkenti” diye tanımladığı Ankara’daydım, haberi orada aldım. İnternetin olmadığı, haberleşmenin aksadığı günlerdi ve bilgileri, televizyonların saat başı verdiği bültenlerden öğrenebiliyorduk. Arkadaşlarımızı, sevdiklerimizi şenliğe göndermiş, onların dönüşünü beklerken dostlarımızla taziye evinde buluşmuştuk. Yaşadığım en kötü günlerden biriydi. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan, bugün bile utançla baktığımız bir kara kalkışma. Devlet görmezden geldi, olaylara seyirci kaldı ve toplanan mahlukat, gözü dönmüş bir şekilde bir otel dolusu insanı yaktı. Yazarken bile içim çekiliyor.2 Temmuz, iki büyük halk ozanını da kaybettiğimiz gün: Âşık Nesimi Çimen ve Muhlis Akarsu. Çimen’in sazı emin ellerde; oğlu Mazlum ve torunu Saki, adını yaşatıyor, türkülerini yarına taşıyor. Muhlis Akarsu’nun türküleri de öyle, dilden dile yayılıyor. Edip Akbayram’ın seslendirdiği Alaaddin Us şarkısı, tam da bunu anlatıyor aslında: “Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz / Bilmez misin ki türküler yanmaz…” Şarkıda, içimizdekiler satırlara dökülüyor: “Güneşin ak yüzüne bir duman çöktü / Bir türkü çığlıkla ateşe düştü / Kuytu bir köşede bir çiçek küstü / Döktü yaprağını, boynunu büktü…”(birgün)

Değerlerimiz
Burhan Günel (Roman Yazarı, Öykü Yazarı, Doğum, 07 Nisan 1947 Hatay Ölüm
21 Aralık, 2012 İstanbul
Roman ve öykü yazarı (D. 7 Nisan 1947, Antakya – 21 Aralık 2012, İstanbul). Ortaokulu ve liseyi Konya Erkek Lisesinde parasız yatılı olarak okudu. (1965). Hava Harp Okulu (1967) mezunu. Hava subayı olarak katıldığı orduda görev yaptı, 1989’da binbaşı rütbesindeyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra bir süre özel kuruluşlarda çalıştı. 1987-98 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte Karşı edebiyat-sanat-düşün dergisini (113 sayı) çıkardı ve yönetti. Edebiyatçılar Derneğinin kurucu üyeleri arasında yer aldı, 1999-2001 yılları arasında iki dönem bu derneğin genel başkanlık yaptı.
Burhan Günel, yakalandığı rahatsızlıktan dolayı 21 Aralık 2012’de İstanbul’da vefat etti. 24 Aralık 2012 pazartesi günü, öğle namazını takiben, Ankara Kocatepe Camisi’nde kılınan cenaze namazından sonra Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.
İlk öyküsünü Cumhuriyet gazetesinin aylık sanat-edebiyat ekinde (Mart 1971), Ökse adındaki ilk romanını 1972’de yayımladı. Kitap tanıtma yazıları, eleştirmeleri, hikâyeleri ve günlükleri sonraki yıllarda Güney, Yansıma, Türk Dili, Varlık, Oluşum, Damar gibi dergilerde yer aldı. Yazınsal ürünlerinin dışında, çeşitli formatlarda, dört yüz bölümü aşkın radyo oyunu TRT radyolarında seslendirildi ve yayımlandı. 1990’lı yılların başlarından itibaren resim eleştirileri ve sergi yazıları da yayımladı.
Sevinç Dolu Bir Akşam ile 1979 Kültür Bakanlığı Çocuk Öyküleri Başarı Ödülünü, Başka Bir Yaz ile 1981 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülünü, Acının Askerleri ile 1981 Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülünü, Kalanlar ve Gidenler ile 1982 Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülünü (C. Kelkitli ile paylaştı), Yine Bir Gülnihal ile 1983 Nevzat Üstün Öykü Birinci Başarı Ödülünü, Söylence adlı öyküsü ile 1994 Ömer Seyfettin Öykü Ödülünü, Ateş Uykusu ile 1997 Yunus Nadi Roman Ödülünü, Çiçekler Korunağı 2000 Yunus Nadi Öykü Ödülü, Ateş ve Kuğu ile 2005 Yunus Nadi Roman Ödülü ve 2005 Truva Kültür Sanat Ödülleri Yılın Edebiyatçısı ödüllerini aldı.
“Burhan Günel Sevgi Bağı ile şehir ve kasabaların küçük, arkasız insanını konu ediniyor. (…) Kişilerin, karşıtları insanlarla pasif bir karşılaştırmaya sokulması ve toplumsal olayın her yönden didiklenmesi; yani kişilerin karşıtlarıyla aktif bir mücadeleye sokulmaması ve toplumsal bir olayın da asıl vurulacak yanını vurmakla yetinilmemesi Burhan Günel’in hikayelerine ayrıntıyı getiriyor. Burhan Günel’deki ayrıntılar bir denetimsizlik sonucu değil hikaye için seçilen ana düşünceyi ve amacı yetersiz görerek girmişlerdir. Bu ayrıntılar asıl amaç ve düşünceye dolaylı, ama kendine doğrudan bağlıdırlar ve hikaye sınırını zorlayıp genişleterek roman bütünlüğü içinde yer almayı istemektedirler.” (Necati Mert)
“Burhan Günel sabırla, sevgiyle çalışan, sanatını ağır ağır geliştiren bir romancı. (…) Onun romanları sanatımızı saran modaların dışında görünür. Onda hazır yargılardan, klişelerden kurtulma kaygısı, hattâ cesareti görülüyor. Romanımızın toplumsal sorunlarını işlerken unutmaya yüz tuttuğu insan kişiliğini araştırıyor. Bu kişiliği bizim toplumumuzda saran koşullarla hesaplaşıyor. Aksayan romanı Güncel’in sanat çizgisinde olumlu bir aşamadır ve bugünkü romanımıza değişik tonda bir katkıdır.” (Konur Ertop)
ESERLERİ:
Roman: Ökse (1972), Umut Zamanı (1974), Yağmurla Giden (1976), Aksayan (1980), Acının Askerleri (1981), Kalanlar ve Gidenler (1982), Ve O Güzel Kadının Çocukları (1985), Eski Desenler (1986), Yasak Odası (1987), Baraka (1991), Ateş Uykusu (1997), Bütün Zamanlar (2002), Ateş ve Kuğu (2004).
Öykü: Sevgi Bağı (1974), Başka Bir Yaz (1980), Dünyanın En Güzel Kadını (1983), Yine Bir Gülnihal (1984), Nergis (1986), Bisiklet Günleri (1987), Fayton (1988), Evet Aşk (1990), Ateşi Seçtim (1993), Karanfil ve Hançer (1994), Çiçekler Korunağı (1999), Kar Düşleri (2000), Uzun Yol Sürücüsü (2001), Taraça (2005).
Günlük: Günlerden (1994)./ Şiir: Sonsuz ve Gizli.
Deneme-Eleştiri-İnceleme: Benzer Romanlar (1986), Karşı Yazılar (1994).
Çocuk Kitabı: Evcilik Oyunu (roman, 1973), Ağlama Bebeğim (roman, 1976), Sevinç Dolu Bir Akşam (öykü, 1979), Dost Eller (roman, 1980), Sevinç Dolu Bir Akşam (öykü, 1983), Kayısı Ağacı (öykü, 1987), Güvercinler (1990), Kelebekler Uçar Gider (1990), Züleyha (1990), Penceredeki Çocuk (roman, 1991). (Kaynak: biyografya.com)

Ne Okusak?
1.Pir Sultan Abdal Sözlüğü/ Leyla Akgül/ La Yayınları
2.Merdiven’de Üç Şair/ Orhan Tüleylioğlu/Kara karga yayınları
3.Livaneli’nin Penceresinden/ Zafer Köse/Doğan Kitap
4.Şeyh Bedreddin/Bezmi Nusret Kaygusuz/ La yayınevi
5.Aldatıldık/Emin Çölaşan/ Halk Kitabevi

Etiketler: / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ