Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,98 / Satış: 9,01

Antakya’da kültür sanat

Antakya’da kültür sanat
  • 24.11.2020
  • 2.327 kez okundu

Hazırlayan: Mehmet Karasu

Haftanın Kitabı
Kavacık Köyünün Öğretmeni/ Fakir Baykurt
Fakir Baykurt’un öz yaşam öyküsünün 3.cildi Kavacık Köyünün Öğretmeni adını taşır. Diğer yapıtları gibi bir solukta okunabilir.
Köy Enstitüleri’nden mezun olan öğretmenler yurdun dört bir yanına dağılır. Enstitülerde gördükleri eğitim anlayışına göre görevleri sadece köy çocuklarının eğitimi değil, köy ve köylünün sorunları üzerine de çözüm üretebilmektir.
O dönemde aydınlar arasındaki ilişkiler, dostluklar öylesine içtenmiş ki…Özellikle Mahmut Makal, Fakir Baykurt gibi yazmaya da gönül vermiş köy öğretmenlerini sarıp sarmalamışlar.
Mesela, Peride Celal’den şöyle bahsediyor Fakir Baykurt kitapta.
“Peride abladan düğün armağanı 20 lira geldi. Uzun süre düşündük ne alalım? Bakır Burdur güğümleri var. Koy sobanın üstüne, sıcak su bulunsun sürekli. Yemeğe, çaya alıver. Sırtını başını yıkayacaksan, alıver. Ondan aldık. Düzenli olarak gazete yollamayı da kesmiyor. Nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Şehirlerde aydınlardan iyi dostlarım var.” syf 195
Gazi Eğitim dönemini anlattığı bölümler İsmail Hakkı Tonguç’tan, Hasan Âli Yücel’e, Oktay Rifat’tan Vedat Günyol’a, İsmet İnönü’den Yaşar Kemal’e, Aşık Veysel’e kadar bir yıldızlar geçidi yaşatıyor insana.
Kavacık Köyünün Öğretmeni’ni kitap sonunda Gazi Eğitimi bitirip Sivas Lisesi öğretmeni olarak bıraktık.
“Fakir Baykurt, 65 yaşına kadar olan yaşamını bölüm bölüm yazdı. Pek çok olayı, insanı özenle anlattı. Acısıyla tatlısıyla bir nehir roman çıktı ortaya. Yazınımızda örneği az. Akçaköy’de o yüksek göklerin altında doğan, yoksulluk yüzünden köyün sığınırı sıpasını güden çocuk, evlerinde bir tek kitap olmadığı, anası babası okuma yazma bilmediği halde nasıl ünlü bir öğretmen; yapıtları sahneye, perdeye aktarılan, yabancı dillere çevrilen bir yazar oldu? O öğretmen, o yazar nasıl çalıştı, savaştı? Fakir Baykurt doğruları ve yanlışlarıyla birlikte hepsini ortaya serdi. Özellikle yoksul halk çocukları, gençler, bunları sabırla okumalı.” (Tanıtım Yazısı)

Konuk Yazar
2020 Dünya Felsefe Günü Mesajı / TFK Başkanı Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ
Uyanık gözlerle dünyaya bakmaya başladığımdan beri gördüğüm belki de en zor yılı yaşıyoruz.
İnsan eliyle afetlere dönüştürülen doğa olayları karşısında, yaptıklarıyla insanlığımızı bize hatırlatan insanların yanında, “fırsattan istifade” etmek peşinde olan insanlar, pandemiyle savaşmak için getirilen bazı kısıtlamaları sözüm ona “özgürlük” adına protesto eden kalabalıklar, “zelzeleyle konuştuğunu ve bu konuşma sayesinde zelzelenin durduğunu” internette paylaşanlar, acaba neyin belirtileridirler? Ya da: “kıymetli zamanınızı kendinize saklayın, tezinizi/ödevinizi biz yazalım” şeklinde, cehaletin yol açtığı şaşırtıcı rahatlıkla reklam verenler ve bunu doğal karşılayanlar; tweet’lerle uluslararası siyaset yapmayı alışkanlık haline getirenler, dünyanın bugünkü durumu hakkında nelere işaret oluyor?
Bunlar ve sizlerin ekleyebileceği başka birçok yaygın anlayış ve davranışlar, yapılanlar arasında etik değer farkı görememenin –yani “ne olsa, olur”un geçerli olmasının– ve tüketim toplumunun “siz çok önemlisiniz”, başka bir deyişle “müşteri olarak çok önemlisiniz” diyerek kişilerin bencilliğini okşayan reklamlarının ve başka bu gibi olguların hem sonuçları hem de belirtileri olarak görünüyor.
Bu durum karşısında, insanların insan olma bilincini kazanmalarına yardımcı olmak, insan olmanın her birimize yüklediği sorumluluğu ve gerektirdiklerini insan olan herkese hatırlatmak en başta felsefeye ve eğitimine düşüyor.
Bu yıl bu olağandışı koşullarda 18.sini kutladığımız Dünya Felsefe Günü hepimize kutlu olsun.

Haftanın Şiiri
Dünyanın Bütün Çiçekleri/ Ceyhun Atuf KANSU
“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin!”
(Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın son sözleri)
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin.. ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları
Geniş ovalarda kaybolur kokuları..
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağı’na göçen,
Yörükler yaylasında Toroslar’da eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımi ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya…

Haftanın sanat gündemi
Barış için sanat diyen şair: Ümit Yaşar Işıkhan
Ramis Sağlam, Ümit Yaşar Işıkhan’ın edebiyat yolculuğunu yazdı.
Toplumcu gerçekçi şiir anlayışının bir neferi olarak, hayata tanıklığıyla başlar Ümit Yaşar Işıkhan’ın edebiyat yolculuğu. Girdiği yol, daha sonraki yolların başlangıcıdır aslında. Dönemsel olarak yaşanan toplumsal değişim ve 12 Eylül darbesinin yarattığı kırılmalar sonucunda, birçok şairde olduğu gibi Ümit Yaşar Işıkhan şiirinde de imgesel söylemlerin yoğunluk kazanmasına neden olur.
Edebiyat dergileri bu yolculukta önemli bir yer tutar. 12 Eylül askeri faşist darbesi karşısında bir şeyler yapma sorumluluğunu şöyle açıklıyor Işıkhan; “İçine kapanan ve travma yaşayan toplumda, genç devrimci şair ve yazarlar olarak bir şeyler yapmalıydık. Bizimki de o hesap…”
İzmir’de uzun süre yayımlanan ve daha sonra ara verilen “Yeni Sanat edebiyat dergisi”ni öykücü yazar arkadaşı İbrahim Karaoğlu ile birlikte dokuz sayı yayımlarlar. Daha sonra bu yolculuk, “Temmuz sanat dergisi” ile iki yıl daha devam eder. Temmuz sanat dergisi adeta döneme damgasını vurur. Birçok edebiyatçının ilk ürünleri, bu dergide yayımlanır. Işıkhan’ın deyimiyle “Para biter, dergi kapanır.”
Ümit Yaşar Işıkhan, mürekkep kokusunu almıştır artık, iflah olmaz. Yıllar yılları kovalar, 1987’de dünyada ilk defa, içine evrak konulabilen telli dosya edebiyat dergisini yayımlar. Ama emniyet birimleri, bunu mevcut yasalardaki “mevkute” tanımına uyduramadığı için toplattırır.
Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Derneğinin başkanlığı görevini de sürdürüyor Işıkhan. Dernek, 1999 yılında on beş- ülkeden sanatçının katılımı ile Bağdat’ta, sanatın ve sanatçının dünya barışı için mücadelesini somutlaştırmak için Mirbed Şiir Festivali sırasında kurulur. Işıkhan dernek çalışmalarını şöyle ifade ediyor: “Halkın yaşadığı ve tanık olduğumuz dram karşısında sessiz kalmak, mümkün değildi. Ambargoyu delmek için uçak kaçırma girişimimizi gerçekleştiremeyince; bu kez savaşa karşı çıkmak, sorunların diyalog ile halledilmesi konusunda lobi oluşturmak, ürünlerimizle barışa destek vermek için oluşturuldu. ” Ümit Yaşar Işıkhan’ın başkanlığında, sorumlu sanatçı topluluğu olarak 2008 yılından beri merkezi İzmir’de olmak üzere 35 ülkedeki temsilciliğiyle faaliyetini “Barış İçin Sanat!” diyerek sürdürüyor. (Evrensel)

Sarıyer’de ‘Fakir Baykurt Öykü Yarışması’ başvuraları başladı
Sarıyer’de “Herkesin bir öyküsü vardır” sloganı ile düzenlenen Fakir Baykurt Öykü Yarışması başvuruları başladı.
Birden fazla kişi tarafından yazılmış öykülerin kabul edilmemesi ve daha önce dereceye giren adayların bu yıl katılamaması gibi birçok kuralın yer aldığı yarışmada dereceye girecek adaylar ödüllendirilecek.
Ortaokul ve lise öğrencileri ile yetişkinlere yönelik 4 ayrı kategoride düzenlenen yarışmaya son başvuru tarihi 15 Şubat 2020 olarak belirlendi.
Sarıyer Edebiyat Günleri kapsamında düzenlenen yarışmanın seçici kurulunda; Hanım Karavelioğlu, Ceren Mansuroğlu, Ayhan Yeşiltaş, Murat Gürbüz, Hülya Soyşekerci, Halil Genç ve Kadir Yüksel bulunuyor.
Yarışma, ilçe halkının okuma-yazmaya olan merakını arttırıp edebiyatın bütünleştirici etkisi ile öğrenci, öğretmen ve edebiyatseverleri edebiyat dünyasının önde gelen isimleriyle bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Yarışmayla alakalı detaylı bilgiye www.sariyer.bel.tr adresinden ulaşabilirsiniz. (Gerçek Gündem)

Yaşar Kemal’in bitkileri sözlük olma yolunda
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cihan Erdönmez, Yaşar Kemal’in eserlerindeki bitkilerden yola çıkarak bir bitki sözlüğü hazırladı ve sanatkritik.com adresi üzerinden okurlarla paylaşmaya başladı. Erdönmez, “Yaşar Kemal romanlarında insanın hikâyesi, parçası olduğu doğanın içerisinde yansıtılır.
Yaşar Kemal yalnızca insanı değil, onu bağrından çıkaran doğayı da anlatır. Üstelik anlatılan doğa bir anlatıcının hayal dünyasındaki doğa olmaktan öte titiz bir bilim insanının gözleminden, tuttuğu notlardan süzülüp gelen doğadır adeta. Dağlar, kayalıklar, ovalar, ağaçlar, çeşit çeşit otlar, çeşit çeşit hayvanlar Yaşar Kemal’in kaleminden çıkıp bir belgesel filmi gibi gözlerinizin önüne serilir. Onları okumaz, izlersiniz sanki” diyerek yazarın doğaya olan bakışını özetliyor. (Milliyet)

Şermin Yaşar’dan ‘Deli Tarla’
Tarihi Hoşça Kal Lokantası’, ‘Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu’ ve ‘Gelirken Ekmek Al’ adlı öykü kitaplarıyla tanınan Şermin Yılmaz yeni öykü kitabı ‘Deli Tarla’ ile okuyucuyla yeni bir buluşma yaşıyor.
Şermin Yaşar on altı kısa öyküden oluşan yeni kitabı ‘Deli Tarla’ ile yeniden okuyucularının karşısında. Okurların klasik öykücülüğümüzün tatlarını bulacağı Şermin Yaşar öyküleri acı ile hüznü, gözyaşı ile tebessümü aynı satırlarda harmanlıyor. Hayatın sıradan görünen ama büyük deneyimler, büyük acılar ve görünmez tebessümler barındıran anlarına odaklanan yazar, siyah-beyaz dönemlerin duyarlılığıyla bezenmiş insan öyküleri sunuyor.
ÇOCUKLAR İÇİN DE YAZIYOR
1982 Berlin doğumlu Şermin Yaşar, Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Yüksek lisansını yine edebiyat alanında yapan yazar reklam ve medya sektöründe metin yazarlığı, reklam yazarlığı, kreatif direktörlük yaptı. Çocuk edebiyatı alanında ‘Çok Hayal Kuran Çocuk’, ‘Oyun Takvimi’, ‘Dedemin Bakkalı’, ‘Dedemin Bakkalı Çırak’, ‘Tilki Masalları’, ‘Cingo’, ‘Kuş Masalları’, ‘Abartma Tozu’, ‘Bizimki’, ‘Oh Ne Âlâ Memleket’ adlı eserler yazan Yaşar, ‘Tarihi Hoşça Kal Lokantası’, ‘Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu’ ve ‘Gelirken Ekmek Al’ adlı öykü kitaplarını kaleme aldı.( Hürriyet Sanat)

Tüm sanatların yoldaşı şiir
İsmail Sertaç Yılmaz’ın şiir kitabı ‘İyi Yetişmiş Bir Hayvan’, kendi deyimiyle ‘doğaya ve hayvana yakın, varoluş ve yok oluşla ilgili’ şiirler. Şiiri bir dil ustalığı diye de görmüyor, dili iyi kullanmak gibi bir derdi de yok, ‘hayalime bakarım’ diyor.
Bazı eleştirmenler çok şiir yazanlara, az da yazsalar şiirini beğenmediklerine, şiiri ‘üretiyor’ derler. Bana da söylendiği için iyi bilirim. Oysa ‘şiirle düşünmek’ kavramı, şiiri yazmaktan okumaya, dinlemekten duymaya, üretmeye şiirle ilgili ne varsa içerir bence, içermeli. Diğer türlüsü sözüm ona yeni bir şey önermek adına kendince eskiye karşı çıkarken, şiire statükocu yaklaşmak olur ki, memlekette statükoya karşı çıktığı görüntüsüyle onun yerini alan yeni statükoculardan geçilmiyor. Şairler için de geçerli. Hürriyet Sanat)

Bir Portre
Fakir Baykurt
Fakir Baykurt 15 Haziran 1929 yılında Burdur’da dünyaya geldi. Köylü bir ailenin çocuğuydu. 1948 yılında Gönen Köy Enstitüsünü bitirdi ve köy öğretmenliği yaptı. 1955 yılında ise Ankara Gazi Enstitüsünden mezun oldu. mezun olduktan sonra öğretmenlik ve ilköğretim müfettişliği yaptı.
Bilinen en önemli eseri Yılanların Öcü ile Bakanlık emrine alındı. ABD İndia Üniversitesi ders araçları konusunda eğitim aldı. Döndükten sonra Türkiye Öğretmenler Sendikasının kurucularından oldu. Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonunda genel başkan olarak görev yaptı.
1969 yılında öğretmen boykotlarında dolayı açığa alındı ve istifa etti. 12 Mart döneminde tutuklandı. Askeri Mahkeme tarafından uzun süre yargılandı ve beraat etti. Beraat ettikten sonra Almanya’ya gitti. Uzun sürede orada yaşadı ve 11 Ekim 1999 yılında burada vefat etti.
Fakir Baykurt edebi yaşamına şiirle başladı. Orhan Veli’nin izinden köy hayatı temalı şiirler yazdı. Şiirden sonra roman ve öykü yazmaya yöneldi.
İlk romanı Çilli ve sonraki tüm eserlerinde anı değil geniş dönemlerinin olaylarını işledi. Türkiye’deki köy hayatını devrimci bir bakış açısı ile yansıttı kitaplarına. Fakir Baykurt köy edebiyatı hareketinin öncülerinden biri oldu. Köy Enstitüsü mezunu olarak bu özelliğine sıkça rastlanmaktadır.
Romanların köy hayatı, köy hayatı sorunları ve bilinci gibi konulara yer alır. Bunun dışında sıklıkla ele aldığı diğer konu Göç’tür.
Fakir Baykurt’un en önemli eseri Yılanların Öcü sinemaya da aktarılmıştır. Bu eserinden sonra kaleme aldığı Irazca’nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı önemli bir üçleme oluşturmuştur. Bu eserinde Atatürk’ün devrimlerinin köylere inemediğini eleştirel bir dille anlatmıştır.
Tırpan ve Kaplumbağalar isimli romanı ise alegorik bir niteliği sahip eseridir. Köy edebiyatı hareketinin öncü isimlerinden biri olarak Türk edebiyatına büyük katkıları olmuştur. (www.kidega.com)

Ne Okusak?
1.Şeytanistan/ Ali Yüce/ Güldikeni Yayıncılık
2.İlk Öğretmen/ Cengiz Aytmatov/Elips Kitap
3.Vurun Kahpeye/ Halide Edip Adıvar/ Özgür Yayınları
4.Karartma Geceleri – Rıfat Ilgaz/ Çınar Yayınevi
5.Yeşil Gece – Reşat Nuri Güntekin/ İnkılap Kitabevi
6.Ölü Ozanlar Derneği – N .H. Kleinbaum/Bilge Kültür Kitap
7.Çalıkuşu – Reşat Nuri Güntekin/ İnkılap Kitabevi
8.Toprak Uyanırsa – Şevket Süreyya Aydemir /Remzi Kitabevi
9.Biz İnsanlar – Peyami Safa
10.Toprak Uyanırsa – Şevket Süreyya Aydemir

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ