Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,88
€ EURO → Alış: 7,78 / Satış: 7,81

Antakya’da Kültür-Sanat

Antakya’da Kültür-Sanat
  • 23.05.2017
  • 1.372 kez okundu

Hazırlayan: (Mehmet Karasu)

Antakya kitaplığı: Çankaya/Falih Rıfkı Atay
“Haber vereyim ki Atatürk ne yaptığını, nasıl yapacağını, kimlere ne yaptıracağını, kimleri nasıl ve nerede kullanacağını bilen pek hesaplı bir adamdı. Yapmış oldukları üzerinde istediğiniz tenkitlerde bulunabilirsiniz. Fakat kendi varmak istediğine ulaşmaktan başka bir şey düşünmeyen, dostluklarının, yakınlıklarının, sözde sırdaşlıklarının üstünde bilhassa “kendi kendine vefalı” bir lider olduğu su götürmez bir gerçektir.
Falih Rıfkı Atay
Kurduğu Cumhuriyet’le adını tarihin şanlı sayfalarına yazdıran, Türk’ün ne olduğunu dünyaya gösteren, olağanüstü şartlarda ortaya çıkmış sıra dışı bir liderdi Atatürk. O işgal edilmemiş yeri, zapt edilmemiş toprağı kalmayan bir milletin küllerinden doğmasına önderlik etti.
Büyük başarılara imza atmış Atatürk hakkında birçok kitap ve makale yazıldı. Atatürk hakkındaki her şey etraflıca tartışıldı., hala tartışılıyor. Bu yazılanların birçoğu ancak Atatürk öldükten sonra yazıldığı için, onu tanıyanların ilk elden verdiği bilginin kıymet-i harbiyesi daha önemlidir.
Falih Rıfkı Altay 1923’den 1938’e kadar Atatürk’ün yanında bulunmuş, onun yaşadıklarını bizzat kendisinden dinlemiş ve hatta birçoğuna şahit olmuş devrin önemli gazetecilerindendir. Çankaya Atatürk’ü doğumundan okul yıllarına, savaştığı cephelerden yaptığı inkılaplarla, tartışma sofralarından insani yönlerine kadar her detayı anektodlara yer vererek anlatan muazzam bir çalışma. Her Türk vatandaşının mutlaka okuması gereken ve Türkiye’nin dönüşümünü anlamanıza yardımcı olan çarpıcı bir eser. (www.idefix.com)

Konuk Yazar: Ekmekçi’ye Selam Olsun!/ Alper Akçam
Hemen herkesin sevdiği, el atmadık konu bırakmamış, hiç kimse için elinden geleni esirgememiş örnek bir gazeteci… İç Anadolu’nun Konya’sından, yüzünün karasında ve yara izlerinde bin gülümseme, bin anlam gizleyen kavruk bir Anadolu çocuğu. Öksüz Yamalığı dediği Köy Enstitülü kardeşleriyle ömrünce dayanışma içinde olmuş bir mücadele insanı.
Aynı zamanda, üniversite, hatta lise yıllarımdan bu yana adı evimizin içinde anılmış, kendi canlı varlığı yaşamımızın bir parçası olmuş bir baba dostu.
12 Eylül darbesi öncesi ne çok gidip gelmiştik Kızılay’daki Cumhuriyet bürosuna, Ekmekçi’ye… Dışkapı SSK Hastanesi’ndeki genel cerrahi ihtisasımı tamamladığımda asistanlığım boyunca verdiğim mücadeleye armağan olsun diye beni Yalova SSK Dispanserine sürmüşlerdi. Dursun Akçam yanına Ekmekçi’yi alarak çıkmıştı dönemin Sosyal Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar’ın yanına… Genç, dinamik, bütün klinik şeflerinin yanında görmek istediği bir genel cerrahın ameliyathanesi olmayan küçük bir dispansere atanmış olması kabul edilecek gibi değildi. Olay basında duyurulacak, dava açılacaktı. Dosya makama istenmiş, hem de bakan talimatıyla dosyaya “Büyük hastanelerde çalışması sakıncalıdır” notu düşülmüş olduğu anlaşılmıştı. Genç asistanın son etkinliklerinden birisi, bakanın adını vererek hastane ilkyardımında özel ve öncelikli işlem isteyen arsız bir kadın nedeniyle görevli asistana ceza verilmesine karşı hastanede altına herkesin imza attığı bir metin yazmak ve Tabip Odası aracılığıyla basına duyurmak olmuştu.
Ekmekçi’nin aracılığıyla olay tatlıya bağlanır ve o genç genel cerrah kısa bir süreliğine atandığı Karabük’te tam 17 yıl kalır.
Baba Dursun Akçam’ı 11 yıl sığınmacı olarak yaşadığı Almanya dönüşünde Esenboğa Havaalanında gözaltına alınmadan önce karşılayanlardan biri de Ekmekçi’dir. Dursun’un hakkındaki 16 “tahdit” kaldırıldıktan sonra da çıktığı her sabah yürüyüşünde evinin kapısını çalarak arkadaşının selamette olup olmadığını kontrol edecektir Ekmekçi…
20 yıl olmuş Ekmekçi’yi sonsuzluğa uğurlayalı. Onu anmak, onun adını unutulmayacaklar arasında ışıtmaya çalışmak boyumuzun borcu olmalı. Bu yıla kadar kişi olarak kendi adıma ve başkanı olduğum Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi olarak Ekmekçi’yi anla toplantılarının düzenleyicilerinden olduk, canı gönülden toplantılara katıldık.
Bu yıl kimin hangi ince düşüncesi sonucu olduğunu bilemediğim bir mekanizma ile anma düzenleyen kuruluşların dışında bırakılmışız. Canları sağ olsun, birilerini ötekileştirerek kendi egosunu tatmin edenlerin, böylesi manevralarla kahramanlık yaptığını sananların, zaten bir avuç kalmış bir cepheyi dağıtanların… Onlar, murada ereceklerini sanırken başkaları kerevete çıkıyor, hâlâ anlayamadılar…
Mustafa Ekmekçi’yi 20. Ölüm yıl dönümünde saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyoruz…

HAFTANIN ŞİİRİ
HAVZA YOLLARINDA MUSTAFA KEMAL/Ceyhun Atuf KANSU
Muhmur dağın başında bir duman, bir duman,
Mustafa Kemal’in başında daha bir duman
Dağ düşünür gündüz gece başından duman gitmez,
Mustafa Kemal düşünür gündüz gece başından duman gitmez,
Dağların başında duman eksik olmaz,
Soy yiğidin başından duman eksik olmaz.
Mahmur dağının dumanlarına baktı da dedi.
Mustafa Kemal, Köroğlu olmak ne güzel şu dağlarda,
Tutmak gece gündüz denizlerin yolunu, yol vermemek,
Üşümek, ateş yakmak, yola düşmek ne güzel,
Bölmek orta yerinden gemilerin getirdiği güneşi,
Bir sana bir bana vermek ne güzel!

Çakal dağının eteğine vardı ki Mustafa Kemal,
Vakit alaca karanlık, dağın eteğinde bir kahve,
Kahvede düze inmiş eşkıyalar, Karadeniz uşakları,
Kaynıyor Erzurum işi semaver, çay demleniyor.
Uyanmış su, gözleri adamların, susuz gözleri sıcak,
Mustafa Kemal baktı, tanıdı, hepsi halk.
Oturdular, hep beraber çay içtiler,
Ordan burdan, dereden tepeden konuştular,
Sabah güneşi gelip bağdaş kurdu bir yana,
Yarı karanlıktı yüzleri birden aydınlandılar,
Acı çekmiş, susamış, dağ çizgileri sert
Mustafa Kemal’in gözlerinde tek tek ışıdılar.
Çıktı kavak yaylasına “oh!” dedi, Mustafa Kemal,
Ölmez be, insan bu vatanı sevince,
Halk kokusudur, güller çimenlerden gelir,
Ovaları sürenler aşağıda, ormanlarda bıçkı sesleri,
Dağılmış Mahmur dağının dumanları
Çekip cümle türküleri bir dere ışıltısıyla akar.
Havza’ya vardım ki, kulağımızı koyalım bir,
Bağımsız yaşamak diyelim bir, dinle ne ses verir?
Havza pazarına inmiş allı morlu köylüler,
Çıkarlar ormanlardan gizli gizli çağıralım, bir,
Gelirler toplanırlar ateşimize, onlar için yaktık,
Özgür yüreklerin soluğunu üflesinler bir.
Sevelim dedi, Mustafa Kemal, sevelim bir,
Selâm verelim bir, selâm alalım bir,
Halk olmak ne güzel şeydir arkadaşlar,
Şu sabah çayını içelim bir, kardeşçe sıcak.
Yüzümüzü yunalım şu dereden bir,
Sonra kursunlar darağacını kavgamıza,
Asarlarsa assınlar bizi düşlerimizden!

KISA SANAT HABERLERİ
Rıfat Ilgaz’ın yazıları kitap haline getirilecek
Rıfat Ilgaz’ın oğlu Aydın Ilgaz, babasının eski yazılarını bir araya getirerek yeni kitaplar yayımlamayı düşündüklerini duyurdu.
Usta yazar Rıfat Ilgaz’ın oğlu Aydın Ilgaz, onur konuğu olarak katıldığı 1. Kastamonu Kitap Günleri’nde, yayınevi sahibi olması dolayısıyla yoğun şekilde fuarları dolaştıklarını söyledi. Bu yıl arşivleri tekrar ele almayı düşündüğünü belirten Ilgaz, babasının çok sayıda yazısı bulunduğuna dikkati çekti. Eski yazılarından yeni kitaplar çıkabileceğine işaret eden Ilgaz, şöyle devam etti:
“Babamın çeşitli dergilerde çıkan yazıları var. Sadece bunlarda 5-10 kitaplık malzeme olduğunu düşünüyorum. Bunları toplayacağım. Babam, 12 Eylül döneminde bazı yazılarını ‘dönemin hukuki şartlarına uymayabilir, kişilerin yanlış yorumlarına sebep olur’ diye basılan kitaplarına koymamıştı. Şimdi o eserlerin çoğu arşiv olarak elimde var. Onları toplayıp yayınlayacağım. Bunlar arasında 1950 öncesi yazılmış yazılar da var, bugüne kadar hiçbir yerde çıkmamış yazıları da. Daha önce çıkmış olanları ise yeni kuşak bilmiyor.”
Babasının bir şiirini de tesadüfen arşivde bulduğunu dile getiren Ilgaz, “Son Şiirim isimli bir şiiri var. ‘Elim birine değsin/ Isıtayım üşüdüyse/ Boşa gitmesin son sıcaklığım’ şeklinde üç dizeden oluşuyor. Ölümünden sonra arşivleri karıştırırken bulduğum bir dize. Bunun gibi birçok eserin daha olduğuna inanıyorum. Çoğu eski Türkçe olduğu için daha çözemediğim arşivleri var” ifadesini kullandı.
ESERLERİNDEN YENİ FİLMLER ÇEKİLMESİNİ İSTİYOR
Aydın Ilgaz, ikinci projesinin Rıfat Ilgaz’ın eserlerinden yeni filmler çekilmesi olduğunu anlatarak, bu konuda talep geldiğini dile getirdi. Son dönemdeki gelişmeler nedeniyle bu ilginin biraz azaldığını belirten Ilgaz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Umarım gelecekte Türkiye’nin şartları değişir de babamın eserleri film haline gelir. Özellikle ‘Pijamalılar’ isimli mizahi romanın büyük ilgi göreceğine inanıyorum. Pijamalılar, Hababam Sınıfı’nın bir çeşididir. Babam, Hababam Sınıfı’ndan daha çok severdi. Uzun süre kaldığı hastanenin acı mizahına yer vermişti bu kitabında. Bunun filminin de çok ilgi göreceğini düşünüyorum. Çünkü kitabı çok satıyor.”

Kültür mozaiği Hatay ilk kitap fuarı’na ev sahipliği yaptı
Farklı kültürlerden bir buçuk milyonu aşkın yurttaşın yaşadığı Hatay’ımızda ilk kez düzenlenen kitap fuarını katılımcılar ve okurlar yoğun ilgi gösterdi.
Hatay Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı ve Eylül Fuarcılık iş birliği ile düzenlenen Hatay Kitap Fuarı 12-21 Mayıs tarihleri arasında kitapseverle buluştu. İlk defa yapılan kitap fuarına katılımın, bir buçuk milyonu aşkın şehrin nüfusuna göre oldukça iyi olduğu gözlendi. Genel yoğunluğu ise okullar aracılığı ile gelen ilköğretim ve lise öğrencileri oluşturuyor. Fuarda çok sayıda yayınevi stant kurdu. Durumdan memnun olanlar var iken katılımın az olmasından dolayı memnun olmayanlar da vardı. Genel katılımın okullardan gelen çocuklardan olduğu aktarıldı. Fakat genel olarak katılımcılar ve okurların sıkıntısı büyük bir çadırın içinde olan fuarda havalandırma ve klima olmadığından Akdeniz’in sıcak havası katılımcılara zor anlar yaşatıyor. Yayınevleri, pazar gününe kadar sürecek olan fuara tüm Hataylıların katılması için çağrı yapıyor.

Yaşar Kemal zirvede anıldı
Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal, çocukluk ve gençlik yıllarının büyük bölümünü geçirdiği, romanlarında adı geçen Ağca Dağı’nın zirvesinde, ünlü romanı “İnce Memed” okunarak anıldı.
Adana Tabip Odası (ATO) yönetici ve üyeleri ile Prodoss Gezi Grubu’ndan 30 kişilik bir grup, Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde bulunan Ağca Dağı’nın zirvesine toplu tırmanış yaptı. Grup zirveye vardıktan sonra konuşan profesyonel dağcı ve ATO Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Selahattin Menteş, “Çukurova topraklarının yetiştirdiği ve dünyanın en büyük yazarlarından olan Yaşar Kemal’i, ‘İnce Memed’ romanında adı geçen bu coğrafyada anmaktan çok mutluyuz” dedi. Anma töreni romandan bir bölümün okunmasıyla son buldu. Menteş, Yaşar Kemal’i her yıl çeşitli etkinliklerle anmaya devam edeceklerini, bir sonraki etkinliklerini yazarın doğum yeri olan Hemite köyünde yapacaklarını belirtti.

Zülfü Livaneli, Selanik’te okurlarıyla buluştu
Eserleri 40 yabancı dile çevrilen Livaneli, Selanik Kitap Fuarı’na katıldı
Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından biri olan Zülfü Livaneli, 12-13 Mayıs tarihlerinde düzenlenen Selanik Kitap Fuarı’na konuşmacı olarak katıldı.
Eserleri 40 yabancı dile çevrilen Livaneli, yoğun ilgi ile takip edilen söyleşisinin ardından okurları için kitaplarını imzaladı.
Patakis Yayınevi tarafından altı kitabı çevrilen Livaneli, Yunanca’da çıkan yeni kitabı Konstantiniye Oteli ve Akdeniz edebiyatı üzerine iki uluslararası panelde konuşmacı oldu.

Adil Okay’la söyleşi
Hatay’ımızın büyük değeri, fotoğraf sanatçısı, şair, yazar Adil Okay, 20 Mayıs 2017 Cumartesi günü saat 16.00’da Hatay Tabip Odası ile TYS Antakya Temsilciliği’nin konuğu olarak yeni romanı Arkası Yarın’ı tanıttı.
Etkinliği çok sayıda sanatsever ilgiyle izledi.
Söyleşinin moderatörlüğünü eğitimci Zeynep Yalçın yaptı.
Zeynep Hanımın toplantıyla ilgili paylaşımı şöyle:
“Adil Okay’ın yeni anlatı-romanı “Arkası Yarın” ile ilgili söyleşiden güzel anılarla ayrıldık.
‘Adam’ ve ‘Kadın’ diyerek ikili ilişkileri, çok katmanlı eserleri, alt-üst modernizimle ucubeye dönmüş kültürü, ruh göçebeliğini ve özgürlükle takas edilmiş güvenliği tartıştık.
Güzellikler bitmesin hep arkası yarın olsun diyerek keyifli söyleşide bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlara teşekkürlerimizle..”

GENÇ ŞİİR
Çiçekli Yüzler/Ceren Korkmaz (Necmi Asfuroğlu A. L.)

kuşlar nereye uçuyor
artık memnun değiller mi burdan
biliyorum gökyüzü eskisi gibi değil
sanırım küstün bulutlara
artık parçalı bulutlu hayatlar
seni güneş sanıyorum
çünkü biliyorum gülüşün
günümü aydınlatıyor
oysa sen şiire başlayınca yağmur yağıyor
kediler ıslanmayı sevmez
ama senin yağmurun beni mutlu ediyor
istediğimiz gibi olamıyoruz
insanlar bizi istedikleri gibi yapıyor
yüzün bir sevda tohumu demiştim sana
yağmurda yüzün çiçek açıyor

TÜRKAN TÜMER’DEN ANTAKYA’DA BİR RESİM GALERİSİ
Türkan Tümer, Samandağ doğumlu, yaşamını Antakya’da sürdüren, 3 çocuk annesi bir sanat kadını. Geçtiğimiz günlerde Kurtuluş Caddesinde sessiz, sedasız, galerisini faaliyete geçirdi.
Türkan Tümer, öykü ve denemeler yazarak sanata ilk adımını atmış. Küçüklüğünden beri okumaya karşı ilgi duymuş. “Arada bir kaybolduğumda, beni kütüphanede bulurlardı.” diyor. Yazı denemeleri yerel dergilerde yayımlanmış.
Türkan Tümer çocukluk yıllarından bu yana resimle de ilgilenmiş. Profesyonel resim çalışmalarına bir yıl önce karakalem çalışmaları ile başlamış. Arada yağlı boya da çalışıyor.
İlk sergisini Nisan ayında kutladığımız Turizm Haftası nedeniyle Saray Caddesi’nde açmış. 23 Mayısta çalışmalarını Halk Eğitim Merkezi’nde sergileyecek. 9 Mayıs 2017 tarihinde Defne Gençlik Kültür Merkezi’nde bir sergi daha açıyor.
Türkan Tümer Suriye asıllı Selahattin Wişo ile Ressam Yusuf Altunay’dan destek almış
Türkan Tümer, yaşamı, insanları ve doğayı seven bir insan. Çizimleriyle, insanlara sevgiyi iletmeye çalışıyor.
Ben de diyorum ki, resim, insanlar arasında büyük bir iletişim öğesidir. Sayın Tümer’e başarılar diliyorum.

Etiketler: / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ