header-reklam
İlle de Başkanlık…

[email protected]




Sınırlarımızın ötesi bir alev topuna dönmüş durumda. Yangın her tarafı hızla sarıyor. Bu yangından ülkemizin zarar görmemesi için el birliği ile çaba sarf etmemiz, tehlikenin farkına vararak inandırıcı ve olumlu adımlar atmamız gerekir iken, ne yazık ki bu husus yeterince yerine getirilemiyor.

Ülkemiz dışındaki hızla genişleyen bu yangının ülkemize de sirayet etmemesi için gerekenin yapılması zorunluluğu gün gibi aşikârdır.

İçeride zaten yeterince başımız dertte. Terör örgütlerinin eylemleri giderek boyutunu arttırmakta ve şehit haberleri birbirini izlemektedir.

Bu nedenle biz ülke genelinde huzur ve sükûnu sağlayabilmek, ülkenin birlik ve bütünlüğünü koruyabilmek için bir anlayış ve dayanışma birliği içinde hareket etme zorunluluğunda olduğumuzun bilincine erişmemiz ve bu yolda da sağlam adımlar atmamız gerekir iken ne yazık ki bunlarda yeterince yapılamıyor.

Ne yapılıyor?.

“Yapılan ülkede bir rejim değişikliği yoluna gidebilmek için anayasa değişikliğini sağlayabilecek yol ve yöntemleri aramak ve bulmak oluyor.”

Uzun yıllardır ülkemiz “parlamenter” bir sistemle yönetiliyor. İnandırıcı hiçbir neden ve gerekçe olmadığı halde, bu kez tek kişi ile ülkeyi yönetebilmek için “Başkanlık” rejimine geçmenin yol ve yöntemleri uygulamaya konulmak isteniyor.

Son yıllarda anayasa bir yana bırakılmak suretiyle başkanlık rejimine doğru hızlı bir geçiş süreci yaşandığı herkesin malumudur. Buna dur demenin yolları aranacağına bu fiili durumu yasal hale dönüştürebilmenin yolları aranıyor.

Bunun içinde AKP’nin bir desteğe ihtiyacı bulunmaktadır.

Her zaman olduğu gibi bu kez de MHP bu konuda AKP’ye destek olacağını, genel başkanları Bahçeli aracılığı ile geçtiğimiz hafta resmen açıklamıştır. Tıpkı; 7 Haziran seçimleri sonrasında seçmenin ülkenin koalisyonla yönetilmesi yolundaki isteğine rağmen AKP’nin tek başına iktidar olabilmesi yolunu açan uygulamaları gibi…

Eğer ülkemiz bugünlerde sıkıntılar yaşıyor, anayasa bir yana itilerek fiili başkanlık dönemi yaşanması yoluna girilmiş görünüyorsa, bilinmelidir ki bunun mimarı MHP ve Genel başkanı olan Devlet Bahçeli’dir.

7 Haziran seçimleri sonrası Bahçeli’nin akıl almaz tutumu nedeniyle önce meclis başkanlığı, daha sonrada tek başına iktidar olma yolu nasıl AKP’ye açıldı ise, bu kez de yine “MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli’nin akıl almaz tutumu” sonucu ülke adım adım bir rejim değişikliğine sürüklenmek istenmektedir.

Bir yandan Suriye’deki iç savaş ve bu iç savaşa ülkemizin ÖSO’yu desteklemek amacıyla yaptığı fiili katkı, öte yandan Irak’taki IŞİD’e karşı Musul operasyonu nedenleriyle ülkemiz çok kritik günler yaşamaktadır. Dikkat edelim; Türkiye Musul operasyonunda şuana kadar devre dışı bırakılmıştır.

Herkesin tüm dikkatini bu dış olaylara çevirmesi ve yangının ülkemize sirayet etmesinin önlenmesi yolunda birlik ve beraberlik içinde olması gerekir iken, siyasi iktidar, MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli’nin de desteği ile “Başkanlıkta Başkanlık” diye tutturup duruyor.

İnsaf ki ne insaf.?...

Bölgemiz bir alev topuna dönmüş durumda. Yangının her an ülkemizi etkilemesi söz konusu. Kısa süre önce Türkiye bir darbe girişimini def etmiştir. Terör giderek kirli yüzünü daha belirgin bir şekilde göstermeye, eylemlerini arttırmaya çaba sarf etmektedir. Yani özetlemeye çalışırsak: “Türkiye’miz çok kritik günler yaşamaktadır.”

Böylesi bir ortamda, başta ülkeyi yönetenler olmak, ülke geleceğinden sorumlu herkesin birlik ve beraberliğimizi sağlayabilmek, ülkemizin üzerinde oluşan kara bulutları savuşturabilmek, kritik günleri kazasız – belasız atlatılması suretiyle ülkeyi esenliğe çıkartabilmek için çaba sarf etmesi, bundan başka bir şey düşünmemesi gerekir iken, ne yazık ki bu yapılmıyor, aksine bu kritik ve sıkışık ortamdan yararlanılmak suretiyle bazı beklentiler yaşama geçirilmek isteniyor.

Görünen o ki, AKP eğer mecliste 330 sayısını aşacak bir çoğunluğu sağlayabileceğine inandığı an, başkanlık yolunu açacak anayasa değişikliği teklifini meclise getirecek. Devlet Bahçeli’nin tutumu böyle devam ettiği sürece de bu sayıya ulaşması mümkün olabilecek.

MHP destekli AKP amacına ulaşabilir. Anayasa değişikliği meclise gelebilir. Bu değişiklik referanduma götürülebilir, referandumdan da evet oyu çıkabilir.

Ancak sonuç ne olursa olsun. Ülkenin bugün içinde bulunduğu ortama, yaşanan zor günlere rağmen rejim değişikliği yoluna gitmeye kalkışmak ve böylece siyaset sahnesinde tartışmalı bir yola girmek hiçte doğru ve sağlıklı bir yol ve yöntem değildir.

Yaşadığımız bu olaylar elbette tarih sayfalarında yerini alacaktır. Ancak böylesine zor günlerin yaşandığı bir ortamda, kişisel beklenti ve hesapların öne çıkmasına neden olanlar herhalde hayırla anılmayacaktır.

Ülkemiz zor günler geçiriyor. Böylesi bir ortam içerisinde karşılıklı çatışma ve çekişme yerine, birlik ve beraberlik anlayışıyla hareket etmek suretiyle, tehlikeyi en zararla atlatma yolu seçilmeli, başkanlık sevdasından da şuan için vazgeçilmeli diyerek, hatırlatma görevimizi yerine getirmek istiyoruz….