header-reklam
Cumhuriyet Demek…

[email protected]




Yarın, kulluktan vatandaş olma, ümmetlikten ulus olma bilincine erişebilmenin temel taşlarını oluşturan “Cumhuriyetin” ilanın 93. yıl dönümünü büyük bir gurur, mutluluk ve coşku ile kutlayacağız.

Bize bu büyük bayramı kazandıran Mustafa Kemal Atatürk eve dava arkadaşları, “kul ve ümmet” olmanın ne demek olduğunu, böylesi bir anlayışın egemen olduğu ülkeleri hangi akıbetlerin beklediğini, çağdaş ülkeler içerisinde yerinin ve itibarının olamayacağını bizzat gördükleri, yaşadıkları ve anladıkları içinde Osmanlı devletinin külleri arasından çıkarttıkları yeni devletin bir Cumhuriyet olmasını kendilerine ilke edinmişler ve ilk adım olarakta Cumhuriyetin ilanını sağlamak suretiyle yeni Türk devletinin çağdaş ülkeler arasında etkin ve saygın bir yer edinmesine olanak sağlamışlardı.

Bu nedenledir ki, 29 Ekim 1923, Genç Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş ülkeleri arasında yer alabilmesini ve egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğu ilkesinin tüm kurum ve kuralları ile birlikte uygulanabilmesini sağlayacak olan bir “Resmi tapu senedidir”

Cumhuriyet demek; eşitlik, insan haklarına saygı, din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmaksızın tüm bireylerin yurttaş olma hak ve yetkisini kazanması, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesinin ödünsüz uygulanması, bir devletin var oluşunda olmazsa olmazları arasında bulunması gereken laiklik ilkesinin hiçbir şekilde sulandırılmasına izin verilmeyecek şekilde ayakta tutulması, ülkenin birlik ve beraberliğinin sağlanıp korunabilmesi için gereken her türlü altyapının hazırlanması ve bu doğrultuda temellerin atılması, hiçbir şekil ve koşulda belli bir grubun veya belli bir kişinin toplumu hâkimiyeti altına alamaması, ulus adına kararları verecek, uygulayacak ve denetleyecek organların birbirinden bağımsız olarak oluşturulması ve sonuç itibariyle de Cumhuriyetle birlikte özgürlükçü, çoğulcu, eksiksiz demokrasinin yaşama geçirilmesini sağlayacak olan adımların atılması için gereken ortamın yaratılması ve bu ortamın herhangi bir şekilde yozlaşmasına izin verilmemesi demektir.

İşte bundan 93 yıl önce Cumhuriyet ilan edilmekle, bizim bu olanaklara sahip olabilmemizin yolları açılmış, temelleri atılmış ve bu doğrultuda gereken sağlam adımlar atılmış idi.

Aradan 93 yıl geçti. Elbette ki bu süreç içerisinde Cumhuriyetinin daha da güçlenmesi, Cumhuriyetle birlikte yaşama geçirilmesi gereken tüm kurum ve kuralların dahada sağlam esaslara bağlanması gerekir idi. Ancak ne yazık ki; zaman zaman Cumhuriyetin temel ilkelerinin altının oyulması, sulandırılması, çağdaş, demokratik, yüzü aydınlığa dönük olan Cumhuriyet yerine, yüzü çağdışılığa ve karanlığa dönük bir Cumhuriyet yaratabilme sevdalılarının ortaya çıkmaya çalıştığını üzüntü ile görmekte ve izlemekteyiz.

“Bilinmelidir ki Cumhuriyet çağdaşlıktır. Cumhuriyet laikliktir. Cumhuriyet özgürlüktür. Cumhuriyet fazilettir. Cumhuriyet eşitliktir. Cumhuriyet ayrımcılığa karşı olmaktır. Cumhuriyet birlik ve berberlik içinde huzurlu bir yaşama kavuşabilmektir. Cumhuriyet insanca yaşayabilmek, insanca yaşayabilmenin tüm koşullarını elde edebilmektir.”

Bu ilkeler Atatürk ve dava arkadaşlarının önderliğinde kurulan Genç Türkiye Cumhuriyetinin olmazsa olmazlarını oluşturan temel ilkelerdir.

“Bunun içindir ki Cumhuriyet numaralandırılamaz. Yani birinci Cumhuriyet ikinci Cumhuriyet, üçüncü cumhuriyet diye bir ayrıma tabi tutulamaz. Cumhuriyet tektir ve oda 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilmiş bulunan “Cumhuriyettir.”

Bu büyük bayramımızın 93. yıl dönümünü idrak ettiğimiz günde, Cumhuriyetin büyüklüğünü, niteliğini, faziletini bir kez daha anımsamak ve ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarının işaret buyurdukları ilkelerden asla vazgeçmemek suretiyle, egemenliğin kayıtsız şartsız ulusta olduğu ilkesini gerçek anlamda gerçekleştirecek olan bu büyük bayrama ulusça sahip çıkmak gerekliliğini bir kez daha bu mutlu günde hatırlamak, hepimiz için bir vatandaşlık ve yurttaşlık borcudur.

Bu anlayışın egemen olması ve hiçbir şekilde sulandırılmaması beklentisi ile nice 29 Ekimlere diyoruz….