header-reklam
İsterim de isterim…..

[email protected]



Ailelerinden bir şey isteyipte elde edemeyen çocuklar, ayaklarını yerlere vura vura ağlarlar ve “isterim de isterim diye” duygu sömürüsünde bulunmak suretiyle amaçlarına ulaşabilme yolunu denerler.

Eğer ebeveynler çocuklarına karşı büyük bir zaaf içinde iseler, onların ağlamalarına, gözyaşlarına dayanamazlarsa, çocuğun daha önce reddettikleri isteklerini zorunlu olarak yerini getirme ile karşı karşıya kalırlar. Çocuk bunu görüp, algıladıktan sonrada, her zaman istekleri karşılanmadığında aynı yolu dener, ağlamaya başlar, ayaklarını yere vurarak, isterim de isterim der ve böylece amacına ulaşır.

Bildiğimiz ve psikologların da anlattıkları üzere bu yol ,çocuğun ileriki zaman diliminde hayata atıldığı süreç içerisinde, frenlenemeyen isteklerle karşı karşıya kalmasına ve bu istekleri yerine getirilmediği takdirde de mutsuzluğa, karamsarlığa, zaman içinde de psikolojik çöküntüye düşmesine neden olur.

Bu nedenledir ki; ebeveynlerin çocuklarının yersiz ve zararlı isteklerini onların ağlamalarına, gözyaşlarına dayanamayarak yerine getirmelerinin çocuğun geleceği açısından yararlı değil, zararlı olacağı konunun uzmanları tarafından dile getirilmekte , böylesi davranış içinde olan aileler uyarılmaktadır.

Günümüzde siyaset sahnesinde yaşadığımız bazı olaylarda bize bu hususların hatırlatılmasına vesile olmuştur.

Son yıllarda zaman zaman ülke gündemine düşen anayasa değişikliği çerçevesinde başkanlık sisteminin gerçekleşmesi yolundaki istekler ve bu isteklerin ilerde yaşama geçirilmesi yolundaki ısrarlar gözler önündedir.

Bu konuda ısrarcı olanlar, ortamın müsait olmadığını, yani başkanlık sistemini gerçekleştiremeyeceğini anladıkları an bu taleplerinden vazgeçer bir görünüm sergilemektedirler.

Ancak devran dönüp ortam değiştiğinde, isteklerinin yerine getirilebileceği kanısına vardıklarında, yine “Başkanlık” sisteminin ve yaşama geçirilmesi yolu denenmeye kalkışılmakta, bu konuda “ isterim de isterim” tarzında bir anlayışın sergilenmesi yoluna gidilmektedir.

Siyasi partilerden verilen desteğe veya karşı çıkmaya göre de bu yoldaki ısrar sürdürülme veya atiye bırakılma yoluna gidilmektedir.

Başkanlık sistemi için bu ısrarlı arayış sürerken, bazı siyasiler “ idam cezasının” yeniden yaşama geçirilmesi yolunda isteklerini ortaya atmakta ve bunun yaşama geçirilmesi yolunda zaman ve zemin kollamaktadırlar.

Tıpkı istekleri yerine getirilmeyen çocuğun ağlayarak ayaklarını yere vurup isterim de isterim demesi gibi, siyasilerde bu istek ve beklentilerini benzer bir yöntemle yaşama geçirebilmek için çaba sarf etmekte, o doğrultuda uygun bir ortamın belirlenmesini beklemektedirler.

Parlamenter sistem yerine başkanlık sistemin getirilmesinin ülkemize yarar değil zarar vereceği, tek partinin ve tek görüşün ülkede egemen olmasının yolunu açacağı, konunun uzmanları tarafından dile getirilmekte ve uyarılarda bulunulmaktadır.

Son zamanlarda buna ek olarakta idam cezasının yeniden yasalarımıza monte edilmesi istekleri gündeme oturtulmuştur.

Biz kendimizi çağdaş dünyanın bir mensubu olarak görmek ve göstermek istiyoruz. Yıllar yılı Avrupa birliği kapısında bekletiliyoruz. Bu bekletilişi de tereddütsüz içimize sindiriyoruz.

Çağdaş ülkelerde ve özellikle Avrupa birliği müktesebatında, idam cezasının yeri yoktur. Bu nedenledir ki yasalarımızda var olan idam cezası şimdi bu cezasının yeniden yasalarımıza konulmasını isteyen partilerden biri olan MHP’nin de oluru ile kaldırılmış idi.

Daha dün bu cezanın yasalarımızdan kaldırılmasını isteyen parti, bugün yeniden konulması için aşırı bir istekte bulunmakta ve adeta ısrarcı olmaktadır.

Öyle ki son günlerdeki konuşmalara baktığımızda, idam cezasının yeniden yasalarımıza girmesi için “isterimde isterim” yolundaki söylemlerin giderek arttığını görmekteyiz.

Bir taraftan çağdaş ülkeler safında yer almak çabası, öte yandan bunu çağın gerisine gitme yolunu açabilecek anlayış.

İsterim de isterim demekle bir yere varılmaz. Hiçbir yönetim modelinde ceza yasalarının geriye doğru yürüdüğü ve uygulandığı görülmemiştir. Bir an için idam cezasının yeniden yaşama geçirildiğini kabul etsek bile, bu ceza geriye doğru yürümeyeceğine ve uygulanamayacağına göre, buna rağmen neyin amaçlandığı ve ne elde edilebileceği merak konusudur.

Tıpkı ailesinden bir şey isteyip elde edemeyen çocuğun ağlayarak “isterim de isterim ” demesinden öteye bir sonucun söz konusu olamayacağının bilinmesine rağmen, son günlerdeki “başkanlık ve idam cezaları yolundaki istekleri ve beklentileri” anlamak mümkün değildir. Bunun böylece bilinmesini ülke geleceği açısından hatırlatmakta yarar görüyoruz…