header-reklam
Artan bir özlemle, Arıyor ve Anıyoruz…

[email protected]




Dün; Bugünlere gelebilişimizin, ülkemiz üzerindeki havayı özgürce teneffüs edebilişimizin, emperyalist güçlerin beklentilerinin kursaklarında bırakılışının mimarı olan ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 78. yıl dönümü idi. Saat dokuzu beş geçe tüm yurtta da hayat durdu. Saygı duruşu yapıldı. Gözler yaşla doldu.

O’nu dün, milyonlar Anıt kabre, kendisini anmak için düzenlenen toplantı yerlerine, sokaklara, caddelere, meydanlara akın ederek andılar ve O’nun büyüklüğünü, değerini, bizlere kazandırdıklarını bir kez daha hatırladılar ve hatırlattılar.

Aramızdan vakitsiz ayrılışı sadece bizleri değil O’na umut bağlayan, O’nun ilke ve devrimleri ışığında özgürlük mücadelesi veren tüm ülkeleri de büyük bir yasa gark etmiş idi.

Atatürk, hasta adam denilen, emperyalist devletlerin taksim ederek yutmak için hazırlık yaptıkları Osmanlı devletinin külleri arasından, yeni ve çağdaş bir genç Türkiye Cumhuriyetinin var oluşunu sağlamıştır.

Atatürk ilke ve devrimleri, genç Türkiye Cumhuriyetinin temelindeki harcı oluşturduğu gibi, bizi örnek alan diğer ülkeler içinde birer can simidi olmuştur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Genç Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna öncülük ederken, mucizeler yaratacak şekilde devrimler gerçekleştirirken ülkenin ne durumda olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir.

Kurtuluş mücadelesi başlatıldığında, bireyler kul, toplum ise ümmet olarak tanımlanmakta ve buna göre yönetilmekte idi.

Atatürk’ün attığı çağdaşlık adımı ile kulluktan vatandaşlığa, ümmetlikten ise ulus devlet olma anlayışına geçilmiştir. Böylece bireylerin insan olma hak ve yetkileri tanınmış, kadın- erkek eşitliği sağlanmış, çağdaşım diyen birçok batılı ülkede o tarihlerde var olmayan kadına seçme ve seçilme hakkı verilmiş idi. O devrimler sayesinde parlamenter sistem güçlü bir şekilde var olmuş, hukuk devleti ilkeleri ise anayasamız ile yasalarımızda yerini almıştır.

Kim derdi ki; Bireylerin kul, toplumun ise ümmet olarak kabul edildiği, mecellenin tüm kuralları ile uygulandığı bir toplumdan, çağdaş yasaların uygulandığı, insanların dil, din, ırk, renk ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin eşit haklara sahip olduğu, ulus devlet anlayışı ile toplumun millet olarak kenetlendiği bir ülke yaratılabilsin?.

İşte Atatürk bu mucizeyi gerçekleştirdi.

O’nun ilke ve devrimleri, Gençliğe seslenişindeki öğütleri ve öngörüleri dün olduğu gibi bugünde, yarında bizler için her sıkıntıya düştüğümüzde tutunacak bir dal, karanlıktan aydınlığa çıkış yolu olmaktadır.

Atatürk’ün söylediği sözler, O’nun tüm öngörüleri, aradan 78 yıl geçmiş olmasına rağmen bütün canlılığı ile geçerliliğini korumakta ve yol gösterici olmaktadır.

Sadece bizim için mi?.

Sadece bizim için değil. O’nun ortaya koyduğu ilkelerinden, öngörülerinden, uyarılarından yararlanan birçok devletin zaman içerisinde gereken dersleri aldığı da bilinen bir gerçektir.

Ne yazık ki, böylesi büyük bir insanın yaptıklarını hazmedemeyenlerin, içlerine sindiremeyenlerin aramızda var olduğunu, zaman içerisinde seslerini de yükseltebilme cesaretini gösterdiklerini üzüntü ile izlemekteyiz.

Ama tüm bu olumsuzluklara, aykırı sesler çıkartılmak istenmesine rağmen, ezici bir çoğunluğun, O’na ve ilkelerine gönülden bağlı olduğunu görüyor, biliyor ve anlıyoruz. Bu nedenle O’nu her zamankinden daha çok artan bir özlemle arıyor ve anıyoruz.

Aramızdan ayrılışının 78. yılında ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle anarken, Atatürk gençliğinin, O’nun ilke ve devrimlerini, Gençliğe seslenişindeki öğütlerini, uyarılarını, önerilerini sonsuza dek koruyacağına ve gözü gibi sakınacağına inanıyoruz. Ve bu nedenle de bir kez daha “rahat uyu Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, nur içinde yat” diyoruz…