header-reklam
Ders Çıkartılmalı….

[email protected]




Geçtiğimiz hafta Türkiye’yi ayağa kaldıran, başta kadın kuruluşları olmak üzere çağdaş düşünceye sahip tüm bireylerin tepkiyle karşıladıkları önerge komisyona havale edilmek ve komisyondaki görüşmeler sırasında da geri çekilmek suretiyle şimdilik rafa kaldırılmış oldu.

Hatırlanacağı üzere, cinsel istismar suçundan haklarında kovuşturma olan yada hüküm giyen sanıklar ile bunların yardımcılarına, bu suçun mağduru olan kız çocukları ile evlenilmesi koşulu ile şartlı bir af getirilmesi yolunda torba yasanın görüşülmesi sırasında meclise bir önerge verilmiş idi.

CHP’li milletvekillerinin uyanık davranması ve çabaları sonucu bu gece yarısı verilen önergenin görüşülmesi bu hafta başına, Salı gününe zorunlu olarak kalmış idi.

İşte bu zorunlu erteleme sonucu Türkiye ayağa kalktı.

Hemen herkes inandırıcı, makul, makbul ve aksine bir görüşün bildirilmesine imkan bırakmayacak gerekçelerle teklifin oluşturacağı tehlikelere ve yanlışlara dikkat çekti.

Ama ne denilse denilsin, ne yapılırsa yapılsın önergeyi verenler ısrarcı oldular ve önergelerini geri çekmediler.

Başbakan özetle: “Bu kanayan bir yaradır, bunun çözülmesi lazım, bunu görmezden gelemeyiz, bize yakışan böyle bir sorun varsa bunu çözmektir” anlamına gelen cümleler kullanmak suretiyle önergenin savunucusu konumunda olduğunu ekranların karşısında tekrar tekrar açıkladı.

Adalet Bakanı da aynı şekilde önergeyi savunarak özetle: “Düzenlemenin amacı tecavüzcüyü cezadan kurtarmak değildir. Amaç dışarıdaki kadının içerdeki kocanın ve evlilikten olan çocukların mağduriyetini gidermektir…” demek suretiyle teklifin arkasında olduğunu ve desteklediklerini tekrar tekrar söylediler, açıkladılar.

Önergeyi verenler ise bu önergeyi hiçbir suretle geri almayacaklarını medyaya yaptıkları açıklamalarla dile getirdiler.

Bunlar Salı günü TBMM genel kurulu toplanıncaya kadar olan gelişmeler idi.

Ama bu arada bir açıklama gündeme düştü: Cumhurbaşkanı Erdoğan konu ile ilgili görüşünü şu cümle ile açıkladı: “ Eleştirilere kulak verilmeli, mutabakat olmalı…”

İşte ne oldu ise bu açıklamadan sonra oldu, önergeyi savunanlar derhal çark etti ve olaylar önergeye karşı olanların istediği doğrultuda hızla gelişti.

Önergeyi verenler önergelerini geri çektiler.

Önergenin kabulünde ısrarcı olan ve önergeyi savunan Adalet Bakanı bu kez önergenin geri çekilmesi konusunda görüş bildirmeye başladı.

Sonunda önerge geri çekildi. Teklif böylece yasalaşma imkânından mahrum kaldı.

Elbette ki bu sonuç sevindiricidir.

Zira Türkiye yıllardır “Çocuk gelinler” faciasını yaşamakta ve bu kanayan yaraya çözüm bulunması, çocuk yaştaki kızların cinsel tecavüze uğramasının önüne geçilmesi, çocuk yaştakilerin ailelerinin de göz yumması sonucu medeni nikâhsız evlendirilme zorunda bırakılmasının önüne geçilmesi için toplum uyarılmak istenmekte ve bu doğrultuda çabalar sarf edilmekte idi. Özellikle başta kadın kuruluşları olmak üzere tüm çağdaş görüş sahipleri bu sorunun çözümü için aralıksız büyük bir mücadele veriyorlardı.

Tüm bunlara rağmen meclise bir gece yarısı hareketi ile bir önerge verilmek suretiyle cinsel istismar suçlarının af edilmesinin yolunu açacak bir teklif sunuldu ve savunuldu.

Ne zamana kadar?...

Taki Cumhurbaşkanının: “Eleştirilere kulak verilmeli, mutabakat olmalı” demesine kadar.

“Tek kişinin karşı çıkması sonucu AKP’nin anında geri adım atması suretiyle önergenin de geri çekilmesi sağlandı”.

“İşte bu örnek dahi tek kişinin her konuda söz sahibi olması ve yetkilerle donatılmasının ne denli sakıncalı olacağının tipik bir göstergesidir”.

Elbette ki örneğimizdeki gelişme olumludur. Yani ülkenin ve toplumun lehinedir. Ama bunun tersi görüşler olabilir. Tersine gelişmeler meydana gelebilir.

İster olumlu, ister olumsuz sonuç versin. Tek kişinin görüşlerinin egemen olduğu bir sistemin özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi ile bağdaşmayacağı net ve açıktır. “ Bu örnekten yeterince ders çıkartılmalı ve gerekenin yapılması yoluna gidilmelidir.

Bu nedenledir ki özgürlükçü demokrasiye inananlar, parlamenter rejimi savunmakta ve bu rejimin devam ettirilmesi için uğraş vermektedirler.

Olumlu sonuç vermiş olsa bile bu örneği göz önünde tutmak suretiyle ilerde oluşabilecek tehlikeleri görerek, parlamenter sistemin tüm kurum ve kuralları ile birlikte egemen olması için gereken yapılmalı ve bu doğrultuda uğraş vermekten geri kalınmamalıdır…