header-reklam
ANKARA’NIN GAVURLARI ! Sahi, kim onlar, o GAVURLAR ?

[email protected]


Sözlük anlamına baktım önce…

‘Müslüman olmayan kimse, özellikle Hıristiyan, Avrupalı, batılı…’ diye geçiyor… Ama devam da ediyor… ‘Dinsel inancı olmayan kimse, dinsiz kimse…’ Ötesi de var, ama devam etmek istemediğim bir ötesi… Korktuğum bir ötesi… Nefret kokan bir ötesi… İçinde olmak istemediğim bir ötesi…

Peki, eldeki hangisi ?
Ankara’dan sarkan hangisi ?
Ankara’nın gavurları hangisi ?

Okumuşsunuzdur…

Bizleri, her birimizi, Anadolu’nun kadim kardeşliğini, Türkiye’nin mozaiğini, çok dinli ve çok dilli hayatlarımızı temsil (!) eden (!) Ankara adına konuşmuş, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş… AKP Yerel Yönetimler 3'üncü Bölge İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında Kastamonu’da Partililerine hitap etmiş…

Laf, dönmüş-dolaşmış, o GAVUR denene gelmiş…
Ankara’nın hakimleri, hem vermiş hem veriştirmiş…

Ve demiş ki…

“Yeni Türkiye tarihiyle, kültürüyle barıştığında neyi görüyor? Orada emperyalizm yok, orada sömürü yok. Ama orada bir şey daha var. Tarihimizle, kültürümüzle barıştığımızda başkalarına karşı, emperyalist ülkenin boyunduruğu altına girmek de yok. Onların gölgesi altına girmek de yok. 'Türkiye Müslümanlığı' dediğimiz, bugünlere kadar gelmiş olan bu büyük medeniyetin en temel özelliklerinden birisi GAVUR’a 'GAVUR' diyerek GAVUR’un karşısına dikilebilmektir. Onun için Çanakkale'de vazgeçmedik. Onun için Kurtuluş harbinde esir düşmedik.”

Şimdi o GAVUR’da duralım mı ?
Duralım ve biraz düşünelim mi ?

Ankara’nın GAVUR derken etiketlediği insanları… Ankara’dakiler gibi olmayanları… Ankara’dakilere gibi düşünmeyenleri… Ankara’dakiler gibi konuşmayanları… Ankara’dakiler gibi nefes alıp vermeyenleri… … İnandıkları farklı olanları… Tanrılı olanları… Tanrısızları… Kutsal kitabında farklı yöne düşenleri… Dillerinin alfabesinde anlaşılamayanları… Kültüründe farklı renklerin ritminde dans edenleri… Camisi olanları… Kilisesi olanları… Havrası olanları… Cemevi olanları… Dua edenleri… Hiç etmeyenleri… Hatta hiç inanmayanları…

Ne kadar kalabalığız, gördünüz mü ?
Ne kadar farklıyız, fark ettiniz mi ?

Peki, GAVUR olanımız hangisi ?
GAVURLUĞUMUZ hangisi ?
Bizi DİĞERİ yapan hangisi ?

Mesela BEN !

Numan Kurtulmuş ile aynı inanca sahip değilsem, NE oluyorum ? Sadece Tanrı’ya inanıyorsam, hangi sınıfa giriyorum ? Hiçbir şeye inanmıyorsam, adressiz mi kalıyorum ? Dua ediş şeklimle kabul edilişimi mi sağlıyorum ?

Almayayım…
Bu kabul edişi almayayım…
Bu teslimiyete katılmayayım…

Siz de almayın !

Hayat, size, 'NE' ya da 'KİM' olduğunuzu anlatmaya çalışanlarla dolu çünkü... Peki ya siz ? Siz 'ne' anlatıyorsunuz kendinize dair ? Sizi anlatmaya çalışanlara kendinize dair NE anlatıyorsunuz ? Sizi etiketlemek için bekleyenlere NE fısıldıyorsunuz ? Size verdiği değeri inancınıza kadar indirgeyenlere karşı NE anlatıyorsunuz ?

Ne anlattığınızı bilmiyorum ama...

Bir kenara bırakın…

Diğerlerinin sizi sınıflamasını bir kenara bırakın ve ayağa kalkın, kalkın ve VAR olun...

Bir gün öleceksiniz, tamam...
Ama o ana kadar NE kadarını yaşayacaksınız ?
Yaşadıklarınıza NE kadar anlam katacaksınız ?
Ve NE kadarında KENDİNİZ olabileceksiniz ?

Eldeki GAVURLUĞUMUZ da ona dair…
'Dışarı çık ve hayati yakala' demeye dair...

Etiketlerden oluşturulan hayatlarınızın orta yerinde ‘SOYUNUN’ ve üzerinizde sadece ‘İNSANLIĞINIZ’ kalsın demeye dair…