header-reklam
Ne Gam?...

[email protected]



Ülkenin genel görünümü hiçte iç açıcı değil. Kimse önünü göremiyor, her şey birbirine karışmış bir vaziyette. Vatandaşlar mutsuz ve umutsuz, karanlık bulutlar dağılmak bir yana, giderek daha da kararmaya başlıyor.

Durumu şu özdeyiş ile tanımlayabiliriz: “ Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete….”

Tabii ki temennimiz, sonumuzun kıyamet günü gibi olmamasıdır. Bunun için herkesin elinden geleni yapması ve yurttaşlık görevini yerine getirmesi gerekir.

Bilinmelidir ki; hiçbir sorun çözülemez, üstesinden gelinemez değildir. Yeter ki soruna hiçbir art niyet olmaksızın, hiçbir kişisel beklenti ortaya konulmaksızın, sadece ve sadece sorun ve sorunu oluşturan nedenler üzerine odaklanmak suretiyle çözüm yolları aransın.

Böyle bir yola gidildiği takdirde üstesinden gelinemeyecek hiçbir sorun söz konusu olamaz.

Ama bizde bugün için durum böyle mi ?...

Samimi olarak bir yanıt vermek gerekirse: Maalesef hayır.

Şöyle bir olanlara ve olacağa, ufukta görünen tehlikelere baktığımızda, bu konuda sağduyunun egemen olmadığını, özellikle sorumluluk mevkiinde bulunanların hala tehlikenin farkına varamadıklarını üzüntüyle görüp izlemekteyiz.

Ülkenin ekonomik durumu hiçte iç açıcı değil, neredeyse yaprak kıpırdamıyor. İşyerleri birbiri peşi sıra kapatılıyor, iflaslar birbirini izliyor. İflas erteleme talepleri KHK ile engelleniyor. Döviz fiyatları başını almış gidiyor.

Ne gam?….

Komşu ülkelerde, özellikle güney ve doğu yörelerimizdeki komşu ülkelerde, terör ve iç savaş alabildiğine devam ediyor. Bunun ülkemize verdiği zararlar ve yaptığı tahribat her geçen gün daha da artıyor. Olası tehlikeleri bertaraf edebilmek için Suriye’deki iç savaşa büyük ölçüde müdahil olma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Suriye’deki terör örgütleri birbirleri ile çarpışa dursunlar. Bizim bu ülkeye yönelik sağlıklı bir politika üretemediğimiz gelişmelerden anlaşılıyor.

Ülkede terör ise canlar almaya, şehitler verilmesine, ocakların sönmesine neden olacak eylemlerine maalesef devam ediyor.

Tapusu bize ait olan Ege denizindeki adalar, teker teker yunanlılar tarafından işgal ediliyor, üzerlerine yunan bayrağı dikiliyor. Bu yöndeki işgaller yazılıp çizilmek suretiyle kamuoyuna duyuruluyor. Ama resmi ağızlardan bir açıklamaya rastlanmıyor.

Avrupa parlamentosu, Avrupa Birliğine müzakereleri durdurma çağrısı yapıyor.

Batı dünyasından ülkemizdeki gidişata yönelik uyarılar ve tepkiler çığ gibi artıyor.

Ne gam?...

Ülkemizde eğitimden tutun sağlığa kadar birçok konuda skandallar yaşanıyor. Canlar kaybediliyor. Olaylar oluyor. İhmaller, suiistimaller birbirini kovalıyor, feryatlar etrafı çınlatıyor. Sorumluların bir an evvel ortaya çıkartılması ve gereken cezaya çarptırılması isteniyor. Buna rağmen kamuoyunu tatmin edici bir sonuca varılamıyor.

Özgürlüklerin kısıtlandığı, medyanın bağımsızlığını kaybettiği, cezaevine konulan basın mensupları sıralamasında dünyada ilk sıralarda yer aldığımız yapılan araştırmalardan anlaşılıyor.

Ne gam?.

Bu örnekleri elbette ki çoğaltmamız mümkün. Ama bunlar bile durumun vahametini anlamamız için yeterde artar bile.

Buna rağmen ülkede her şey yolunda imiş, etraf güllük gülistanlıkmış gibi “ bir rejim değişikliği” yapılması yolunda ısrarlı adımlar atılmak isteniyor.

2002 yılındaki erken seçim kararı ile AKP’ye bir tür destek olduğu kamuoyunda yaygın bir kanaat olan MHP, bu kez de “Başkanlık” sisteminin anayasada yerini alabilmesi için AKP’ye destek olacağını genel başkanları aracılığıyla açık açık dile getiriyor.

MHP kendini meclisten tasfiye edecek ve belkide isminin siyasi partiler arasından silinmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına neden olacak “ AKP’yi başkanlık isteği konusunda destekleme kararından” bir türlü vazgeçmiyor. Siyasi iktidar ile birlikte MHP “ Başkanlıkta Başkanlık ”demek suretiyle yanlışta ısrar ediyor. Gerekçesi ise: Madem ki yasalara uyulmuyor, o halde bizde yasayı o yasaya uymayanların isteğine göre değiştirelim. Yani yasa ihlal ediliyorsa, bu yasa ihlal edenin isteğine göre değiştirilsin zihniyetiyle hareket ediliyor!!!!...

İşte ülkenin genel durumu yukarıda açıkladığımız üzere iken hiç bir şey yokmuş gibi “Başkanlık” isteklerinin öne sürülmesi ve bu yolda iktidar partisi ile MHP’nin ortak hareket edeceğini açıklaması var olan olumsuzlukların daha da artmasına, ülkenin üzerine çökmüş olan kara bulutların dahada kararmasına neden olmaktadır.

Tehlikeyi görenler, yanlışın hızla düzeltilmesi ve doğruya yönelinmesi için uyarı üstüne uyarıda bulunanların seslerine kulak veren yok.

“Varsa başkanlık, yoksa başkanlık”.

Ülkenin sorunları varmış. Gidişat hiçte iyi değilmiş. Genel görünüm “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete..” özdeyişini hatırlatacak boyutta imiş.

Ne gam?...