header-reklam
İki Örnek…

[email protected]



Mukayesesini ve değerlendirmesini yapabilmeniz için bugün sizlere iki örnek vereceğim. Bunlardan biri ülkemizde cereyan eden olaylarla ilgilidir. diğeri ise geçtiğimiz günlerde İtalya’da yapılan referandum sonrasına aittir.

Bilindiği gibi son haftalarda hızını arttıran ekonomik kriz ülkemizde çok önemli etkiler yaratacak boyuta ulaşmıştır. Her ne kadar bu ekonomik kriz dünyanın çeşitli ülkelerinde de etkisini hissettiriyor ise, de ülkemizdeki etkisi ve oluşturduğu zarar diğer ülkelere kıyasla çok daha fazladır.

Bu nedenle içinde bulunulan ekonomik krizin, döviz kurlarındaki aşırı yükselmenin ve buna paralel olarakta TL deki değer kaybının önce durdurulabilmesi, daha sonra da döviz kurlarının normal seviyeye çekilmesi, TL nin ise tekrar değer kazanması için herkesin şapkasını önüne koyup sağlıklı bir şekilde düşünmesi ve kendine düşeni yapması gerekir.

Ama ne yazık ki bazı kesimlerin bu durumu yeterince algılayamadıkları, krizin boyutunu tam olarak değerlendiremedikleri veya krizi önemsiz imiş gibi göstermeye çalıştıkları gelişmelerden anlaşılmaktadır.

Oysa ki gerçeği gizlemeden, durumu tüm çıplaklığı ile ortaya koymak karşı karşıya olduğumuz sorunun ne olduğunu bilmek ve ona göre gereken önlemleri elbirliği ile almak gerekir. Bu bir zorunluluktur. Bu zorunluluğun ayırdına varmak ve çözümü için ortak akılla hareket etmek gerektiği kanısındayız.

Şimdi etrafımıza şöyle bir bakalım.

Sanki hiçbir şey yokmuş, her şey güllük-gülistanlık imiş gibi bir hava yaratılmak isteniyor. Sorumluların ekonomik krizi en az zararla atlatabilmemiz için gereken önlemlerin alınacağına vatandaşları inandırmak suretiyle olumlu adımlar atması yerine ekonomi ile ilgili olmayan söylemlerle gün geçiştirilmeye ve sorun unutturulmaya, yada ötelendirilmeye çalışılıyor. Zamlar birbirini izliyor. Vatandaş şaşkın ve tedirgin.

Dikkat ediniz. Yapılan her konuşma, sözlenen her söz, atılan her hamasi nutuktan sonra döviz kurlarındaki ateş biraz daha yükseliyor. Bu ateşi durdurabilmek için, vatandaşların ellerindeki dövizleri bozdurması, bundan sonraki işlemlerin TL bazında yapılması gibi söylemlerle fazlaca etkili olamıyor. Dövizin ateşi birazcık olsun düşmeye başlasa bile bunun uzun soluklu olması için güven arttırıcı kararların alınması ve uygulamaya konulması gerekir…

***

Geçtiğimiz günlerde İtalya’da bir referandum yapıldı. İtalyan seçmenler sandık başına giderek “evet veya hayır” şeklindeki oylarını kullandılar. Referandumun nedeni “senatoda sandalye sayısının azaltılması ve görevlerinin yeniden tanımlanması” idi. İktidar bu referanduma destek verdi. Yani seçmenlerin “evet” oyu kullanmalarını istedi.

Ama referandum sonuçları hiçte istenildiği gibi olmadı. Hayır oyları çok fazla çıktı. Bunun sonucu olarakta İtalya Başbakanı RENZİ demokrasilerde olması gerekeni yaptı. Koltuk sevdasına kapılmadan referandum öncesindeki sözünün arkasında durarak istifa etti.

İşte gerek referandum öncesi ve gerekse referandumdan hayır oylarının fazla çıkması sonucu İtalya’da yükselen siyasi tansiyona rağmen ekonomide önemli bir dalgalanma meydana gelmedi.

Oysaki İtalyanlar çok hararetli bir referandum süreci yaşadılar. Referandumdan hayır oyu çıkması sonucu hükümet istifa etti. Tüm bunlar büyük bir dalgalanmanın, büyük bir karmaşanın olmasına işaret sayılabilecek önemli gelişmeler olduğu halde İtalya’da parlamenter rejim tüm kurum ve kuralları ile birlikte yer etmiş olduğundan kimsenin kılı kıpırdamadı. beklenen çalkalanma meydana gelmedi.

***

Şimdi bir ülkemize ve ülkemizde yaşanan olaylara bakalım. Birde İtalya’dakine.

Demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile uygulandığı, parlamenter rejimin tartışma konusu yapılmadığı İtalya’da yaşanan referandum çalkantısına rağmen başta ekonomi olmak üzere hiçbir konuda önemli bir sarsıntı, dalgalanma ve çalkantı meydana gelmedi.

Böylesi bir referandum ülkemizde yapılsa idi başta ekonomi olmak üzere birçok konuda önemli gelişmeler, çalkantılar ve dalgalanmalar olurdu.

İşte demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile uygulanıp uygulanmamasının etkileri ve tepkilerini ortaya koyan iki gelişme.

Diliyoruz ki, bu gelişmelerden yeterince ders alınır ve hiç olmazsa mevcut parlamenter sistemin yara almasından ve bu sistemden geriye dönüş yollarının aranmasından vazgeçilir. Zira ekonomi ve özellikle para ürkek bir kuşa benzer. En ufak bir olumsuz hareket, söz yada davranış o kuşu bulunduğu yerden hızla uçurur. Giden kuşunda tekrar eski yerine dönmesi hem zor olur, dönse bile de büyük bir zamanın geçmesini gerektirir…