header-reklam
Taşıma Su ile.

[email protected]


Ekonomide “tehlike çanları” çalmaya devam ediyor. Dünya genelinde yaşanan ekonomik krize ek olarak ülkemizde yaşanan olaylar bir araya gelince, bu krizin ülkemiz için etkileri giderek daha da ağırlaşıyor.

ABD Başkanlık seçimleri sonucu Donald Trump’un başkan seçilmesi ile birlikte dünya genelinde bir belirsizlik ve tedirginlik oluşmuş idi. Yeni başkan henüz görevine başlamadı ama, geçen süreç içerisinde bu tedirginliğin ortadan kalkmasını gerektirecek elle tutulur, gözle görülür, önemli ve olumlu adımların atıldığına rastlanmamıştır. Buna ek olarakta, dünyada yaşanan ekonomik krizde bir azalma , yükselen tansiyonda bir düşüş meydana gelmemiştir.

Dünyadaki gelişmeler bu minval üzere devam ederken, ülkemizde de gelişmeler hiçte iç açıcı olmamıştır.

Bir yandan içinde bulunulan krizin hafife alınması ya da hafife alındığı yolunda söylemlerde bulunulması, öte yandan iç siyasetteki rejim değişikliğine yönelik gelişmelerin hız kesmemesi ve buna bir de yaşanan terör olayları ile Öso’yu destekleme amacıyla Suriye’ye yapılan müdahale eklendiğinde, durumun oldukça karmaşık bir hal aldığı açıkça görülüp anlaşılmaktadır. Buna birde, AB ile ilişkilerin kopma noktasına geldiği ilave edildiğinde,tablonun daha da karmaşık bir görüntü vermeye başladığını söylemek abartılı bir tespit olmasa gerek.

İşte bu ortam içerisinde döviz kurlarında aşırı bir yükselme ve buna paralel olarak TL’de değer kaybı meydana gelmiştir.

Özellikle doların ateşinin hızla yükselmesi üzerine, ekonomi çevreleri kalıcı ve etkin tedbirlerin alınmasını bekleye dursunlar, palyatif tedbirlerle doların ateşi düşürülmeye çalışıldı. Bundan bir sonuç alınamayınca da bu kez herkesin elindeki, yastık altındaki ya da bankalardaki dolarlarını TL’ye dönüştürmesi suretiyle dolardaki yükselişin önüne geçme yolu denendi.

Çağrı üzerine bir kısım kurumlar ve vatandaşlar dolarlarını bozdurmak suretiyle TL’deki düşüşü durdurma ve TL’ye değer kazandırma yolunda gayret gösterdiler. Bunun sonucu olarakta dolardaki aşırı yükseliş durdu. Başka bir anlatımla doların ateşi kısmende olsa düşmeye başladı.

Ama “taşıma su ile değirmen dönmez” özdeyişinde olduğu gibi, bu girişimde fazlaca bir etki yaratamadı. Dolar önce düştü, sonra kısmende olsa tekrar yükselmeye başladı. BDDK verilerine göre, vatandaşların bankalardaki döviz mevduat hesaplarında azalma olmamış, aksine kısmi bir artış meydana gelmiştir.

Ekonominin içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulabilmesi ,krizin en az zararla atlatılabilmesi için kalıcı tedbirlerin hızla alınması ve uygulamaya konulması zorunludur.

Bugün için ülkenin yaklaşık olarak “200 milyar dolara” gereksinimi vardır. Bunun kaynakları hızla aranmalı, bulunmalı ve yaşama geçirilmelidir.

Yıllardır ülkeye gelen sıcak para nedeniyle, dünyada yaşanan ekonomik krizlerin ülkemize etkisi diğer ülkelere oranla daha az olmuş idi. Ama bu kez sıcak para geçişi durduğu gibi ülkemizden para çıkışı da başlamıştır. Bu durumda içinde bulunulan ekonomik krizin ülkemize etkisi daha çok olacağa benziyor.

Bu gerçekleri gözden uzak tutmadan, krizin etkisinin ülkemizde daha fazla görülmeye başlamasının nedenleri üzerinde gereken araştırmayı yapmak ve tespitlerde bulunduktan sonra, krize neden olan etkenlerin ortadan kaldırılması için sağ duyu ile hareket etmek gerekliliğini gözden uzak tutmamak gerekir.

Bu aşamada “her türlü kişisel veya siyasal beklentiler unutulmalı yada hızla ötelenmelidir. “Eğer bu yapılmaz , kişisel ve siyasal beklentiler ön planda tutulmaya devam edilirse ,ekonomik kriz ülkemizi derinden vuracak ve büyük zararların oluşmasına neden olacaktır kanısındayız.

Diliyoruz ki ; bu konuda yanılmış olalım.

Bir hususu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Özellikle ülkemizin bulunduğu Coğrafya’da ekonomik krizin etkileri çok büyük ve ağır olur. “Oluşacak yıkıntının altında Türk ekonomisi ile birlikte yurttaşlarımız ve onun yanında da ülkeyi yönetenlerin kalabileceği hatırdan uzak tutulmamalıdır. “

Beklentiler ötelenir veya unutulur ise, ileriki zaman dilimi içerisinde uygun bir ortam oluştuğunda bunlar yine gündeme getirilebilir. Ancak ekonomik kriz ülkede büyük tahribat yapar ve yıkıntılara sebebiyet verirse ,bunun altından kalkmak çok zor olur ve onarılması uzun zamanı gerektirir. İşte o zaman ne ötelenen ne de unutulan beklentilerin yeniden gündeme gelmesi yada getirilmesi söz konusu olabilir.

Bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: “Taşıma su ile değirmen dönmez.” Dünyanın da içinde bulunduğu ekonomik krizden ülkemizin en az zararla çıkabilmesi için gereken ekonomik önlemler ve siyasi kararlar vakit geçirilmeden alınmalıdır.

Bunlar yapılmadığı takdirde ileriki zaman dilimi içerisinde alınacak kararlar yeterli etkiyi gösteremez. Zira iş işten geçmiş olur…