header-reklam
…başka bir dünya mümkün mü ?

[email protected]



Biri MÜMKÜN desin…
Diyemiyorsa da, SUSSUN !
Yok, konuşsun, MÜMKÜN desin…
VAR BUNUN DA BİR ÖTESİ desin…
Umudun resmine BİZLERİ de eklesin…
Bizleri eklesin ama, acıları çıkarsın…
Ölümleri de çıkarsın, gözyaşını da…
Çığlıkları da, yakılan ağıtları da…
Ardından RENK eklesin…
Tüm renkleri ama…

Beni de…
Seni de…
Onu da…

Türk olanı da…
Kürt olanı da…
Süryani olanı da…
Ermeni olanı da…
Rum olanı da…
Arap olanı da…

Siyah olmasın sadece…
Mavi de olsun, Sarı da, Yeşil de…
Hatta mor da, kırmızı da, eflatun da…

Olsun…

Müslüman da olsun…
Hristiyan da olsun…
Musevi de olsun…
Ateist de olsun…

Hepsi olsun…
BİZ’den olsun…

Biri gelsin ve DESİN…
Hepsi için ‘OLUR’ desin…
Olup biteceğe MÜMKÜN desin…

Tutsun o her rengin elinden, kaybetmesin…

Biri MÜMKÜN desin…
Başka bir hayat VAR desin…
Kalpten gülümsemeler VAR desin…
Öfkelerden uzakta bir yaşam VAR desin…
VAR demekle de kalmasın, İNAN diye eklesin…

Sadece İNAN demesin…
Söylediğine kendisi de İNANSIN…
İnandırmaya çalıştığına önce kendisi inansın…

Ama çabuk inansın…

Çünkü yorgunuz, çok yorgunuz…
Dinlemekten yorgunuz, duymaktan…
Gördüklerimizden yorgunuz, yaşamaktan…
Nefes almaktan yorgunuz, düşüp durmaktan…
Kanayan yaralarımızın pansuman tutmayan hallerinden…
Avuçlarımızın arasında sıkışan özgürlüğümüzden…

En çok da ondan…

Karnını doyurmak için özgürlüğünü satanlardan…

Oysa ki kolay mı vazgeçmek… ?

Hani dedikleri gibi, anlattıkları gibi…

Örneǧin Brezilya’da, sokakta yaşayan insanların uyuyabilecekleri ve ücretsiz karınlarını doyurabilecekleri enstitüler varmış. Ama sokakta yaşayanların çoǧu zorunlu olmadıkça oraya gitmekten kaçınırmış. Çünkü sokaklarda özgürlermiş ve özgürlüklerini ekmekle deǧiştirmek istemezlermiş. Niye mi ? Çünkü özgürlük dediğin şey, onu bilmeyenler için çoǧu zaman bir şey ifade etmez… Ama özgürlüğü bir kez tadanlar da ondan asla vazgeçmek istemez.

Şimdi anladınız mı asıl yorgunluğumuzu, ‘başka bir dünya mümkün mü’ diye soruşumuzu ?

Kimbilir, Foucault, “Dünya, yöneticileri psikologlar ve halkı da hastalar olan büyük bir tımarhanedir” derken, haklıdır belki… Peki, tedavi için hazır mıyız ? Başka bir dünya için ayağa kalkmaya hazır mıyız ?