header-reklam
eşkâl taramasında bir GBT hikayesi

[email protected]



Hiç Polis GBT’sinden geçtiniz mi ?
Açılımı Genel Bilgi Tarama olan hani…

Ben geçtim !!!
Önceki gün… !!!

Gazeteden çıktıktan sonra, klasik halim, kulağımda müzik yürüyorum… O yüzden ilkinde duymadım, hatta yanımda benimle beraber ilerleyen Polis aracını hiç mi hiç fark etmedim… ‘Genç’ diye seslendi içlerinden biri… ‘Dur’ diye de ekledi… Ardından ‘kim’ olduğumu sordu. ‘Gazeteciyim’ dedikten sonra ‘kimliğimi’ istedi, bir taraftan da elinde telsiz amiriyle konuştu.

‘Eşgale uygun biri var… Montlu, siyah çantalı…’ deyince, KORKMADIM desem YALAN olur… Herkesin MAKUL ŞÜPHELİ haline ‘kanunlarla’ getirildiği bir ülkede nefes almaya çalışırken hele ki…

Ardından mı ?

Çantam arandı…
Tek tek her şeye bakıldı…

Sonunda mı ?

Temiz çıktım !

Ama ne anladım, biliyor musunuz ?

Diken üstündeyiz…
Herkesten şüphelenir haldeyiz…
Birbirimizi birbirimize ihbar eder haldeyiz…

Peki, ne zaman biter bu durum ?

Yok…
Bitmez…

Niye mi ?

Daha dünü temizleyemedik ki ?
18 Aralık’ı mesela…

Daha iki gün önce, tarihçi-yazar Necip Hablemitoğlu’nun suikast düzenlenerek öldürülmesinin yıldönümüydü…

Bildik mi ?

Hablemitoğlu, Tarihçi ve Yazar hani… Evinin önünde uğradığı suikast sonucu 18 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybetmiş olan hani… Suikastının failleri halen bulunamamış olan hani…

Bugüne dair kirlenmişliğimize dair çok şey söylemiş biri, Necip Hablemitoğlu… 1999 yılında Ali Kırca‘nın sunduğu Siyaset Meydanı‘nda konuşmuştu hatta… Sayısal verilere dayanarak Dünün Hoca Efendi’si, bugünün FETÖ’sünü anlatmıştı.

“Köstebek” adlı kitabını bilenler iyi hatırlayacaktır…
O kitabın önsözünde bakın nelere işaret ediyordu…

“İşte ‘Köstebek’ adlı bu çalışma, içinde bulunduğumuz kapkara dönemde, devletimizin altının NASIL oyulduğunun, nasıl zaafa düşürüldüğünün binlerce örneğinden sadece birine ışık tutuyor: Türk Devleti’nin istihbarat birimlerine sızmış, KADROLAŞMIŞ fethullahçıları!.. Şeyhleri A.B.D.’de yaşayan, ancak kendi ülkesinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan; C.I.A., MI6 ve BND gibi yabancı ülke istihbarat örgütlerine taşeronluk yapan bir cemaate mensup MÜRİTLERİN, asli görevi kendileri ile mücadele etmek olan istihbarat birimlerinde kadrolaşabileceğini, devletin gücünü, devleti savunanlara karşı kullanabilecek düzeye gelebileceklerini kim tahmin edebilir ki? ‘Köstebek’, bu İHANET ÖYKÜSÜNÜN adıdır…”

Evet…

O ÖYKÜ, bugün tüm Türkiye’yi sarmış durumda… Ankara’da bir büyükelçiyi sırtından vurabilecek kadar devleti ele geçirmiş durumda… Ama merak ettiğimiz şey başka… Bizi yolda durduran polislerin gözlerimizin içine bakarken bizlere HİSSETTİRDİĞİ o korkudan çok başka…

Şu ana kadar; öğretmeni, polisi, savcıyı, askeri, hakimi, sivili, düz memuru aynı GBT’den geçiren Ankara, kendi GBT’sinde ne kadar TEMİZ çıktı sahi ?

O yüzden sorum ÇOK net !

Sahi, o öykünün orta yerinde duran Ankara noktasında güvende miyiz?