Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Aşkın Yedi Tonu

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 19.12.2018
  • 519 kez okundu

Her kadının karanlığında derin bir sihir gizlidir. Bu karanlığın dehlizlerinde sevdiği erkeğe duyduğu büyülü tutkusu vardır. Kadın sevdiği erkeğe kavuşmanın sabrında oturur. Toprak olur, taş olur, sabrın sonunda baharda yediveren bir gül, zemheride ise kardelen olur.

Erkeğin doğası, dünyası farklıdır. Sevdiceğine varmanın yolları aynı zorluklarla döşenmesine rağmen, zorlandığı yöntem kendine özgüdür. Aşkları uğruna taşın tenini yontarlar. Güneşin her batışında aşklarının renklerini avuçlarlar. Avuçlarının içinde vuslatla nihayetlenmenin hayalini saklarlar.

Her aşkın kimyası farklıdır. Ritimleri ayrıdır. Duyguları benzersizdir.

Aşkın sesi, aşkın rengi, aşkın hissi hayatın damarlarında dolaştırır ve mutluluğun tarifsiz doruklarında oturtur. Bu mutluluk, âşıkların gözbebeklerinin rengârenk ışık huzmelerinden okunur. Samimi bir aşkın yalanı yoktur. Karşılıklı bakışlar aşkın karakterini, kimliğini gösterir.

Hitap şekli, ses tonu, hak teslimiyeti bin bir emekle büyütülen aşkı sonsuz kılar.

Her aşkın hikâyesi farklıdır. Gökyüzünde bir kırmızı yıldızın doğmasını bekleyen kadın, koyuya kaçan rengi ile sabırla aşkının tuvalini yaratır. Bazı hikâyelerde, kayan bir yıldızın ardında bıraktıkları izlere umutlarını bağlar, aşklarının adlarını göklere yazarlar.

Erkeğin hikâyeleri, kâh bir pencerenin pervazında, kâh bir ağacın gövdesinde yazılıdır. Bazen bir şarkının nağmelerinde, bazen ise bir sazın tınısında hatıralarla hikâyeler buluşur, damla damla gözyaşına dönüşür. Damlalarla beraber erkeğin ruhu da akar. Bu damlalar erkeğin bir nevi aşk hikâyesidir.

Ama aşk her zaman romantik zaman dilimlerinden oluşmuyor maalesef.

Suçsuzluğun ve günahsızlığın derin hislerin çapraz ateşinde vurulup, yere düşenlerin düş kırıklığıyla yüklenmiş yaşantıları yürek yakar. Bu insanların aşkları hüzünlü hikâyelerle doludur. Her birine hüznün kabuğu bağlanmıştır. Bu kabuğun iyileşmesi, hüzün bulutlarının dağılması zaman alır. Tekrar bahadır bir ruha kavuşmak, ancak sabrın meşalesiyle mümkün olur.

İnsan, dünyayı anladıkça onunla bilinçli bağlar kurar. Kendini tanıma cesareti gösterip de kendileriyle yüzleşenler ancak kendilerini aşarlar. Aşkı kendi değerleriyle yücelten ince ruhlu düşünce budur.

Aşkın büyüleyici bahçesine ayak basan insan, yaşamın tozpembe olmadığını ilk etapta anlayamaz. Aşkın sihirli dünyasında, ancak düşe kalka kavrayabilecek olgunluğa ulaşır.

Lavların arasından geçmeden duyguların harika halleri öğrenilemez. Bilinçle beraber aşkın kıvılcımlarıyla birlikte mutluluğun kapısından geçilebilinir. Mutluluğun kilidi bilinçsiz insanlar tarafından açılamaz. Her zaman ardında kalınır.

Aşkın gözünde, ağaran saçların, kırışan ciltlerin, bükülen bellerin engelleyici bakış açısı yoktur. Her haline anlam, değer ve kıymet veren içtenlikli tavır vardır.

İki sevdalının birlikte kurdukları yuva, kutsiyet atfedilen bir kurumdur. Boş verilmesine, boş bırakılmasına tahammül edilemez. Sevgiyle, şefkatle, anlayışla tahkim edilmesi gerekir. Sütunlarına sürekli sevginin tonlarını, aşkın anlamlarını, sevdanın şarkılarını sıvayarak bağlarını güçlendirirler.

Aşkı kendi haline bırakırsak özen göstermezsek, amaçsız nedensiz yaşarız.

Ruhlarımız terk edilmiş bağlara, bahçelere dönüşür. Her yanını yabani otlar, dikenler sarar. Mahzun yüreklerimizde hüzünlü hayaletler dolaşmaya başlar. Issız gönül bağlarına konan baykuşlar korku salar kalplerimize. Duygularımız körleşir.

Aşk hayatımızı değiştirir, dönüştürür saklı cenneti yeryüzünde önümüze serer.

Bu hakiki cennetin varlığından demini almamış olanlar; hayallerin sahtesine, davetlerin sahtesine, cennetin sahtesine kanacak kadar zafiyet gösterenler..

Aşkın sihirli iksirinden ne anlarlar?

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ