Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,82
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,45

Babacan Öncülüğünde Yeni Bir Parti ve AKP

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 15.07.2019
  • 612 kez okundu

Türkiye’de siyaset hareketli geçer. Siyasetin gündemi yoğun olur. Halkımız da siyaseti genelde yakından takip eder.

Yaklaşık 6 aydır Eski AKP’li Sayın Babacan’ının öncülük edeceği iddia edilen ve11.Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün de sütre gerisinden destekleyeceği yeni bir partinin kuruluş rüzgârları etraflıca hissedilmeye başlandı.

Sayın Babacan 8 Temmuzda hem kurucuları arasında yer aldığı hem de 13 yıl bakanlık yaptığı partisinden istifa etti. Kendi açısından bağlarını kopardı.

Siyasi tarihimizde buna benzer kopuşlar yelpazenin hem sağ hem de sol eğilimlerinde yaşandı.1946 yılında CHP’den istifa eden Adnan Menderes ve dört arkadaşı Demokrat partiyi kurdu.2001 yılında Refah Partisinden kopan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve arkadaşları AKP’yi kurdu. Bu iki partiyi kuran kadroların ortak özellikleri girdikleri ilk seçimleri kazanarak tek başlarına iktidar olmalarıydı.

Her iki partiden kopuş sebebi aslında benzer bir ruhu çağrıştırır: Partinin yönetim anlayışı ve politikalarıyla ayrışma, tek adam hegemonyasına karşı itiraz, bu ruhun merkezinde yer almıştır.

Bugün üzerinde fikir üretmemiz gereken siyasi hadise AKP ve Babacan önderliğinde kurulacak yeni bir partinin halk nezdinde teveccüh görüp göremeyeceği üzerinedir.

Basına yansıyan kadarıyla yeni siyasi parti üzerinde yorumlar yapılıyor. Çünkü yeni kurulacak partinin felsefesini, ideolojisini manifestosunu bilmiyoruz. İçeriden her hangi somut bilgi paylaşımı yapılmış değil. Sadece Sayın Babacan’ın istifa metninde bazı vurgularından özet bir çıkarım yapabiliriz.

Örneğin; başlangıçta inandığı ilke ve değerlerle bugün uygulananlar arasında derin farklılıkların oluştuğu yönünde itirazını bildiriyor. Bunların neticesinde kalben ve aklen ayrışma yaşadığı yönünde şikâyeti var. Türkiye için yepyeni gelecek ve vizyona ihtiyaçtan, her alanda doğru analizler yeniden düşünülmüş stratejiler, planları ve programların gerekliliğine değiniyor.

Kendisinin yol arkadaşlarıyla beraber, böyle bir çalışma için büyük ve tarihi bir sorumluluk hissettiğini beyan ediyor. Bu süreçte aynı ahlaki ve toplumsal sorumluluğu hisseden çok sayıda insanla istişare ettiğini söylüyor. İleri demokrasiden, adaletten bahis açıyor.

Buraya kadar okuduğumuz irade beyanına diyecek bir şey yok. Hepimizin özlemini duyduğumuz sözler ve yaklaşımlar. Bugün memleketin içinde bulunduğu kriz ortamından memnun olan biri var mı diye etrafıma baktığımda kimsenin memnuniyet duyumuyla karşılaşmadım. Emeğiyle, alın teriyle ekmeklerini kazanmaya çalışan büyük kesim kaygılı, dertli ve karamsar.

Peki, kurulacak yeni parti kendini nasıl konumlandıracak? Beklentileri, öngörüleri, hayalleri gerçekleşecek mi?
Dolayısıyla bu parti kamuoyu nezdinde karşılık bulacak mı? Tüm bu soruların, bulunduğumuz yerden kesin yanıtını bilmiyoruz.

Fakat bildiğimiz küçük bir nokta var. Babacan öncülüğünde kurulacak partinin AKP’yi rahatsız ettiği ve bu partiyi göbeğinden çatırdatma potansiyeli taşıdığıdır. Dolayısıyla AKP’nin erimesini hızlandıracak yeterli bir güce sahip olacağıdır.

Buna benzer olayı, Refah Partisi içinden kopuşlar ve kadrolarla kurulan bizzat AKP yaşatmıştı. Çok büyük sürprizler olmazsa, büyük ihtimalle tarih tekerrür edecek ve Refah Partisinin yaşadığı duruma benzeşen bir durum ortaya çıkacak.

Denilebilir ki; önümüzde seçim takvimi yok. Dört yıl sonra seçim süreci başlayacak. Bu bağlamda yeni parti ne yapabilir? Siyasi parti kurmak kolay, güçlü bir şekilde varlığını sürdürebilmek zor. Mali açıdan imkân gerekir, insan kaynağı gerekir, propaganda gücü gerekir. En önemlisi kamuoyu desteği gerekir.

Bir açıdan bakıldığında doğrudur, tüm bunlar gereklidir. Fakat eğer parti resmen kurulduktan sonra AKP’den ve/veya başka partilerden, mecliste gurup kuracak kadar hatırı sayılır milletvekili ayrılır yeni partiye girerlerse, tüm hesaplar, tüm dengeler değişir.

Şartların değişmesiyle birlikte, erken seçim baskısı oluşabilir. Kamuoyunda erken seçim ile ilgili talep ve ihtiyaç hâsıl olursa, hiçbir muhalefet partisi sessiz kalmaz, sürekli gündeme getirir.

Erken seçim nasıl bir sonuç doğurur, şimdiden bilemeyiz.
Ama hala özlemlerini duyduğumuz değerlerin neler olduğunu biliyoruz.
Evrensel demokratik yapı, hukuk, adalet, insan hakları. Basın özgürlüğü. İfade özgürlüğü, güçlü ekonomi. İtibarlı Türkiye, muteber vatandaş. Gelecek kaygısı olmayan gençlik. Nitelikli eğitim. Vs.

AKP’nin kuruluş aşamasında Yasaklarla, Yoksullukla, Yolsuzlukla mücadele öncelikli taahhütleri arasındaydı.

Kısaca, Avrupa birliği normlarında kaliteli bir yaşam ideali yakalayacağı iddiasını dillendiriyordu.

AKP,2002 seçim çalışmalarında bu değerleri bizlere vaat etmişti. Başta samimi adımlar attılar. Vatandaş olarak inanmıştık. Heyecan duymuş, derin bir oh çekerek; inşallah devamı gelecek demiştik. Daha sonraki süreçlerde her şeyin tersini yaptılar.

Hayal kırıklığının alasını yaşıyoruz. Mutsuz bir toplumun resmini her gün görüyoruz.

Kurulacak yeni parti bize acaba mutlu bir gelecek ufukları yaratabilecek mi?

Kolay değil, bekleyip göreceğiz.
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ