Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,37 / Satış: 6,39

Babacan’ın Kuracağı Parti Tutar mı?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 02.12.2019
  • 219 kez okundu

Babacan ile ilgili Aylardır siyasi mecrada papatya falı yapıldı. Yeni bir Parti Kuruyor-Kurmuyor üzerinde yazıldı çizildi. Daha hiçbir şey ete kemiğe bürünmemişken çeşitli görüşler ortaya atıldı.

Eylül ayının ortalarında Babacan kuracağı yeni partisiyle ilgili fikir yapısının ilk işaretlerini Karar gazetesine verdiği röportaj ile vermişti.

Geçen hafta Bakanlıktan ayrıldıktan sonra, ilk kez, canlı yayına çıktı, genel siyaset ve yeni kuracağı partinin kapsamı ile ilgili görüşlerini aktardı.

Babacan’ın geçmiş dönemlerdeki hitabet performansının orta düzeyde olduğunu hatırlarız. Katıldığı canlı yayındaki hitabeti karşılaştırdığımızda, kendisini aştığını fark ettiren bir noktaya taşıdığından bahsedebiliriz.

Tabii hitabet tek başına belirleyici değil, ama etkileyicidir. Sakin tavrı konulara hâkimiyeti, mutedil üslubu bizlere ipucu verecek düzeydedir.

Sorulara verilen cevaplar, sorunların kaynaklarını ve kendi bakış açısıyla çözüm önerileri ile ilgili görüşlerini aktarırken dersine iyi çalışmış, kitabı baştan sona kadar hatmetmiş görev adamı izlenimi veriyor.

Son dönemlerde siyaset sahnelerinde sergilenen;  “Kafa tutma-kabadayı-horozlanma’’ tavırlarına meraklı, kafa şişiren-beyin pişiren aktörlerden sonra Babacan’ın düzeyli ses tonu ile sergilediği duruş doğrusu bana iyi geldi.

Şimdi Babacan’ın canlı yayında altını çizdiği birkaç alıntı üzerinde görüş belirtmeye ve gelecek ile ilgili kuracağı partinin başarılı olup olmayacağına değinmeye çalışayım:

Önemli olduğunu düşündüğüm cümlelerden biri: ‘’Yerlilik ve millilik kılıfı altında Türkiye’yi içe kapatma ve içe kapalı bir ülkeyi daha kolay yönetme amacı varsa, bununla mutabık olamayız.’’

Bu cümlenin tercümesini, kendisinin eski partisi AKP’nin kuruluşunda yer alan satırları hatırlayanlar daha iyi anlayacaklardır. Zira evrensel değerlerin dallarında, dış dünya ile entegre olma zorunluluğu vardır. Dünya sürekli evrim içinde daha özgür, daha müreffeh, daha mutlu olma formülleri üzerinde kafa yoruyor. Basın özgürlüğünün, ifade hürriyetinin önünü hep açık tutuyor.

Kısaca, içe kapanan bir ülkenin hiçbir zaman demokratik şekilde yönetilemeyeceğini ve kalkınamayacağını özetliyor.

Babacan’ın Başkanlık sistemi ile ilgili ifadeleri ve itirazları üzerinde bir tık daha fazla durulacak mahiyette. Lakin başta Başkanlık sistemi ile ilgili’’ Evet’’ kampanyasına fikren ve fiilen iştirak etmediğini belirtiyor. Burada bir parantez açıp; o günlerde neden karşı olduğu bir sisteme karşı duruşunu açıklamadığını sormak gerekiyor. Parantezi kapatalım.

Başkanlık sisteminin doğurduğu tıkanıklığın boyutunu anlatırken, söylem ile eylemlerin birbirine zıt uçlara gitmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekmekteydi. Sözde koalisyonlar dönemini bitirip %50+1 ile iktidar olunacağını ve karar mekanizmalarının hızla devreye gireceğinden Türkiye’nin uçmaya başlayacağı iddiasının mümkün olamayacağının görüldüğünü anlattı. Bugün başta ekonomik olmak üzere yaşanan devasa sorunların sebeplerinden birini Başkanlık sisteminde görüyor.

Koalisyonu ayak bağı görenler, bugün seçimlerden önce ittifaklara muhtaç duruma gelmekteler. İttifaklar kurulmadan seçime kimse gidemiyor.

Babacan’ın dile getirdiği pek çok konu başlığı var. Bu köşede şimdilik iki tanesini yazarak bitireyim:

Ekonomi ile ilgili soruya cevaben; açılan paketlerin, atılan adımların karşılıklarının olmadığını iddia ederken, parametrelerin sağlıklı olmadığına, teknik olarak içerik, öngörülebilir bir perspektif olmadığını belirtti.
Kimin parti çatısı altında toplanmasını istediği sorusunda ise cevabı; her kesimden, her coğrafyadan, her inançtan, her mezhepten insanlarla asli vatandaş olarak beraber ve birlikte yürüyerek çalışmak istediğini arzuluyor.

Son tahlilde Babacan’ın geleceği ile ilgili şahsi görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Siyaset çok kapsamlı ve meşakkatli bir iş. Bir demeç ile bir canlı yayında gösterilen pozitif performans ile tutup tutmadığı ortaya çıkmaz. Parti felsefesinin halk tarafından benimsenmesi, teşkilatlanma ile ilgili organların sağlıklı teşekkülleri aynı zamanda finans kaynaklarının cari sorunlarını çözmek gerekir.

Babacan’ın ekip arkadaşlarından şu ana kadar eski bakanlardan oluşan birkaç tanesini tanıyoruz. Kadronun nasıl kurulacağına dair bir fikrimiz yok.

Öte taraftan Babacan, ekrandaki canlı yayın performansını miting alanlarında sergileyip, halkı heyecanlandıracak canlılık ortaya koyabilecek mi?

En önemlisi bütün bunlar tekâmül edilse bile halk nezdinde nasıl bir karşılık bulacağı ile ilgili cevap henüz yok.
Ama beş ay kadar önce yazdığım gibi AKP’yi tedirgin edecek, uykularını kaçıracak bir potansiyel taşıdığını söyleyebilirim.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ