Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,69 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,29 / Satış: 6,32

Barış Pınarı ve Ortadoğu Coğrafyası

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 14.10.2019
  • 530 kez okundu

Ortadoğu’yu detaylıca tarif etmeye gerek yok. Dünyada cehennem kazanlarının en çok kaynadığı coğrafya. Gerek içeride gerekse dışarıdan kazan ateşlerine odun taşıyanlar hiç eksik olmuyor. Bazen İslam ümmetinin bir ülkesi, bazen batı devletinin bir uzantısı. Bazen ise her ikisi el ele vermiş, kazan kaynadıkça altına odun atarken görülüyor.

İslam ülkelerinin yerine göre ipine sarıldıkları ümmet kavramı tamamen kör ve sağır.
İslam olmayan devletler; İslam ülkelerinin birbirlerinin kuyusunu kazmak için çok fazla zahmete gerek olmadığını biliyorlar. Bölge insanlarının zaaflarını iki yüz küsur yıl önceden keşfetmişler. Birbirlerine nasıl kırdırılacağının planlarını yapmışlar.

Sadece fırsat kollayarak beklemeleri yeterliydi. Birileri beş bin kilometreden geldi nifak soktu, etnisitenin yumuşak karnını kaşıdı, insanları bir birlerine düşman etti. Kanlar aktı, canlar gitti, acı yüreklere yerleşti. Başka bir münafık on bin km. uzaklıktan geldi, ‘’ben dünyanın en güçlü devletiyim, sizlere demokrasi getireceğim’’ yalanıyla insanları kandırdı. Mezheplerin hassas dokularıyla oynadı. İthal ettiği canilerle vahşi örgüt kurup sahaya sürdü, meşru rejime karşı kafa tuttu, on binlerce kafa kestirdi, canlara kıydı.

Velhasılı kelam, bugün batılı devletler nifakın en katmerlisini bize karşı da kullanmaya çalışıyorlar. Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın uzantısı olan Pyd/Ypg. denilen bir terör örgütünü sınırlarımıza konuşlandırdılar. Bu terör örgütlerine on binlerce Tır silah ve mühimmat göndermek suretiyle hem donattılar hem de eğittiler. Ülkemiz için ciddi bir tehdit unsuruna dönüştürdüler.

Denilebilir ki; Türkiye’nin en başta Suriye politikasında yanlışlar vardı. Hükümetimiz bu yanlışlığı görmek istemedi. Eloğlu istedi diye; bizim 911 Km. uzunlukta sınırımız olan komşumuza karşı düşmanca tutum takınmanın mantığı yoktu. Tarih babanın bize, Araplar arasında yaşanan hiçbir çatışmanın içinde olmamamızı öğretmiş olması gerekirdi.
Yüzlerce yıldır. Arap dünyasının içinde yaşanan sahtelikler, hınzırlıklar, kalleşlikler hiçbir yerde yok. Batı devletlerinin en küçük kışkırtmasıyla bize karşı efelenerek iki yüzlülükleri tekrar su yüzüne çıkıyor.. Bu olgularda haklısınız. Fakat şimdi bunları bir tarafta tutalım. Eleştirileri sonraya bırakalım. Zira bugün birlik ve beraberliğin ihtişamıyla kenetlenme zamanıdır.

Güney sınırımızda bizlere karşı kullanılmaya kurgulanmış büyük bir terör koridoru var. Bu teröristlerin ellerine verilen milyonlarca dolarlık silahlar, teçhizatlar vitrin süsü olsun diye verilmedi. Medyatik foto çekimleri için de ellerine tutuşturulmadı. Bu silahların gölgesinde, ülkemize ve milletimize karşı sinsice planlanmış, saldırı amacı güden yatırım yapıldı.
Bu alçakça yatırıma hiçbir köklü devlet müsaade etmez. Devlet olarak tehditleri ortadan kaldırmak, can ve mal güvenliğini korumak ve kollamak ihmal edilemez devlet vazifesidir.

Türkiye maalesef çok oyalandı. Batılı devletlerin diplomatik çevikliğine karşı, etkin kamu diplomasisi mekiğini maharetle dokuyamadığımız gerçeğini kabul etmemiz gerekir. Bugün Macaristan haricinde hem batılı devletler hem de İslam ülkeleri bizi yalnız bırakıp, mücadelemizden vazgeçmemizi talep ediyorlar.

Her hâlükârda meşru güvenlik kaygıları olan Türkiye, Kuzey Suriye’de var olan terör tehdidine karşı mücadelenin planlarını daha fazla rafta tutamazdı.

Barış Pınarı harekâtını başlattı.

Birkaç gündür Ordumuz Terör koridorunu temizlemeye başladı. Dileğim tüm vatan evlatlarımızın bir an önce sağ-salim görevlerini yerine getirmeleridir. Görev başında bulunan tüm askerimize muvaffakiyetler diliyorum.

Bu mücadele safhalarında şartlar her an değişebilir. Çünkü Suriye coğrafyasında iki büyük aktörün yanında Avrupa ülkeleri ve İran’ın tutumları ve müdahale aksiyonları her zaman değişime gebe potansiyel dahilindedir. Batılı devletler bu coğrafyada sözde terörle mücadele ediyoruz perdelemesinin arkasında Suriye egemenliği ve toprak bütünlüğünü zayıflatmanın baş mimarları.

Elbette bu Suriye topraklarında varlığını gösteren hiçbir devlet masum değildir. Her devletin kendine özgü çıkarları söz konusudur. Çıkarlarını korumak için her manevrayı denerler. Ne Rusya ne de İran Suriye rejimine baba hayrı için destek vermez. Ülkelerinin yüksek menfaatlerini hesaplar, o minvalde pozisyon belirlerler.

Amerika’nın Pyd/Ypg terör bölgesinden çekildiği yönündeki bilgiler yeni şartları doğuracak. Kuvvetle muhtemel bu şartlar üçlü koalisyon olan, Rusya ve İran ve Suriye’nin işine yarayacak. Çünkü eğer Türkiye Pyg/Ypg terör örgütünü defetmesiyle ortaya çıkacak tabloda, üçlü koalisyon güçlerinin bu bölgede hâkimiyetlerini genişletme ihtimalleri yükselir.
Bu coğrafyada saatin değiştiği hızda koşullar ve yüzler değişir. Dün düşman olan bugün dost, dün dost olan bugün düşmana dönüşebilir. Dostluklara güven duyulamayacağı gibi, bir birlerine düşman sandığınız guruplar, ülkeler size karşı birleşip karşı gelebilirler.

Ortadoğu coğrafyasında ezelden beri zihinlerin içinde, büyük riyakârlıkların, kancık pusuların, hain tuzakların döl yataklarının en geniş rezervleri bulunur. Asırlardır bu rezervler kâh batının kışkırtmalarıyla, kâh muhterislerin iktidar hırsıyla yoğun şekilde kullanıldı.
Bu barbarca rezervler tükenmez. Dün nasıl kullanıldıysa, yarın da şekil değiştirerek kullanılmaya devam edilecek.

Umarım bu rezervlerin dışında kalacak barışçıl diplomasi atakları geliştirebiliriz.
Barış Pınarı, ismiyle müsemma olsun ve tüm insanlığa barış getirsin.
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ